14) YÜZBAŞI MUSTAFA ERTUĞRUL (Uçak Gemisini Batıran Türk)

Yayin Tarihi 27 Aralık, 2007 
Kategori KAHRAMANLAR

YÜZBAŞI MUSTAFA ERTUĞRUL

UÇAK GEMİSİNİ BATIRAN TÜRK

 

 

image00176.jpg

 

Dünya denizcilik ve savaş tarihinde, ilk uçak gemisini batıranın bir “Türk” olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya bu işi, bir “sahra topu” ile yaptığını söylesek? Bu inanılmaz işi, Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul’un bataryası başarmıştı…

Sarı, sapsarı… Soğuktan ölmeden önce insan sapsarı bir rüya görürmüş… “Sarı Ölüm” der Halil Paşa… “Sarıkamış Fatihi” olmak için yeğeni Enver Paşa ile yarışan Halil Paşa, anılarında, soğuktan donarak ölen 30 bin askerin, o gece aynı rüyayı gördüğünü anlatır…

Birinci Dünya Savaşı boyunca Türk askeri, tanrının soğuk cehennemi “zemheri”, sıtma, tifüs, sarı humma ve pellegra ile sık sık karşı karşıya geliyordu. Sadece Sarıkamış’ta değil, Galiçya’da, Yemen’de, Çanakkale’de… Türk askeri düşmandan çok iklime, hastalıklara ve yokluklara karşı bir savaş vermekteydi. Yokluklar, Türk askerinin kendisinden kat be kat üstün “yedi düvel”e karşı savaşında, bambaşka bir silah ile, “hayal gücü” ile savaşmasını sağladı.

Nasıl sağlamasın ki? Tifüs, sıtma ve humma askerleri kemirirken ve koskoca imparatorluk içinde ordunun elinde sadece birkaç bozuk Alman yardımı uçak varken, düşman karşına bir “uçak gemisi” ile çıksın!

1915’te üzerinde bir dizi uçağın durduğu bir uçak gemisini ilk gördüklerinde, Türk askerinin hissettiği, Kızılderililerin tüfek ile tanıştıklarında yaşadıklarına benzer bir duygu olsa gerek… Peki ama bununla nasıl savaşılır? Üstünde ölüm kusan uçakları, taretleri ve yanındaki iki kruvazörüyle, 120 metrelik bir çelik yığını nasıl yenilir?

Şimdi okuyacağınız öykü, dört sahra topu ile dünyada bir uçak gemisini batıran ilk askerin, Topçu Mülazım (Teğmen) Mustafa Ertuğrul’un öyküsüdür…

27 Aralık 1916. Saat: 13.00
“Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Biraz sonra kopacak kıyametin heyecanı ile benim de yüreğim çarparken; gözüm batarya dürbününün adesesinde, düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu… Bizim taraftaki harekât ve gürültü gittikçe sükûn buldu. Herkesin kulağı, bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor. Ateeeş… Nihayet saat 13.25’te aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden alev kusmaya başladı…”

Dünya savaş tarihinde bir ilk olan, 7.7 inçlik dağ bataryasının bir uçak gemisini 36 dakikada sulara gömen komutu verişini böyle anlatıyor Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul. Batırdığı uçak gemisi ise, 120 metre boyunda, saatte 24,5 mil hız yapan ve altı uçak taşıyan İngiliz bandıralı Ben My Chree’dir!

Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan tarih kitaplarında, Ben My Chree, tek cümle ile yer alır: “Batırılan ilk uçak gemisi”

image00247.jpg

Ben My Chree’nin batış anı

Bu resim Türkiye’de ilk defa burada yayınlanıyor.
Ben My Chree, Meis Limanı’nda isabet almış, yanıyor!

Mustafa Ertuğrul ve komutasındaki topçu bataryası, o gün Meis Limanı’na demirli uçak gemisi Ben My Chree’nin dışında, 200’e yakın yelkenli gemi ve sandalı batırır.

İngilizlerin hayaline bile gelmeyecek bir iş yapar Mustafa Ertuğrul. Meis Adası limanının tam karşısındaki buruna dört sahra topundan oluşan bataryasını, tam iki ay boyunca dağları aşırarak, gülleleri sırtlarında taşıyarak getirirler! Burunda, Ben My Chree’nin limana girmesini sessizce bekleyen 30 kadar Türk askeri, dünya savaş tarihine bir savaş gemisini batıran ilk birlik olarak geçerler. Hem de 7,7 inçlik, dört cılız “sahra topu”yla!

İngiliz ve Fransız donanması raporları, Türk kıyılarındaki “çılgın bir Türk bataryası”ndan bahsetmektedir artık…

13 Aralık 1917. Ağva Koyu
Müttefik deniz kuvvetleri, Akdeniz’deki en önemli silahlarından birinden olduğu için öfkelidir. Türk kıyıları sürekli denetim altında tutulur; motorlar, kayıklar batırılır, yerleşim birimleri zaman zaman bombardıman edilir. Sabrı taşan Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, yaptığı yeni bir planı 135. Alay komutanı Alman yarbayına kabul ettirmeye çalışır;

“Müsaade ederseniz, bataryamla, bir gece ansızın Antalya’yı terk ederek meçhul bir istikamete gidiyormuş gibi yapıp, Ağva Koyu’na gideyim. Limana hâkim buruna bataryamı yerleştireyim. Emrime verilecek bir yelkenli ile bu gemiyi limana sokup avlamaya çalışayım.”

Plan basittir. Bölgenin zorlu coğrafyası ve yol yokluğundan ötürü, Türklerin askerlere kumanyalarını yelkenli teknelerle dağıtmak zorunda olduğunu Fransızlar bilmektedirler. Fransız savaş gemileri, bu yelkenlileri sık sık yakalamakta ve kumanyaya el koyup Türk askerlerinin aç kalmalarına neden olmaktadır.

Fransızlara kovalamaktan zevk duyacakları bir yelkenli gönderir Mustafa Ertuğrul. Faaliyet raporuna yeni bir “başarı” olarak geçecek bu basit avı, Fransız kruvazörü Paris II, Ağva Koyu’nun içine dek izler. Girmesiyle de, bir hafta önce koya egemen bir noktaya yerleşmiş olan Mustafa Ertuğrul’un bataryası “ateş” komutuyla saldırıya geçer!

Paris II, sadece 18 dakikada denize gömülür. Düşman donanması içinde artık efsaneleşmeye başlayan Mustafa Ertuğrul bataryası, 145 atımdan 110’unu gemiye isabet ettirecek kadar ustadır.

Kamikaze botu ile batırılan Alexandra!
Paris II’yi kaybeden Fransızlar, Türk kıyılarında intikam fırtınası estirirler. Kıyıdaki yerleşim birimleri durmadan bombardıman edilir.

Uçak gemisi Ben My Chree’nin ardından koskoca Paris II kruvazörünün de bir “dağ bataryası” ile batırılması, Müttefiklerin artık açıktan seyretmeye başlamasına neden olmuştur. Gemilerin topçu menzilinin dışından dolaşması Mustafa Ertuğrul’u durduracak değil ya! Dağ bataryası ile uçak gemisi batırılırsa, küçük bir balıkçı teknesiyle bir savaş gemisi haydi haydi batırılır!

Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, Paris II’yi batırdığı bombardıman sırasında elinden kaçırdığı Alexandra adlı savaş gemisi için dahiyane bir tuzak kurar:

“Herhangi bir yelkenlinin kaburgasını kaplayan iç tahtaları sökülerek, mümkün mertebe fazla miktarda dinamit kaburga aralarına döşenecek, tam merkezine de bir top fünyesi yerleştirilecek. Fünye halkası bir telle portakal sandıklarından birisinin altına bağlanıp, kaburgalar tekrar çakılarak düzen hazırlanacaktı. Birbirine bağlı sandıklar mutlaka bir vinç yardımıyla kaldırılacaktı ki, fünye dinamiti ateşleyip geminin batırılmasını sağlayacaktık.”

Bir “kamikaze botu” haline getirilen yelkenli, kıyıdan açılır. Açık denizde Fransız savaş gemisini gören “önceden tembihli” askerler, suya atlayıp kıyıya doğru yüzmeye başlarlar. Fransızlar portakal sandıkları ile dolu bir tekneyi ele geçirdikleri için mutludurlar, ama ya bu da o “Çılgın Türk”ün bir tuzağıysa?

Sandalın üzerine önce bir Fransız bahriye eri çıkartılır. Görünürde bir tuzak yoktur. Ama ya Türkler portakalları zehirlemişse? Sandalın uzağında duran savaş gemisi Alexandra’nın güvertesindeki gemi doktoruna birkaç portakal götürülür. Portakallar zehirsizdir! Derin bir oh çekilir… Sandal savaş gemisine yanaştırılır ve birbirine bağlı portakal sandıklarını gemi güvertesine çıkartmak için vinç çalıştırılır. Buuumm!..

Kurulan tuzağa düşen Alexandra, gövdesinde açılan birkaç metrelik delik yüzünden göz açıp kapayıncaya kadar denizin dibini boylar. Savaş tarihine, belki de “Akdeniz’de Türklerle Müttefikler arasındaki deniz savaşları” adıyla geçmesi gereken, ama aslında sadece 23 yaşındaki bir Türk subayının akıl almaz başarısının özeti böyle…

Kamaları sökülmeyen tek batarya
Dünya Savaşı bittiğinde, Mondros Mütarekesi gereğince, işgal edilen Anadolu topraklarında, tüm silah ve cephaneye el konuldu. Topların kamaları söküldü. O tarihlerde Aydın bölgesindeki birlikleri denetlemekle görevlendirilen Ben My Chree’nin eski komutanı Charles R. Samson;
“Gösterdiği kahramanlıktan dolayı bu batarya toplarının kamalarını sökmek askeri şerefe aykırıdır” diyerek, Mustafa Ertuğrul’un bataryasına dokunmaz!

Birinci Dünya Savaşı sonrasında kamaları sökülmeyen bu dört sahra topundan oluşan batarya, Kurtuluş Savaşı’na katılan ilk topçu birliğidir…

Focus dergisinin 2004 Ekim sayısı


image00329.jpg

İngiltere vickers tersanesinde ticari gemi olarak inşa edildi. 1908 yılında denize indirildi.1915 yılında cammel Laid tarafından savaş gemisine dönüştürüldü.23 Mart 1915 te İngiliz Kraliyet Donanmasında uçak gemisi olarak göreve başladı.1917 yılında batırıldıktan sonra 1920-21 yıllarında italyan firması tarafından çıkarıldı ve hurdalara ayrıldı.114 metre boyu, 14 metre eni 4,8 metre su çekimi olan gemi 3,888 ton ağırlığına sahipti.


image00424.jpg

Ben My Chree’nin batış raporu

image00515.jpg

image00617.jpg

Yorumlar

“14) YÜZBAŞI MUSTAFA ERTUĞRUL (Uçak Gemisini Batıran Türk)” yazisina 14 Yorum yapilmis

  1. zorlu yorum tarihi 27 Aralık, 2007 15:46

    Hocam Elinize Yüreğinize sağlık Site tam bir Şanlı Türk Tarihi sitesi oldu Allah Sizden Razı olsun.

  2. TÜRK GÜCÜ yorum tarihi 27 Aralık, 2007 16:11

    Ellerinize sağlık.Çalışmalarınızın devamını dört gözle bekliyorum.

    NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE
    TANRI TÜRK’Ü KORUSUN

  3. YÜZBAÅžI MUSTAFA ERTUÄžRUL (Uçak Gemisini Batıran Türk) : FikirYolu.com yorum tarihi 27 Aralık, 2007 17:35

    […] Resimleri görmek ve yazının tamamını okumak için… http://www.yenidenergenekon.com/14-yuzbasi-mustafa-ertugrul-ucak-gemisini-batiran-turk/ […]

  4. ali köse yorum tarihi 27 Aralık, 2007 22:35

    bu sayfayı hazırlıyna binlerce teşekkürler,
    aziz atamız bir türk dünyya bedeldir diye boşona söylememiş, mustafa rtuğrula binlerce teşekkürler, tanrı mekanını cennet eylesin, o ve onungibi değerli insanlar hörmetine bizi bu günün utancından tez kurtarsın,amin

  5. ULUER ECERAL yorum tarihi 27 Aralık, 2007 23:34

    Bu bilgileri derleyip bir belgesel haline getiren arkadasa tesekkur ederim.Turkiye Cumhuriyetinin varligi işte bu gibi kahramanlar sayesinde mümkün olmuştur.Bu bir ibret vesikası olarak herkese gönderilmelidir.Turkiye Cumhuriyetinin düşmanları,şunu bilin ki daha nice böyle kahramanlar vardır TÜRK ün içinde.

  6. canan termeli yorum tarihi 28 Aralık, 2007 00:50

    çok değerli bilgilerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim.devamını bekliyoruz.elleriniz dert görmesin

  7. Gökhan BOZKURT yorum tarihi 28 Aralık, 2007 01:22

    Değerli Hocam; bizlere Mustafa Ertuğrul’u tam da unutmuşken yeniden hatırlattığınız için sonsuz teşekkürler.

    Mustafa Ertuğrul Bey hakkında bazı ansiklopediler, büyük kuvvetlere, iyi yönetilen küçük ve kamufle edilmiş kuvvetlerle karşı koymanın başarılı örneklerini vermiştir. Soyadı kanunundan sonra AKER soyadını almıştır. 1968 yılında vefat etmiştir, diye yazmaktadır.

    Nerede yazdığını hatırlayamıyorum ama bir ara TBMM’de de milletvekili olarak görev yaptı yazmakta idi. (Belki de ben yanlış hatırladım)

    1968 yılında İstanbul’da vefat ettiğini de duymuştum, benim bu konularda yeteri kadar kaynağım yok. kaynağım olmadığı gibi, nette de hakkında yeteri kadar bilgi bulunmadığı malumunuzdur.

    Bu değerli vatan evladının bir mezarının mutlaka olması lağzımdır, Saygı değer hocam; gösterilecek bir çaba ile Mustafa Ertuğrul Bey’imizin mezarı orataya çıkartıla bilir. (Belki de mezarı biliniyordur da, mezarı biliniyorsa oradan da bazı fotoğrafları buraya eklerseniz inanın çok makbule geçecektir)

    Saygı ve hürmetlerimle.

  8. cemil Ünlütürk yorum tarihi 28 Aralık, 2007 14:26

    Bu kahraman ve onunla ilgili belgeler ders ki-
    taplarına girmeli.
    Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un adı bir meydana,iş-
    lek bir caddeye verilmeli.En azından Dz.K.Komutan-
    lığı bir gemiye onun adını vermeli.
    Ertuğrul Yüzbaşı bir İngiliz olsaydı BUNLARIN HEPSİ YAPILMIŞ OLURDU…

  9. İsmail KARA yorum tarihi 28 Aralık, 2007 14:36

    “BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR.”M.KEMAL ATATÜRK
    O BİR TÜRK NEDEN BEN OLMAYAYIM DİYE YANAR DURURUM.BÜTÜN TÜRKLERİN DE BÖYLE DÜŞÜNEREK ÇALIŞMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM. BU TARİHİ BELGELER İÇİN NE KADAR TEŞEKKÜR ETSEK AZDIR. TARİHİMİZİ BÜTÜN AYRINTILARIYLA DOĞRU OLARAK ÖĞRENMEYE O KADAR MUHTACIZ Kİ…
    ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

  10. ERDOGAN BATMAZ yorum tarihi 29 Aralık, 2007 14:39

    TURK OLMANIN GURURUNU YASATAN GERCEK OLAYLAR,BU OLAYLARIN GENC NESILLERIMIZE AKTARILMASI ZORUNLU.SADECE ASKERLERDE DEGIL TOPLUMUN HER KESIMINDE BU YUKSEK ZEKA ESERLERININ KAYNAGININ MILLETIN ICINDE BULUNDUGU BILINMELIDIR.TURK INSANI İMKANSIZLIKLAR ICINDEN IMKAN YARATIR.NE MUTLU TURKUM.NE MUTLU TURKUM DIYENE.

  11. YÜREK AYANLAR yorum tarihi 2 Şubat, 2008 00:23

    KAHRAMAN YÜZBAŞI MUSTAFA ERTUĞRUL’UN KABRİ HALEN ANTALYADA ESKİ ŞEHİRLERARASI OTOBÜS TERMİNALİ YAKININDAKİ ANDIZLI ADLI ŞEHİR MEZARLIĞINDA HEMEN YOL KENARINDADIR.RAHMETLİNİN MEZARININ BAŞINDA ADI VE HARB KAHRAMANI OLDUGU BELİRTİLMEKTEDİR.KABRİSTAN GÖREVLİLERİ DE BİLMEKTEDİR.ARZEDERİM

  12. mehmet TUFAN yorum tarihi 16 Şubat, 2008 23:59

    BU YUREKLER OLDUGU MUDETTCE BU INANÇ OLDUGU MUDETTCE BOLUNMEZ BU VATAN İŞTE TURK ORDUSUNUN GUCU VE TURK ASKERININ ZEKASI BIR KEZ DAHA ORTADA ISPATLI HERKES AYAGINI DENK ALSIN

  13. muammer özdemir yorum tarihi 18 Mart, 2008 21:27

    ALLAH TÜRK ORDUSUNU KORUSUN.ÇANAKKALEDE ŞEHİT OLAN DEDELERİMİZDEN ALLAH RAZI OLSUN. ŞUAN ÜZERİZDE ÖZGÜRCE DOLAŞTIĞIMIZ TOPRAKLARIMIZI ONLARA BORÇLUYUZ.

  14. GÜRDAL ÖZÇAKIR yorum tarihi 20 Mayıs, 2008 09:52

    BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM KİTABINI BİR SOLUKTA OKUDUM.AYRICA KİTABIN YAZARI SAYIN MUSTAFA AYDEMİR İLEDE MAİLLERE YOLUYLA TANIŞMA İMKANIM OLDU.MUSTAFA ERTUĞRUL AKER BEY ONUN SAYESİNDE GENÇ KUŞAKLARLA BULUŞTU.O ŞEREFLİ TÜRK SUBAYI ÜÇ DÜŞMAN GEMİSİ VE MEİS ADASI BOMBARDIMANINDA BİR ÇOK KÜÇÜK ÇAPTA TEKNEYİ BATIRDI.EMEKLİ OLDU.BU HATIRALARINI KENDİNE VE AİLESİNE SAKLADI.MUSTAFA AYDEMİR BEY PARİS II BATIĞININ PEŞİNE DÜŞÜPTE 12 YILLIK BİR ÇALIŞMA SONUCU BU KİTABI HAZIRLAMIŞ AMA MALESEF HİÇ BİR KURUM BU ESERE SAHİP ÇIKMAMIŞ SPONSOR OLMAMIŞ BU ÇOK ACI BİR DURUM MUSTAFA AYDEMİR KENDİ İMKANLARI İLE KİTABI BASMAYA KARAR VERDİĞİNDE SON ANDA DENİZLER KİTAPEVİ BASIMI ÜSTLENMİŞ MUTLAKA KÜTÜPHANELERİNİZDE BULUNMASI GEREKEN BİR KİTAP TARİHİMİZİN DERİNLİKLERİNDE BU ŞEKİLDE BELKİ YÜZLERCE GÜN IŞIĞINA ÇIKMAYI BEKLEYEN KAHRAMANLAR VAR….

Yorum yap