13) TÜRK ORDUSU
Yayin Tarihi 19 Kasım, 2007
Kategori KÜLTÜREL
TÜRK ORDUSU

“Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve yeteneğinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.”
Mustafa Kemal Atatürk, 1937
Türk tarihinde devlet ile ordu, birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki temel unsur olmuştur. Türklerin teşkilatlı devlet hayatında ordu yalnızca savaş zamanlarında görev yapan silahlı bir güç değil; vatanın korunmasının, bağımsızlığın ve devlet düzeninin devamının da başlıca güvencelerinden biri olmuştur. Bu tarihî birliktelik, Türk milleti için kullanılan “ordu-millet” anlayışının doğmasına zemin hazırlamıştır.
Tarih boyunca bir devleti etkisiz hâle getirmenin yollarından biri, onun askerî gücünü ve savunma kabiliyetini zayıflatmak olmuştur. Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşanan gelişmeler bunun dikkat çekici örneklerini taşımaktadır.
Balkan Savaşları’nda büyük ölçüde toprak ve itibar kaybeden Osmanlı Devleti, özellikle Ege Denizi’nde bozulan güç dengesini yeniden kurmaya çalışıyordu. Bu amaçla donanmayı güçlendirmek için modern savaş gemileri satın alınmış ve İngiliz tersanelerine yeni gemiler sipariş edilmişti. Dönemin bazı kaynaklarında yaklaşık 7,5 milyon altın değerinde olduğu belirtilen bu gemilerin bedelinin karşılanabilmesi için halktan da yardım toplanmıştı. Millet, büyük ekonomik sıkıntılar içinde olmasına rağmen donanmanın güçlendirilmesini bir vatan görevi saymıştı.
İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine, Osmanlı Devleti için yapımı tamamlanmak üzere olan Sultan Osman-ı Evvel ve Reşadiye adlı savaş gemilerine el koydu. Parası büyük ölçüde ödenmiş olan bu gemilerin teslim edilmemesi, Osmanlı yönetiminde ve kamuoyunda derin bir öfke ve hayal kırıklığı meydana getirdi.
Kısa süre sonra Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau, 10 Ağustos 1914’te Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Osmanlı Devleti’ne sığındı. Gemiler daha sonra Osmanlı donanmasına katılmış gibi gösterilerek Yavuz Sultan Selim ve Midilli adlarını aldı. Bu gelişmeler, Osmanlı Devleti’ndeki Almanya yanlısı siyaseti güçlendirdi. Bununla birlikte Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girişi yalnızca iki Alman gemisinin gelişine bağlanamaz. 2 Ağustos 1914’te imzalanan gizli Osmanlı-Alman ittifakı, devletin siyasî ve ekonomik yalnızlığı, güvenlik endişeleri, Alman askerî etkisi ve 29 Ekim 1914’te Rus limanlarının bombalanması, savaşa giriş sürecinin başlıca unsurlarıdır.
Birinci Dünya Savaşı, Türk milleti için ağır sonuçlar doğurdu. Çanakkale’den Kafkas Cephesi’ne, Irak’tan Filistin ve Suriye cephelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada yüz binlerce insan hayatını kaybetti; yaralandı, esir düştü veya yurduna dönemedi. Sarıkamış Harekâtı’nın ağır kayıpları, salgın hastalıklar, açlık, yetersiz donanım ve cepheler arasındaki büyük mesafeler, milletin insan gücünü tüketti.
Savaşın sonunda Osmanlı orduları terhis edildi, silah ve cephaneler denetim altına alındı; Anadolu’nun çeşitli bölgeleri işgal edildi. İstanbul Hükûmeti işgaller karşısında etkisiz kalırken, Millî Mücadele aleyhinde fetvalar yayımlandı ve bazı gazeteciler Mustafa Kemal Paşa ile Kuvâ-yi Milliye’yi hedef aldı. Millet yoksuldu; ordunun önemli bir bölümü dağıtılmış, halkın ümidi kırılmak istenmişti.
Fakat Türk milleti, bütün imkânsızlıklara rağmen bağımsızlığından vazgeçmedi. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlayan Millî Mücadele’de ordusunu yeniden kurdu. Milletin bağrından çıkan bu ordu; İnönü’de direndi, Sakarya’da düşmanı durdurdu, Büyük Taarruz’da işgal kuvvetlerini kesin yenilgiye uğrattı.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz öncesinde Yahya Kemal Beyatlı’nın kaleme aldığı “26 Ağustos 1922” başlıklı dua, o günlerde Türk ordusuna bağlanan büyük ümidi şöyle dile getiriyordu:
Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur yâ Rabbi!
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Gālib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!
Türk ordusunun kazandığı Büyük Zafer yalnızca düşman kuvvetlerinin mağlup edilmesi değildir. Bu zafer, Türk milletinin esareti reddedişinin; bağımsız ve egemen bir devlet olarak yaşama iradesinin bütün dünyaya ilanıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yol, millet ile ordunun ortak fedakârlığı sayesinde açılmıştır.
Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri; anayasal düzen içinde vatanı, milletin bağımsızlığını ve ülkenin bütünlüğünü korumakla görevli millî bir kurumdur. Onun eğitimini, disiplinini, caydırıcılığını ve savunma kabiliyetini bilinçli biçimde zayıflatmaya yönelik her girişim, Türkiye’nin millî güvenliğine zarar verir. Türk ordusunun gücü; yalnızca sahip olduğu silahlardan değil, Türk milletinin güveninden, Mehmetçiğin vatan sevgisinden ve tarih boyunca oluşan görev bilincinden kaynaklanır.
Türk ordusu, Türk milletinin bağımsızlık yemininin silahlı gücü ve vatan savunmasının teminatıdır.
Allah, vatan için terini ve kanını dökenlerden razı olsun.
YILMAZ KARAHAN
Not: 19 Kasım 2007 tarihli bu makalenin yeniden hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.
Yorumlar
“13) TÜRK ORDUSU” yazisina 14 Yorum yapilmis
Yorum yap
tşk ederiz paylaşım için
YAA RAB,Galip et,çünkü bu son ordusudur İslamın.AMİN
Sayin Yilmaz Karahan,
yaziniz icin tesekkürler. Her devletin ordusu, onun icin hayati önem tasir ve her düsman, karsi devletin ordusunu zayiflatmaya calisir. Verdiginiz örnekler epey eskilere dayaniyor. Yakin gecmis ve güncel duruma göz atmakta fayda var. Bunun icin “ordunun gücü” kavramini analiz edelim:
1. Ülkenin teknoloji ve silah üretimi, orduya ayirabildigi maddi kaynaklar: Istiklal savasindan beri bu konuda düsmanlarimizin cok gerisinde kaldik ve hatta düsmanlarimizdan bagimli duruma geldik.
1970 li yillarda piyademizde ABD Kore savasi iskartasi M5 tüfekleri vardi, 1975 lerden sonra Alman yapimi G1 ve G3 ler geldi.
Tanklarimizin hepsi ABD ve Almanya’dan ithal, tamir isleri malum Israil’e ihale edildi.
Roket ve Roketsavar üretimimiz yok, onlar da batili “dost”larimizdan ithal. Hamas Filistinden Israile 4000 roket atarken, biz Hakkari’den Kandil dagina karadan gitmye calisiyoruz. Mayin üretimi de yeni baslayacak !
Teknolojisi ithal olan F16 lar, günümüz teknolojisinin 30-40 sene gerisinde. Özerk ve seri üretim yapabilecek bir ucak sanayimiz yok.
Haberlesme ve kesif isleri bugün en azindan U2 ve Awacs ucaklari ve normalde uydular ile yapiliyor. Bunlarin hicbirinin teknolojisine sahip degiliz. Bir PKK ile mücadele icin, PKK’nin bas destekcisi ABD den istihbarat ve “kesif” yardimi istiyoruz.
2. Askerin ve subaylarin egitim ve motivasyonu:
Eruh Kirsalinda kaybettigimiz 11 askeimiz, arkadan 7 Ekim mayinli saldiri ve 21 Ekim Daglica saldirisinin detaylarina bakildiginda, bu konuda da önemli eksiklerimizin oldugu görülmüyor mu? Bir sinir karakoluna 8 PKK li oldugu bilinen vukuatli askerin gönderilmesi, sonradan yardim göndermeyen tabur kumutaninin azledilmesi neler düsündürüyor?
Özellikle NATO subayi olarak uzunca süre ABD’de bulunan subaylarimiz ile görüsüp, onlarin fikir dünyasini ögrenmekte de ayrica fayda vardir. Biz, yedeksubay okulunda yüksek rütbeli komutanlarimizca bizlere verilen “politik” egitim karsisinda dehsete düsmüstük.
3. Siyasi Irade: Ordunun donanim ve egitimi ile gerekli teknoloji ve üretimin saglanmasi neticede siyasi irade’nin bütce, sanayi ve teknoloji politikalarina baglidir. Siyasi Irade onyillarca “ABD bizi korur” zihniyeti icinde olursa, kisisel cikarlarini düsmanla birlestirirse, dost kim, düsman kim ayird edemezse, ülke sanayiini “babalar gibi” dis ve düsman ülkelere satarsa bir ordu güclü olamaz.
Ordumuzun eksiklerine dikkat cekmek, onu kücük düsürmek degildir. Hep bir agizdan, ordumuzun
gercek anlamda güclendirilmesi ve bunun alt yapi ve sartlarinin süratle yerine getirilmesi icin
feryat etmenin vakti coktan gelmistir sanirim. Vatanimiza ve milletimize sevgimiz ile ordumuza saygimiz herhalde bunu gerektirir.
Saygilarimla
turk ordusunun ulkesıne ve mı8llı degerlerıne baglılıgı cok ama cok onemli.turk kalması cok onemlı.turk ordusunun hep turk kalması dıleklerımle..selam ve saygılar…
bu siteyi kuranlardan allah razı olsun yılmaz hocama da cok teşekkür ederim bizde osmanlı genclik ocakları genel merkezi olarak bu sitede yer alacagız inşallah siteniz harika tek kelime ile.
http://www.osmanligencligi.com adresimizi ziyaret edermisniz teşekkürler.
EY DUNYA TURKLERI !!!! UYANIN !!!! EY NE MUTLU TURKUM DIYEN VE HAKKA TAPAN TURKLER HAYDI ARTIK KAYITSIZ VE SARTSIZ BIRLESELIM ARTIK ATAMIZIN IZINDE EVVEL ALLAHIN IZNIYLE.
“VARLIGIM TUM DUNYA TURK VARLIGINA ARMAGANDIR.”
ARZ VE RICA EDERIM.
YURDATURK
“ISTE O TURK.”
“NE MUTLU TURK’UM. SADECE VE YALNIZCA ALLAH’A IMAN EDENIM.
[email protected] —- [email protected]
[email protected]
tarihimiz çok ibretlerle dolu lakin tarih sayfasında çok eza ve cefa çekmiş bir milletiz, biz türk milletini her halükarda elbirligi ile yıkmaya ,yıpratmaya, yıldırmaya çalışıyorlar.
[…] http://www.yenidenergenekon.com/13-turk-ordusu/ […]
Bu tür ayrıntılar beni hep heyecanlandırır.
Sultan Osman ve Reşadiye’nin yüzsüzce teslim edilmediğini biliyordum; fakat Çörçil, teslim almak için gidilmesi, çatışma…
Sayın Karahana teşekkür ederim.
Bu yazıyla, aradığım küçük anılarda büyük sırlardan birini daha buldum.
Teşekkür ederim.
SAYIN MUHTEREM HOCAM PAYLASIMINIZ COK GÜZEL ALLAHA EMANET OLUN
Selam:
Ahhh birde bu DÜNYANIN EN GÜZİDE ORDUSUNU,Türk-ten başkasına teslim etmemeyi bir ÖĞRENEBİLSEK!..
Selam:aynen öle kardeşim
Ahhh birde bu DÜNYANIN EN GÜZİDE ORDUSUNU,Türk-ten başkasına teslim etmemeyi bir ÖĞRENEBİLSEK!..
vatanımız uğruna kanımızın son damlasına kadar mücadelemizi vercez hertürk asker doğar ve bir türk bir türk 1düşmana yeter ALLAHIN izni ile.