<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.2.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Yeniden Ergenekon</title>
	<link>http://www.yenidenergenekon.com</link>
	<description>BÜYÜK DAVAMIZ, EN UYGAR VE EN KALKINMIŞ MİLLET OLARAK, VARLIĞIMIZI YÜKSELTMEKTİR.</description>
	<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 13:13:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.2.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>497) EMMO OLAYI</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/497-emmo-olayi/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/497-emmo-olayi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 13:13:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TÜRK DÜNYASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/497-emmo-olayi/</guid>
		<description><![CDATA[
EMMO OLAYI 









&#8216;Emmo olayı&#8221; Osmanlı-Venedik ilişkilerini gererek savaşın eşiğine getirdi.

III.Murat dönemi Osmanlı-Venedik ilişkileri genelde sakin geçmiştir.Bu durum biraz da padişahın eşi Safiye Sultan’ın Venedik asıllı olmasından kaynaklanıyordu. Ancak 1585 yılında yaşanan ‘’Emmo olayı’’ iki devleti savaşın eşiğine getirdi.
Cezayir beylerbeyliğinden alınan Ramazan paşa daha sonra Tunus beylerbeyliğine getirilmişti. Bu Ramazan Paşa Fas’ta Portekiz ordusunu kralları ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">
<p style="background: white; margin-bottom: 9.8pt" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">EMMO OLAYI </span></strong></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 9.8pt; line-height: 19.65pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 9.8pt; line-height: 19.65pt" class="MsoNormal"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/09/image001.jpg" title="image001.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/09/image001.jpg" alt="image001.jpg" /></a></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white; margin-bottom: 6.55pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">&#8216;Emmo olayı&#8221; Osmanlı-Venedik ilişkilerini gererek savaşın eşiğine getirdi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="background: white" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">III.Murat dönemi Osmanlı-Venedik ilişkileri genelde sakin geçmiştir.Bu durum biraz da padişahın eşi Safiye Sultan’ın Venedik asıllı olmasından kaynaklanıyordu. Ancak 1585 yılında yaşanan ‘’Emmo olayı’’ iki devleti savaşın eşiğine getirdi.</p>
<p>Cezayir beylerbeyliğinden alınan Ramazan paşa daha sonra Tunus beylerbeyliğine getirilmişti. Bu Ramazan Paşa Fas’ta Portekiz ordusunu kralları ile yok eden kişiden başkası değildi. Ramazan Paşa bu zaferde ele geçirilen ganimetle büyük bir servetin sahibi olmuştu. Ancak Cezayir bölgesinde çıkan bir ayaklanma sırasında öldü. Yalnız kalan Paşa’nın hanımı küçük oğlu ile birlikte sahip oldukları serveti de alarak gemi ile İstanbul’a doğru yola çıktı.</p>
<p>Gemi, Zanta adasında konakladı, burada Venedikliler tarafından saygı ile karşılandı. Fakat geminin sahip olduğu yük, Venedikli amiral Emmo’nun iştahını kabartmıştı. Amiral Emmo Kefelonya adası açıklarında gemiye saldırdı.Gemideki muhafızlar, Ramazan Paşa’nın hanımı ve çocuğu mücadele sırasında öldü. Gemide bulunan cariyelerde tecavüze uğradı ve işkenceler sonrası denize atılarak katledildiler. Amiral Emmo, kimseyi sağ bırakmayarak olayın duyulmasını engellemek istiyordu. Venedikliler gemideki serveti de yağmaladılar.</p>
<p>Hiçbir şahit bırakılmamasına rağmen olay İstanbul’da bütün ayrıntısıyla öğrenilmişti. Venedik elçisi halkın elinden Safiye Sultan sayesinde kurtuldu, fakat hapsedildi. Padişah III.Murat olaya çok sert tepki verdi ve Venedik tehdit edildi. Venedikliler olayın faillerini Osmanlı Devleti’ne teslim ettiler. Başta donanma komutanı Piyer Emmo olmak üzere bütün sorumlular, padişah yaveri Hasan Çavuş’un gözleri önünde idam edildiler. Emmo’nun el koyduğu her şey Preveze Türk kadısına teslim edildi. Hatta Venedikliler bir İspanyol gemisinden ele geçirdikleri Türk esirleri de Osmanlıyı memnun etmek için İstanbul’a gönderdiler.</span></p>
<p style="background: white" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">İsmail Çal-Dünya Bülteni </span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/497-emmo-olayi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>264) ÖRTÜN ÜSTÜME</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/264-ortun-ustume/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/264-ortun-ustume/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 11:36:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AZERBAYCAN SAYFASI]]></category>

		<category><![CDATA[SLAYTLAR-RESİMLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/264-ortun-ustume/</guid>
		<description><![CDATA[ÖRTÜN ÜSTÜME 


Azerbaycanlı Yönetmen, sayın Vahid Azarnavid’e ait bu eser; Karabağ Bölgesinde silahsız  Azeri Türkleri’ne, Ermenilerin kahpece yaptığı katliamlar üzerine hazırlanmıştır&#8230; 
Tüm Şehitlerimize Allah’tan rahmetler diler, sayın Vahid Azarnavid’e bu anlamlı çalışmasından dolayı teşekkür ederiz. 
YILMAZ KARAHAN

Örtün üstüme from Vahid Azarnavid on Vimeo.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">ÖRTÜN ÜSTÜME </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/09/hocali-katliami.jpg" title="hocali-katliami.jpg"><img width="472" src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/09/hocali-katliami.jpg" alt="hocali-katliami.jpg" height="397" style="width: 472px; height: 397px" /></a></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Azerbaycanlı Yönetmen, sayın Vahid Azarnavid’e ait bu eser; Karabağ Bölgesinde silahsız  Azeri Türkleri’ne, Ermenilerin kahpece yaptığı katliamlar üzerine hazırlanmıştır&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Tüm Şehitlerimize Allah’tan rahmetler diler, sayın Vahid Azarnavid’e bu anlamlı çalışmasından dolayı teşekkür ederiz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">YILMAZ KARAHAN</span></p>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/13269152" width="400" height="300" frameborder="0"></iframe>
<p><a href="http://vimeo.com/13269152">Örtün üstüme</a> from <a href="http://vimeo.com/vahidazarnavid">Vahid Azarnavid</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/264-ortun-ustume/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>148) MATEMATİĞİN GÜZELLİĞİ VE GİZEMİ</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/148-matematigin-guzelligi-ve-gizemi/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/148-matematigin-guzelligi-ve-gizemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 02:45:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜLTÜREL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/148-matematigin-guzelligi-ve-gizemi/</guid>
		<description><![CDATA[MATEMATİĞİN GÜZELLİĞİ VE GİZEMİ&#8230;




1. Simetri :

1 x 8 + 1 = 9
12 x 8 + 2 = 98
123 x 8 + 3 = 987
1234 x 8 + 4 = 9876
12345 x 8 + 5 = 98765
123456 x 8 + 6 = 987654
1234567 x 8 + 7 = 9876543
12345678 x 8 + 8 = 98765432
123456789 x [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 18pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">MATEMATİĞİN GÜZELLİĞİ VE GİZEMİ&#8230;</span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 18pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00126.jpg" title="image00126.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00126.jpg" alt="image00126.jpg" /></a></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">1. Simetri :</span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1 x 8 + 1 = 9</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">12 x 8 + 2 = 98</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">123 x 8 + 3 = 987</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1234 x 8 + 4 = 9876</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">12345 x 8 + 5 = 98765</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">123456 x 8 + 6 = 987654</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1234567 x 8 + 7 = 9876543</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">12345678 x 8 + 8 = 98765432</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">123456789 x 8 + 9 = 987654321</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">2. Simetri :</span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1 x 9 + 2 = 11</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">12 x 9 + 3 = 111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">123 x 9 + 4 = 1111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1234 x 9 + 5 = 11111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">12345 x 9 + 6 = 111111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">123456 x 9 + 7 = 1111111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1234567 x 9 + 8 = 11111111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">12345678 x 9 + 9 = 111111111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">123456789 x 9 +10= 1111111111</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">3. Simetri:</span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">9 x 9 + 7 = 88</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">98 x 9 + 6 = 888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">987 x 9 + 5 = 8888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">9876 x 9 + 4 = 88888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">98765 x 9 + 3 = 888888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">987654 x 9 + 2 = 8888888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">9876543 x 9 + 1 = 88888888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">98765432 x 9 + 0 = 888888888</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">4. simetri:</span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1 x 1 = 1</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">11 x 11 = 121</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">111 x 111 = 12321</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1111 x 1111 = 1234321</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">11111 x 11111 = 123454321</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">111111 x 111111 = 12345654321</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">1111111 x 1111111 = 1234567654321</span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">11111111 x 11111111 = 123456787654321</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">111111111 x 111111111=12345678987654321</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 12pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">İLGİNÇ BİR TOPLAM</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">1+2 = 3</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">4+5+6 = 7+8</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">9+10+11+12 = 13+14+15</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">16+17+18+19+20 = 21+22+23+24</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">25+26+27+28+29+30 = 31+32+33+34+35</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Devam eder&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">3 VE KATLARININ 37 İLE ÇARPIMI</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">3 x 37 = 111<br />
6 x 37 = 222<br />
9 x 37 = 333<br />
12 x 37= 444<br />
15 x 37 = 555<br />
18 x 37 = 666<br />
21 x 37 = 777<br />
24 x 37 = 888<br />
27 x 37 = 999</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 12pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">PİRAMİT OLARAK SİMETRİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 12pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00212.jpg" title="image00212.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00212.jpg" alt="image00212.jpg" /></a></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="line-height: 115%"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/148-matematigin-guzelligi-ve-gizemi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>147) İSTANBUL TÜRBELERİ</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/147-istanbul-turbeleri/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/147-istanbul-turbeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 00:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜLTÜREL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/147-istanbul-turbeleri/</guid>
		<description><![CDATA[
İSTANBUL TÜRBELERİ


İstanbul’da en fazla ziyaret edilen türbelerin başında Eyüp Sultan türbesi gelmektedir. Fatih döneminde ilk kez yapılan türbe daha sonraları onarım geçirmiş halkın teveccüh ettiği mekanlardan biri haline gelmişti. Osmanlı döneminde padişahlar kılıç kuşanma törenlerini, sefer için duaya çıkmaları bu türbede gerçekleşirdi.
İstanbul’da bulunan 487 türbenin isimleri ve adresleri: 
istanbulturbeleri.doc
KAYNAK: www.turbeler.com


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">İSTANBUL </span></strong><strong><span style="font-size: 20pt; color: #00b050; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">TÜRBELERİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: black"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00125.jpg" title="image00125.jpg"><img width="472" src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00125.jpg" alt="image00125.jpg" height="362" /></a><span style="font-size: 8.5pt; color: #837669; line-height: 115%; font-family: 'Trebuchet MS','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00211.jpg" title="image00211.jpg"></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="color: black"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">İstanbul’da en fazla ziyaret edilen türbelerin başında Eyüp Sultan türbesi gelmektedir. Fatih döneminde ilk kez yapılan türbe daha sonraları onarım geçirmiş halkın teveccüh ettiği mekanlardan biri haline gelmişti. Osmanlı döneminde padişahlar kılıç kuşanma törenlerini, sefer için duaya çıkmaları bu türbede gerçekleşirdi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">İstanbul’da bulunan 487 türbenin isimleri ve adresleri: </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/istanbulturbeleri.doc" title="istanbulturbeleri.doc">istanbulturbeleri.doc</a></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">KAYNAK: <a href="http://www.turbeler.com/">www.turbeler.com</a></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8.5pt; color: #837669; line-height: 115%; font-family: 'Trebuchet MS','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00211.jpg" title="image00211.jpg"><img width="476" src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00211.jpg" alt="image00211.jpg" height="633" /></a></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/147-istanbul-turbeleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>146) YILDIZIN ÖLÜMÜ (SÜPERNOVA)</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/146-yildizin-olumu-supernova/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/146-yildizin-olumu-supernova/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 13:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜLTÜREL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/146-yildizin-olumu-supernova/</guid>
		<description><![CDATA[
YILDIZIN ÖLÜMÜ (SÜPERNOVA)

Yıldızların Patlaması
1. Hafif Patlama: Gezegenimsi Nebula (Bulutsu).
Kırmızı dev yıldızlarının dış katmanlarını atması
2. Güçlü Patlama: Nova
Bir çift yıldız sisteminin patlaması
3. Yıkıcı Patlama: Süpernova 
Bir yıldızın dış katmanlarını fırlatması
Gezegenimsi Bulutsu
Normal bir yıldız Güneş gibi ölür ve arkasında bir gaz bulutu bırakır. İki yüzyıl önce William Herschel keşfetmiş olduğu gezegen disklerine benzeyen bu bulutlara &#8220;gezegenimsi bulutsu&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 18pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image0037.jpg" title="image0037.jpg"></a>YILDIZIN ÖLÜMÜ</span></strong><strong><span style="font-size: 18pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"> <span style="color: #0070c0">(SÜPERNOVA)</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00124.jpg" title="image00124.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00124.jpg" alt="image00124.jpg" /></a></span></strong></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">Yıldızların Patlaması</span></strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"></p>
<p></span><strong><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">1. </span></strong><strong><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Hafif Patlama:</span></strong><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> </span><span style="font-size: 14pt; color: #0070c0; font-family: 'Arial','sans-serif'">Gezegenimsi Nebula (Bulutsu).<br />
</span><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Kırmızı dev yıldızlarının dış katmanlarını atması<br />
<strong>2.</strong> <strong>Güçlü Patlama:</strong> </span><span style="font-size: 14pt; color: #0070c0; font-family: 'Arial','sans-serif'">Nova</span><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
Bir çift yıldız sisteminin patlaması<br />
<strong>3.</strong> <strong>Yıkıcı Patlama:</strong> </span><span style="font-size: 14pt; color: #0070c0; font-family: 'Arial','sans-serif'">Süpernova </span><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
Bir yıldızın dış katmanlarını fırlatması</p>
<p></span><strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">Gezegenimsi Bulutsu</span></strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"></p>
<p></span><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Normal bir yıldız Güneş gibi ölür ve arkasında bir gaz bulutu bırakır. İki yüzyıl önce William Herschel keşfetmiş olduğu gezegen disklerine benzeyen bu bulutlara &#8220;gezegenimsi bulutsu&#8221; adını vermiştir. Gezegenimsi bulutsular, yıldızın evriminden dolayı atmosferini yıldızlararası ortama bırakmış olduğu yapılardır. Günümüzde, bir yıldızın, gezegenimsi bulutsu safhasına geçmesinin iki adımda gerçekleştiği bilinir. Yıldız dev safhasındayken kütlesinin büyük bir bölümünü yoğun yıldız rüzgarlarıyla yıldızlararası ortama bırakır. Belli bir süre sonra ortamın geçirgen bir hale gelmesiyle yıldızın kor bölgesi ortaya çıkar. Merkezde sıcak bir yıldız ve bunun etrafında oluşan bir bulutsu, gezegenimsi bulutsuyu meydana getirir.<br />
Gezegenimsi bulutsuların merkezinde yer alan yıldız saf helyumdan meydana gelmiştir. Yıldız kütle kaybederken, yıldızın çekirdeğinin etrafında yer alan hidrojen kabuğu yıldızlararası ortama doğru sürüklenir ve bu hidrojen kabuğunun altında yer alan helyum kabuğu ortaya çıkar. Gezegenimsi bulutsunun meydana gelmesiyle merkezde bulunan yıldızın koru bir beyaz cüce olmaya başlar. Yıldız beyaz cüce olurken içe doğru çökümü, yıldızın çekirdeğinin etrafında bulunan helyumun daha çok sıkışmasına ve belli bir aşamadan sonrada patlamasına yol açar. Enerjinin hızlı bir şekilde çevreye saçılması, yıldızın dev boyutlara gelmesi ve helyumca zengin dış kabuğunun yıldızlararası ortama karışmasına neden olur. Böylece ortamda yıldız tarafından atılan ikinci gezegenimsi bulutsu meydana gelir. Bilinen gezegenimsi bulutsulardan Abell 30 ve Abell 78 in merkezi yıldızları tekrar beyaz cüce olmaya çalışmaktadırlar.<br />
 </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">Nova</span></strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
</span><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
Bazen, gökyüzünde daha önce zorlukla görülen bir yıldızın, birkaç ay veya yıl gibi kısa bir sürede, yeni bir yıldız gibi parladığı gözlenmiştir. Galaksimizde nova (yeni yıldız) denilen bu gök cisimlerinden her yıl ancak 10-40 arasında ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Dünyadan, bunların yılda ancak 2-3 tanesi görülebilmektedir. Bir novanın parlaklığı, bir veya iki gün içinde, aniden 8 veya 10 kadir yükselebilir ve sonra, arada küçük salınımlarla birlikte, 3 veya 4 hafta içinde azalarak, bir ile on yılda eski haline geldiği gözlenir. Bu sırada parlaklık, Güneş’inkinin 100000 katına çıkabilir. Tüm nova türlerinin, birisi ak cüce olan bir yıldız çiftinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Kütlesi daha büyük olan yıldız evrimini daha çabuk tamamlayacağı için, ak cüce, çiftin kütlesi daha büyük olan yıldızıdır. Ak cüceye eşlik eden yıldız ise, ana koldan ayrılma veya kızıl dev evresine varmış bulunmaktadır. Bu yıldızın yüzey tabakalarından ayrılan madde, ak cücenin çekim bölgesine akar. Viskoz ve türbülanslı enerji kaybı ile, bu madde akışı, ak cüce yüzeyi etrafında bir spiral oluşturur.<br />
Nova patlaması ak cüce yüzeyinde toplanmakta olan madde içinde olur. Burada artan sıcaklık ve basınç, hidrojen için termonükleer füzyon şartlarına ulaşır. Bunun yol açtığı fışkırma, veya madde kaçış olayı, o kadar şiddetlidir ki, ak cüceye birleşmek üzere toplanan maddenin % 50 – 90 kısmı sistemden kaçar. Parlaklıkta gözlenen büyük artış, dışa doğru genişlemekte olan maddenin ışıyan yüzeyinin çok büyümesinden kaynaklanır. Madde soğuyunca, çok şiddetlide olsa, bu olay yavaşlar ve sistemin yapısı fazla değişmez. Bu şekilde, yıldızlar arasındaki madde akışı belki 10000 ila 100000 yıl sürebilir. Klasik bir nova sisteminde, ak cüceye böyle madde püskürmesi gerideki yıldızda yeter madde kalmayana kadar, belki 500 kere tekrarlanabilir. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
</span><strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">Süpernova</span></strong><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
</span><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
Süpernovalar, ani ve çok büyük bir ışık şiddeti artması ile kendini gösteren yıldız patlamalarıdır. Toplam ışıma gücü, bazı hallerde, Güneşinkinin 1010 katını bulur. Bir süpernova patlamasında yayınlanan enerjinin yaklaşık 1050 erg olduğu gözlemlere dayanarak hesaplanmıştır. Çekirdeğin kütlesinin birkaç güneş kütlesinden büyük olduğu durumlarda meydana gelir. Kırmızı Dev evresi sırasında çekirdekte demir üretimi gerçekleşir. Demirin yakılamaması nedeniyle çekirdek kısmı çöker. Bu durumda sıcaklık milyarlarca dereceye yükselir. Eğer demir çekirdek çok yoğun bir hal alırsa bu durumda elektronlar çok yüksek enerjilere ulaşarak atomik çekirdeğin içine girmeye çalışır. Proton ve elektronlar birlikte nötron ve nötrinoları oluştururlar.<br />
 </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Elektronlar kaybolurlar. Bu durumda elektron dejenerasyon basıncı artık bulunmaz. Çekirdek şiddetli bir biçimde çöker (büzülür). Nötrinolar kaçarak enerjiyi dışarıya taşırlar. Nötronlar merkeze doğru yaklaşık 0.1-0.2 c hızlarına ulaşarak düşerler. Bu çökme 1 saniyeden biraz daha fazla zamanda gerçekleşir. Pauli Prensibi nötronlar için etkin olmaya başlar. Nötrinoların bazıları bilardo topu gibi dışarıya doğru dağılırlar. Bu hareket sırasında beraberinde madde taşıyarak muhteşem bir patlamayı gerçekleştirirler. (onlinefizik.com)</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Trebuchet MS','sans-serif'"></span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Trebuchet MS','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00210.jpg" title="image00210.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00210.jpg" alt="image00210.jpg" /></a></span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Süpernova 1987A</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image0037.jpg" title="image0037.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image0037.jpg" alt="image0037.jpg" /></a></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/146-yildizin-olumu-supernova/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>496) TÜRKLER ATI NE ZAMAN EVCİLLEŞTİRDİ?</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/496-turkler-ati-ne-zaman-evcillestirdi/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/496-turkler-ati-ne-zaman-evcillestirdi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 21:25:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TÜRK DÜNYASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/496-turkler-ati-ne-zaman-evcillestirdi/</guid>
		<description><![CDATA[
TÜRKLER ATI NE ZAMAN EVCİLLEŞTİRDİ?


Türklerin atla yoldaşlığı tam 5 bin 500 yıl önce başlamış. Bilimadamlarına göre medeniyet tarihinde insanın ayak izi kadar nal izlerinin de önemi büyük
18′nci yüzyıl tarihçisi John Moore, “Yaban hayatından medeniyete sıçrama yapan bütün insan ayak izlerinin yanında bir de nal izleri var” diye yazıyor. 
Çeşitli ülkelerden bilim adamlarından oluşan bir grubun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">TÜRKLER ATI NE ZAMAN EVCİLLEŞTİRDİ?</span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: 15pt" class="MsoNormal"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2007/12/image0099.jpg" title="image0099.jpg"><span style="font-size: 12pt; color: maroon; font-family: 'Times New Roman','serif'; text-decoration: none"></span></a></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00123.jpg" title="image00123.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00123.jpg" alt="image00123.jpg" /></a></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Türklerin atla yoldaşlığı tam 5 bin 500 yıl önce başlamış. Bilimadamlarına göre medeniyet tarihinde insanın ayak izi kadar nal izlerinin de önemi büyük</span></strong></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">18′nci yüzyıl tarihçisi <strong><span style="font-family: 'Arial','sans-serif'">John Moore</span></strong>, “Yaban hayatından medeniyete sıçrama yapan bütün insan ayak izlerinin yanında bir de nal izleri var” diye yazıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Çeşitli ülkelerden bilim adamlarından oluşan bir grubun yaptığı araştırma ise, insan ve atın medeniyet yolundaki bu yoldaşlığının bugüne kadar bilinenden 1000 yıl daha eski olduğunu, yani günümüzden en az 5 bin 500 yıl öncesine uzandığını ortaya çıkardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">“Amerikan Bilimsel Gelişme Birliği (AAAS)” tarafından yayınlanan haftalık Science dergisinde yer verilen araştırma, atı ilk kez evcilleştiren Türklerin, bunu yaklaşık 5 bin 500 yıl önce gerçekleştirdiğini belirledi.</span></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">İngiliz Exeter Üniversitesinden Alan Outram tarafından Kazakistan’ın bugünkü Akmola eyaleti içinde yer alan tarihi Botai kültürüne ait bölgede yapılan araştırmalarda bulunan arkeolojik bulgular, atların bu bölgede 5 bin 500 yıl önce de insan yaşamının parçası olduğunu tespit etti.</span></strong></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">AT GEÇ EHİLLEŞTİ AMA MEDENİYETLERİN YÜKÜNÜ  TAŞIDI</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bu keşfin önemli olduğunun altını çizen Outram, “Bu, bu bölgede yaşayan toplulukların ne kadar erken geliştiğiyle ilgili bütün bildiklerimizi değiştirecek” dedi. Atın evcilleştirilmesi, çiftçilik, ulaşım imkanları ve savaşlarda getirdiği üstünlüklerle, sosyal hayatı olumlu yönde değiştirmişti. Bilimadamları, yeni tespite rağmen, 15 bin yıl önce evcilleştirilen köpekle, ya da keçi koyun gibi hayvanlarla karşılaştırıldığında atın evcilleştirilmesinin görece yakın bir zamana tekabül ettiğine işaret ediyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">TARİHE DAMGA VURAN BİNEK HAYVANI</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Araştırmayı değerlendiren New York Hartwick Üniversitesi antropologlarından David Anthony ise, atın et ve süt kaynağı olarak kullanılmaya başlanmasından çok, binek hayvanı olarak kullanılmaya başlanmasının, ulaşıma getirdiği kolaylıkla tarihte daha etkili sonuçlara yol açtığını belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Profesör Anthony, “İnsanlar için ekolojik bariyerlerle dolu Asya stepleri ilk defa Çin ve Avrupa arasında bir koridora dönüştü. Atın binek hayvanı olması, savaşların tarihini kökten değiştirdi. Sınırlar değişti. Yeni ticari ortaklıklar kuruldu ve daha önce ulaşılmaz olan kaynaklara ulaşma imkanları doğdu” diye anlattı bu sonuçları.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Profesör Outram ise makalesinde, bazı bilimadamlarının, Hint Avrupa ya da Ural Altay dilleri ve benzeri bazı yaygın sosyal değerlerin atın evcilleştirilmesiyle ilk defa yayılmaya başladığını düşündüklerini aktardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">EĞER AT SAĞILABİLİYORSA YABANİ DEĞİLDİR</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Arkeologlar, Kazakistan’daki araştırmalarında buldukları at kemiklerinin, yabani atlarınkinden çok evcilleşmiş atların kemik özelliklerini taşıdığını belirledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Ayrıca, 5 bin 500 yıl öncesine ait kımız kapları bulunması da, atların o dönemde insanlarca kullanıldığını gösteriyor. Profesör Outram, “Yabani atı sağar mısınız?” diye sorarken, Profesör Anthony de meslektaşına katıldığını ifade ediyor; “Eğer atı sağabiliyorsanız o artık yabani değildir”.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Outram araştırmasında, at sütünden yapılan kımız içeceğinin bugün bile Kazakistan ve Moğolistan gibi ülkelerde yaygın şekilde yapılıp içilmeye devam edildiğini de kaydederken, “Herkes kımızın yüzlerce yıl eskiye gittiğini biliyordu ancak en az 5 bin 500 yıllık bir içecek olduğu bilinmiyordu.” diye belirtiyor. Araştırma, Britanya Tabii Kaynaklar Konseyi, Britanya Akademisi ve ABD Ulusal Bilim Vakfının sponsorluğuyla gerçekleştirildi. (guneyturkistan.wordpress.com)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">İLGİLİ YAZI: <a href="http://www.yenidenergenekon.com/65-turk-ati-ahal-teke/">http://www.yenidenergenekon.com/65-turk-ati-ahal-teke/</a></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/496-turkler-ati-ne-zaman-evcillestirdi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>240) MAZLUMUN AHI!</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/240-mazlumun-ahi/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/240-mazlumun-ahi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 01:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[SOSYAL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/240-mazlumun-ahi/</guid>
		<description><![CDATA[MAZLUMUN AHI!







 “Ramazan Ay’ı, Rahmet ve Bereket Ayı’dır.” 
Bu inanç ile, Ramazan Ay’ı heyecanlı bir sevgi ile karşılanır. İmanı gereği İslamın şartlarından biri olan oruç tutma coşkusu ile ibadetler bir aşk ile yerine getirilmeye özen gösterilir. 
Bu ay’da küskünler barışır&#8230; 
Yoksullar sevindirilir&#8230; 
Hayır hizmetlerinde cömert davranılır&#8230; 
İftarlara davetler yapılır&#8230; v.b.
Şükürler olsun orucumuzu tutmaya gayret ediyoruz. Gayret [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">MAZLUMUN AHI!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00122.jpg" title="image00122.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00122.thumbnail.jpg" alt="image00122.jpg" /></a></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><a href="http://www.madameli.com/wp-content/uploads/karpuz5.jpg"><span style="font-size: 9pt; color: #084a84; line-height: 115%; font-family: 'Verdana','sans-serif'; text-decoration: none"></span></a></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"> “Ramazan Ay’ı, Rahmet ve Bereket Ayı’dır.” </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bu inanç ile, Ramazan Ay’ı heyecanlı bir sevgi ile karşılanır. İmanı gereği İslamın şartlarından biri olan oruç tutma coşkusu ile ibadetler bir aşk ile yerine getirilmeye özen gösterilir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bu ay’da küskünler barışır&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Yoksullar sevindirilir&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Hayır hizmetlerinde cömert davranılır&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">İftarlara davetler yapılır&#8230; v.b.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Şükürler olsun orucumuzu tutmaya gayret ediyoruz. Gayret ediyoruz diyorum, çünkü orucumuzun hergün fesad olması endişesi içindeyiz! Allah aşkına Ramazan gelmeden önceki sebze, meyve fiyatlarını biliyor musunuz? Yalnız ikisini belirteyim:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">karpuzun kilosu 30-40 kuruş, domatesin kilosu 40-50 kuruştu. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Ramazan geldi&#8230; Hoşgeldi..! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Susuzluğumuzu giderecek ve bu sıcak günlerde kan şekerimiz ile tansiyonumuzu ayarlayacak karpuz ile domates yüzde ikiyüz zamlanmış! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Ne oluyor? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Ramazan’ın sofra bereketini kim çalıyor? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Zaten meyvelerimiz ve sebzelerimiz de travestileştirilmiş! Daha ağır ve büyük olsun diye kabağı aşılayarak karpuz ve tohumu değiştirilen domates yiyoruz..! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Manavın önünde gördüğüm birkaç vatandaşın, sadece tezgahları seyretmesi ve fiyatları sorup ta evine doğru gitmeleri beni derinden yaraladı&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bu ay barış ay’ı idi, artık çarşı-pazar küskünlüğü başlattılar&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bu ay bereket ay’ı idi, artık içe kapanıklığı başlattılar&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Hey! Allah’tan korkmaz, kullardan utanmaz, güce ve paraya tapan halk düşmanları; Yoksulların, karpuza bakıpta alamayışının ahı sizi tutsun!!! </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">“Mazlumun ahı, indirir şahı” (atasözü) </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">YILMAZ KARAHAN</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/240-mazlumun-ahi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>495) İSTANBUL&#8217;UN FETHİ VE AYASOFYA&#8217;NIN CAMİYE ÇEVRİLMESİ</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/495-istanbulun-fethi-ve-ayasofyanin-camiye-cevrilmesi/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/495-istanbulun-fethi-ve-ayasofyanin-camiye-cevrilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 17:58:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TÜRK DÜNYASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/495-istanbulun-fethi-ve-ayasofyanin-camiye-cevrilmesi/</guid>
		<description><![CDATA[

İSTANBUL’UN FETHİ VE 
AYASOFYA’NIN CAMİYE ÇEVRİLİŞİ
 
        Müslümanların İstanbul’u fetih arzuları çok erken tarihlerde başlamış idi. Hicri 52, miladi 672 yılında Hz. Muhammed’in mihmandarı olan Ebu Eyyub el- Ensari ile ile başlayan fetih hareketi, ancak onuncusunda yani Fatih Sultan Mehmed’in Bizans’a giriştiği son hamle ile neticelenecek, İstanbul Müslüman ordularına, Osmanlı askerine kapılarını açacaktır[1].  Bir kısım kaynaklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">İSTANBUL’UN FETHİ VE </span></strong></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">AYASOFYA’NIN CAMİYE ÇEVRİLİŞİ</span></strong></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> </span><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00121.jpg" title="image00121.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00121.jpg" alt="image00121.jpg" /></a></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        Müslümanların İstanbul’u fetih arzuları çok erken tarihlerde başlamış idi. Hicri 52, miladi 672 yılında Hz. Muhammed’in mihmandarı olan Ebu Eyyub el- Ensari ile ile başlayan fetih hareketi, ancak onuncusunda yani Fatih Sultan Mehmed’in Bizans’a giriştiği son hamle ile neticelenecek, İstanbul Müslüman ordularına, Osmanlı askerine kapılarını açacaktır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn1"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[1]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.  Bir kısım kaynaklar Emevilerle Abbasiler’in H.34/655-H.169/785 tarihleri arasında İstanbul’a beş sefer düzenledikleri, Osmanlıların ise, İstanbul’u yedi kere muhasara ettikleri ve yedincisinde fethettikleri kayıtlıdır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn2"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[2]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Fatih’in Ayasofya ile ilgili en eski vakfiyelerinden birinde “nice melikler bu işe el uzattılar. Her birinin zafere ulaşamadan geri döndükleri rivayet olunmaktadır. Kuvvet ve azamet sahibi eski sultanlar ve meliklerden 63 kişi bu beldeyi feth için  çok miktarda asker topladılar. Muhkem ve büyük kuvvetlerle geldiler. Kuşatıp zorla ele geçirmek ve halkını esir etmek isteğiyle harb ettiler ise de ..verdikleri zayiatla birlikte geri çekildiler”.  Kaydı ile bu konuya işaret edilir </span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn3"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[3]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        Son Bizans imparatorunun (XI. Konstantinos) ne cesareti, ne de enerjisi devleti yıkılmaktan kurtaramayacaktı. Fatih Sultan Mehmet, babası II. Murad’ın vefatından sonra (Şubat 1451) Bizans’ın son saatleri de yaklaşmış idi. Zira Bizans’a ait olan İstanbul, Osmanlı arazisinin tam kalbinde yer alıyor, Osmanlıların Anadolu ve Avrupa’daki topraklarını birbirinden ayırıyordu. Bu yabancı unsuru ortadan kaldırmak ve teşekkül etmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’na İstanbul ile sağlam bir devlet merkezi hediye etmek genç sultanın ilk hedefi idi. Tükenmez bir enerji ve büyük bir ihtiyat ve itina ile Bizans İmparatorluğu’nun başşehrinin fethi için hazırlandı. Boğaziçi’nde, şehrin hemen dibinde Rumeli Hisarı’nı inşa etti</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn4"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[4]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        O devirde Bizans mezhep kavgaları ile meşgul idi. İstanbul’un sukut edeceği bilindiği halde, mezhep ihtilafı sönmemişti. Bizans Tarihi yazarı Dukas, söz konusu mücadele hakkında şu çarpıcı beyanlarda bulunuyor; </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        “Mezhep kavgaları da nihayet bulmadı. Salâhiyetli ruhanilerin bu hususta takındıkları tavır zikre değer. Mesela günahlarını itiraf için bunlara müracaat eden hristiyanları, daha evvel katolik papazlarından Hz. İsa’nın kanını ve cesedini temsil eden ekmek ve şarabı alıp almadıklarını, birleşme taraftarı bir papazın icra eylediği ruhani ayinde bulunup bulunmadıklarını soruyorlardı. Şayet böyle bir hal vaki olmuş ise, bu husustaki kilise kanunları şiddetli ve manevi cezası ağır idi. Adet olduğu üzere kilise kanunlarına uyarak mukaddes ekmek ve şarabı almağa hak kazanan kimse, birleşme taraftarı papazlara müracaat etmezse, onlar tarafından ağır manevi cezaya müstahak olurdu. Birleşme taraftarı papazlar Ortodoksluk taraftarı olan papazlar hakkında bunların papaz olmadıklarını, takdim ettikleri şeylerin sahih ve hakiki olmadıklarını söylüyorlardı. Ortodoks papazlar, bir cenazeye veya bir ölünün ruhunun istirahatı için yapılan ayine davet olunduğu zaman, bu merasimlerde birleşme taraftarı bir papaz görününce, Ortodoks papaz hemen ruhani elbisesini çıkarır ve yangından kaçar gibi oradan uzaklaşırdı. Büyük kilise (Ayasofya) şeytanların ilticagahı ve putperestlerin mabedi telakki ediliyordu. Nerede o mumlar, nerede o kandillerdeki yağlar ? Her şey zulmet içinde, hiç müteessir olmuyordu, mukaddes mâbed viran bir hal almıştı. Bu hal, şehir halkının dini hükümlere muhalefet ve tecavüzleri dolayısıyla, bir müddet sonra mâbedin düşeceği harap vaziyeti daha evvelden gösteriyordu. Genadios ise, hücresinde va’z ediyor ve birleşmeğe taraftar olanları tel’in ediyordu”</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn5"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[5]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        Dukas devamla diyor ki; Genadios her gün birleşme taraftarları aleyhine vaz etmekten ve yazılar yazmaktan geri kalmıyordu….Senatodan baş amiral büyük duka, Genadios ile hem fikirdi ve işbirliği yapıyorlardı. İstanbul’un aleyhine toplanmış olan sayısız Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka Latinler aleyhine şunları söylemeğe cesaret etti; İstanbul’un içinde Türk sarığını görmek, Latin serpuşunu görmekten daha iyidir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn6"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[6]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Dukas’ın büyük duka dediği şahıs Bizans Devleti’nin en saygın kişilerinden Leon Notaras idi</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn7"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[7]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.  </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        Ayasofya’ya mağara ve rafizilerin mezbahı adı veriliyor, içinde kiliselerin birleşmesi taraftarları olanlar tarafından ruhani ayin icra olunduğundan kirlenmemek için Dukas’a göre hiçbir Bizanslı bu mâbede girmiyordu</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn8"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[8]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bizans, ahlaki bakımdan da tamamen çökmüştü. Bu durum karşısında İstanbul’un müdafaası doğudaki ticari menfaatlerini kaybetme korkusu içinde bulunan Latinlere bırakılmıştı. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        Tahta çıkınca ilk işinin İstanbul’un fethi olacağı şayiası daha şehzadeliği zamanından beri duyulan Fatih tahta çıkınca Bizanslılar derin bir teessüre kapılmışlar, son Bizans imparatoru Konstantinos Dragasis, hristiyanlık namına Papa Beşinci Nicolas (Nikola)’dan imdat dilemiş, hatta asırlardır birbirine düşman olan İstanbul ve Roma kiliselerinin birleştirilmesine bile razı olmuştur. Batılı kaynaklarda göre papa İstanbul’a yardım kuvvetleri yerine iki mezhebi birleştirecek bir kardinalden başka bir şey göndermemiş olmakla tenkit edilir. Aslen Selanikli veyahut Moralı bir Rum olduğu rivayet edilen kardinal İsidore (İzidor) büyük bir gemiye iki yüz İtalyan askeri doldurarak İstanbul’a gelmiş, 30 Zilkade 856 /12 Ocak 1452 (12 Aralık 1452 bk Ostrogorsky, s. 523) günü Ayasofya kilisesinde imparatorla devlet erkanı da hazır bulunduğu halde büyük bir ayin yaparak Rum patriği Grigorios Mammas’la beraber Ortodoks ve Katolik mezheplerinin birleştirildiğini ilan etmiştir. Mezheplerine vatanlarından çok fazla bağlı olan Bizanslılar imparatorun bu faaliyetini küfür saymışlar ve İstanbul sokaklarında Türk sarığı görmeyi kardinal şapkası görmeye tercih ettiklerini konuşmaya başlamışlardır. Bizans imparatoru Avrupa katolikliğine gösterdiği fedakarlığın karşılığını görememiş, hemen hiçbir yardım alamamış, netice itibariyle kendi tebaası arasına bir tefrika sokmuş ya da mevcut olan bir tefrikayı alevlendirmiştir. İmparator bu buhran içinde yapabildiği tek şey surları onarmak, Adaları tahkim etmek ve şehre erzak yığmak olmuştur</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn9"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[9]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">        Dukas’ın anlattıklarına bakılırsa, İstanbul’un fethinin yaklaştığını ve şehrin düşeceğini anlayan yerli halk, bütün kadın ve erkekler, rahip ve rahibeler Büyük Kilise’ye yani Ayasofya’ya sığınmışlar, iltica etmişlerdi. Bunun sebebi şu idi; Çok seneden beri şehir halkına bazı yalancı falcılar istikbalde şehrin Türklere teslim olunacağını, bu Türklerin askeri kuvvetle şehre gireceklerini, Bizanslıları keseceklerini ve Türklerin bu yürüyüşlerinin büyük Konstantin’in sütununa (Çemberlitaş) kadar varacağını, ondan sonra gökten bir meleğin elinde kılıç olarak ineceğini ve bu melek, sütunun yanında bulunacak olan ismi meçhul sadedil ve fakir bir adama imparatorluğu ve kılıcı vererek ona; Bu kılıcı al ve Allah’ın kavminin intikamını al diyeceğini, o zaman Türklerin geri gideceklerini, Bizanslıların bunları takip ve telef edeceklerini, bunların şehirden, garptan ve şark yerlerinden İran hudutlarında bulunan bir yere kadar kovulacaklarını söylüyorlardı. Bazı kimseler yukarıda bahsedilenlere inanarak bunların vaki olacağı kanaatiyle koşuyorlar ve başkalarını da koşmağa teşvik ediyorlardı. Bunların kanaati böyleydi ve bugün vuku bulmakta olan hadiseler, esasen çok seneden beri kafalarında yer etmişti. Yani Stavros (Çemberlitaş) sütununu geçecek olursak, gelecek felaketi atlatırız diyorlardı. İşte bu sebepten halk Ayasofya’ya sığınıyordu. Bir saat içinde o muazzam mâbed tamamıyla erkek ve kadınlarla dolmuş idi. Mâbedin alt ve üst katları, avluları ve her bir yeri sayısız halk tarafından işgal edilmişti. Mâbed dolduktan sonra, içerdekiler kapıları kapadılar; kurtuluşlarını mâbedin kerametinden bekliyorlardı</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn10"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[10]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">İstanbul’un fethinden bir gün önce Ayasofya’da imparatorun, bütün devlet ve saray erkanının göz yaşlarıyla katıldığı büyük bir ayin yapılır. Bu Ayasofya’da yapılan son ayindir. Ayrıca sokaklardan papazların idare ettiği ayin alayları geçirilmiş, bütün halk bu alaylara katılmış, İstanbul’un içi “Kyrie eleison” yani Ya Rabbi bize merhamet et dualarıyla çınlamış, kadın ve çocukların vaveylaları içinde yoluna devam eden alay surlara kadar ilerleyerek Bizans’ın son tahkimatını takdis etmişlerdir. İmparator, Bizanslıları mukavemete teşvik eden son nutkunda Şarki Roma’nın uzun bir inhitat ahlaksızlığından sonra bu akıbete layık olduğunu belirten “eğer bu tavsiyelerime riayet edecek olursanız Allah’ın bize yolladığı haklı cezadan belki kurtuluruz” sözünü ifade etmiştir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn11"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[11]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Türkler İstanbul’u zaptettikleri zaman (29 mayıs 1453) müdafaasız halk kiliseye sığınmıştı. Halk şu inancı taşıyordu; Türkler Büyük Konstantin sütununun yanına kadar geldiklerinde gökte bir melek zuhur edecek ve bunu gören Türkler bir daha dönmemek üzere Asya’da ki vatanlarına (İran sınırı) çekileceklerdi. Fakat Türkler gelmişler mabedin kapılarını açarak içeri girmişler ve orada korkudan birbiri üstüne yığılmış olan erkek ve kadınları esir etmişlerdir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn12"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[12]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.  Burada cebren içeri girmek mecburiyetinde kalan Türk askerleri hiç kimsenin hayatına dokunmamış ve yalnız esir almakla yetinmişlerdir. Türk ordusu değil Ayasofya’ya sığınanları öldürmek, İstanbul’a girdiği vakit Fernand Grenard’ın ifadesiyle yalnız silahla mukavemet gösterenleri ve vaziyetleri şüpheli görülenleri öldürmüşler, mütebakisini esir etmişlerdir. Bizans Rumları katliama maruz kalmamıştır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn13"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[13]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Hayrullah Efendi tarihinde “şehir içine girildikten başka imparatorun ölümü haberi duyulunca asker ve halktan bir çoğu Venedik gemilerine binip kaçmak için Samatya, Ahırkapı ve Kadırga Limanı taraflarına koştuklarından diğer taraflarda az kimse kalmıştı. Bundan başka ahalinin çoğu kiliselere kapandığından çok can kaybı olmadığını, bir çoğunun da savaş esiri olarak sağ yakalandıklarından iki bin kişiden fazla insanın ölmediğini..” belirtir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn14"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[14]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Kapılarını kırıp Ayasofya’ya giren Fatih’in askerlerinin yaptıklarını abartılı bir şekilde anlatan Dukas, mâbedin içinde hiçbir şey bırakmadılar der</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn15"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[15]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Daha sonra Hammer, Lamartine, Kont Segür, Dimitri Kantemir ve benzeri Avrupa tarihçileri ve yazarları da taassuba dayanan, gerçek dışı saldırılarda bulunmuşlar, okuyucularını yanıltmışlardır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn16"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[16]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Ayasofya da dahil sanat ve kültür eserlerini tahrip edenler Türkler değil, bir kısım batılı kaynakların da teslim ettiği gibi, Türklerden iki buçuk asır önce İstanbul’u Bizanslılardan zaptetmiş olan Avrupa Haçlılarıdır. Şurası unutulmamalıdır ki, Osmanlılar Ayasofya’nın çan kulesini bile yıkmamışlardır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn17"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[17]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. 1847-1849 yılları arasında gerçekleşen tamirde İsviçreli mimarlar Bizans devri mozayiklerinin hâlâ çok iyi durumda olduğunu görmüşlerdi. Eğer Türkler tahripkar davransaydı mozayiklerden eser bile kalmazdı</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn18"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[18]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Rus müelliflerinden Uspenski sanat ve kültür eserlerine karşı Müslüman Türklerin 1204 Haçlılarından bin kat insaflı ve insanca davranmış olduklarını söyler. Bir çok batılı tarihçi de Müslümanların Kudüs’e girdiklerinde orada ki Hristiyanlara, kendilerini İsa’nın askerleri sayan İstanbul’u talan eden bu adamlardan daha bir insanca davrandıklarını yazarlar. Ortaçağda yaşamış Fransız tarihçi Villehardouin 1204 Haçlı yağmasını “Dünya yaratıldı yaratılalı bir kentten bu kadar çok ganimet kazanılmamıştır” diye anlatır. Zaten harap ve perişan bir halde olan İstanbul’u alan Fatih, derhal imar faaliyetlerine başlamıştır. Türk fethi Bizansı yıkmış ama İstanbul’u kurtarmıştır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn19"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[19]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Tarih-i Ebu’l-Feth yazarı Tursun Bey eserinde İstanbul daru’l-eman oldu, Fatih Ayasofya’ya geldiğinde “bu binay-ı hasînün tevabi ve levahıkın harab u yebab gördi” der ve Ayasofya’yı ve surları onardığını belirtir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn20"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[20]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Andre Clot, Fatih Sultan Mehmet adlı eserinde 1204 yılındaki Latin yağmasına değinirken barbarlarınkinden çok daha korkunç katliâma ve yağmaya giriştiklerini, yüzyıllardır biriktirilen defineler, hazineler yağmalandığını; kiliseler, manastırlar, evler, soyulup soğana çevrildiğini; Ayasofya’nın tamamen soyulup boşaltıldığını; kutsal vazolar içki kadehleri olarak kullanıldığını, mihrabı yaktıklarını, kilisede değer taşıyan ne varsa parça parça edip aralarında paylaştıklarını, aldıkları bu değerli eşyayı yüklemek için atlarını ve katırlarını kilisenin içine kadar getridiklerini, hayvanlar gibi davranıp bütün kadın ve kızların, rahibelerin ırzına geçtiklerini belirtir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn21"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[21]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Sadece Ayasofya’da bile her asırda bir Türk eseri buluyoruz. Her devirde camiiye bir Türk eseri katılmıştır. Müştemilatıyla binayı bu zaviyeden değerlendirdiğimizde Türk eserleri yarıdan fazlayı bulur. Süheyl Ünver, Ayasofya’nın pek çabuk olarak medresesi ile, türbeleri ile ve Mahmud I in kurduğu pek zarif kütüphanesi ile, mahfelleri ile, şadırvanıyla, sebiliyle, ilk mektebi ile muvakkıthanesi ile en mühim İslami sitelerimizden biri olmuştur der</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn22"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[22]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Türklerin Ayasofya’ya girişlerine şahit olanlardan hiç biri sonraları çıkan rivayetlerde olduğu gibi, o vakit bir katl-i âmdan ve mabede karşı bir hürmetsizlik ve tecavüz yapıldığından bahsetmezler</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn23"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[23]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Bu müfterilerden biri olan ve Ayasofya’nın minarelerinin yıktırılmasını, Rusların İstanbul’u alıp haçı dikmesini hararetle savunan muasır tarihçilerden Schlumberger hiçbir kaynak göstermeden Ayasofya içinde bile katliam olduğunu belirtir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn24"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[24]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Andre Clot, Fatih Sultan Mehmet adlı eserinde, öyle görünüyor ki büyük kilisede çok az kan döküldü. Türkler orada bulunanları tutuklayıp sonradan köle yapmakla yetindiler der. Yine aynı yazar Fatih’in akşam sivillerin tutuklanmasının durdurulmasını ve yağmalamaya son verilmesini emrettiğini, orduya mensup her kişiye, her askere kent halkını, kadınları ve çocukları öldürmeyi veya köle almayı da bunlara karşı kötü davranılmasını yasaklıyorum. Bu emre karşı gelen herkes öldürülecektir dediğini nakleder</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn25"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[25]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Osmanlılar merhametli davranmayı kan dökmeye tercih etmişlerdir. Ayasofya sahasını hiçbir katl veya idam lekesi kirletmemiştir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn26"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[26]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Voltaire, İstanbul’un zabtı sırasında bazı tarihçiler tarafından Osmanlılar tarafından ahaliye karşı yapıldığı belirtilen saldırıları ve bu saldırılara karşı gösterildiği rivayet edilen salabet ve hoşgörüyü reddetmiştir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn27"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[27]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Lamartine bütün saldırıları ile beraber şu gerçeği aktarmadan geçememiştir. Ünlü tarihçi Phranzes’den naklen şöyle diyor; &#8230;rahibelerin, annelerinden ayrı düşmüş çocukların, kendi çocuklarından ayrılmış annelerin feryat ve figanlarını merhamet gözüyle gören Osmanlılar bu hazin duruma üzülüyorlardı</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn28"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[28]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Fatih, umumiyetle rivayet olunduğu gibi, at üzerinde değil, fakat yaya olarak kiliseye girmiş ve müezzine ezan okutarak maiyeti ile beraber namaz kılmıştır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn29"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[29]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. Maalesef ünlü ressam Delacroix, Paris Louvre Müzesinde bulunan Fatih’in Ayasofya’ya girişini temsil eden tablosunda sultanı atıyla mabede girer gibi göstermiştir. Hata etmiştir. Fatih Ayasofya’ya girince secde-i şükrana kapanmış, iki rekat namaz kılmış, ilk ezanın da bu sırada okunduğu rivayet edilmiştir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn30"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[30]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Fatih düzenlenen tören alayı ile şehre girince kuvvetli rivayete göre doğruca Ayasofya’ya gitmiştir. Tursun Bey, Ayasofya nam kiliseyi görmeye rağbet etti der. Müverrih  Âlî, “Fatih’in hemen şehre girmesindeki isticali Ayasofya nam kenise-i azimeyi mâbed-i ehl-i İslam etmeğe mütehâlik” olduğunu söylüyor ve devamla mâbed-i kadime doğru yöneldiklerini belirtiyor. Osmanlı Türklerinde bir gelenek olarak devam eden, asırlardır tatbik edilen bir kural vardır. Bu kural bir memleket veya kale fethedildiği vakit ordu içeriye girip burçlara bayrak çekerken surların üstünde ezan sesleri yükselir ve şehrin en büyük kilisesi derhal camiye tahvil edildikten sonra ilk Cuma namazı bu ilk camiide kılınırdı. Bu tarihi ve milli an’ane gereği Fatih vakit geçirmeden Ayasofya’yı camiiye tahvil etmek gayesiyle Ayasofya’ya yönelmiştir. Fatih buraya gelince atından inerek yaya olarak içeriye girmiştir. Burada belirtmek gerekir ki Fatih at üzerinde değil yaya olarak mâbede girmiştir. Fatih mâbedin azametini görünce hayran kalmıştır. O sırada bir Türk askerinin mabedin mermerlerinden birisini kırmakta olduğunu görünce Fatih, bu tahribatı neden yaptığını sormuş, o asker de din için yaptığını söylemiştir. Fatih bu askerin tahribatına mani olmuş, askeri yakın koruma dışarı çıkarmıştır. Fatih burada “servet ve esirler size yeter, şehrin binaları bana aittir” der</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn31"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[31]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Yanında bulunan bazı İtalyan ve Rumlar’ın rivayetine göre Fatih, mozaiklerin sökülmesi teşebbüsünde bulunan mimarlara hitaben; “Durunuz! Bu mozaik resimleri günaha sebep olmamaları için bir kireç tabakasıyla örtmekle yetininiz! Fevkâlâde olan bu kakmaları koparmayınız” demiştir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn32"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[32]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.  1930’lı yıllarda Amerikan Bizans Ensititüsü namına Ayasofya mozayiklerini araştırmakla görevli Thomas Whittemore “bu mozayiklerin hiç birinde insan tarafından tahribat ika edildiğine ait bir iz görülmemiştir. Hatta binanın her tarafında yüzlerce haçlar hiç bozulmadan kalmış olup binanın uzun müddet Türkler tarafından muhafaza edildiğine şehadet etmektedir”</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn33"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[33]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Ayasofya İstanbul’un fethinde usulden olduğu üzere şehrin büyük kilisesi olarak camiye çevrildi. Tursun Bey’in ifadesine göre kubbeye kadar çıkan Fatih Sultan Mehmet binanın ve çevresinin harap görüntüsü karşısında meşhur Farsça beytini söylemiştir. Tursun Bey, Fatih Ayasofya’ya  girdiğinde “vakta ki bu binay-ı hasisün tevabi ve levahikin harab u yebab gördü” der ve Sadî’nin şu meşhur Farsça beytini söylediğini rivayet eder;</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Perde-dârî mî küned der tâk-ı kisrâ ankebût</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bûm-i nevbet mî zened der kal’a-ı Efrâsiyâb</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Yani; Örümcek Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor/ Baykuş Efrasiyab’ın kalesinde nevbet vuruyor/bekliyor.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Fatih Ayasofya’nın tahribini önlemiş, burada müezzinlerinden birine ezan okumasını emretmiş, müezzin ezan okuduktan sonra maiyeti ile beraber ilk namazı kıldıktan sonra camiyi kendi hayratının ilk eseri olarak vakfetmiştir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn34"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[34]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Bizans tarihçisi Dukas, Ayasofya’da ilk ezanın okunmasından ve ilk namazın kılınmasından duyduğu ızdırabı şöyle dile getirir “adem-i meşruiyetin veledi, Deccal’ın mübeşşiri, mihraptaki mukaddes din taşının üstüne çıkarak, namazını kıldı. Nedir bu nekbet ? Heyhat nedir bu dehşet veren acibe, eyvah ne olacağız? Vay vay, neler görüyoruz? Altında havarilerin ve şehitlerin mübarek bakiyeleri medfun bulunan bu mukaddes mihrap üzerinde bir Türk, bu mihrabın üzerinde bir dinsiz ? Ey güneş titre ! Allah’ın kuzusu nerededir? Bu mihrap üzerinde kurban olan, yenilen ve hiçbir zaman tükenmeyen Babanın oğlu nerede ? Hakikaten fasit bir neticeye vardık, günahlarımızdan dolayı bizim ibadetimiz, diğer milletlere nispetle, hiç nazarı itibara alınmamıştır. Allah’ın hikmeti namına bina olunan, Ekânim-i Selâse kilisesi, Büyük Kilise ve Yeni Sion adlarını almış olan bu mâbed, bu gün barbarların ibadet yeri ve Muhammed’in evi adını aldı ve öyle oldu. Ey Cenab-ı Hak verdiğin hüküm adildir !</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn35"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[35]</span></sup></a></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Fethin üçüncü günü Cuma günü Fatih, Ayasofya’ya gelip ilk Cuma namazını askerleriyle beraber kılmıştır. İmamete İstanbul’un fethinin manevi mimarı Akşemseddin geçmiş, ilk olarak Fatih namına hutbeyi de bu nurani zat okumuştur. Hutbenin Fatih tarafından irad edildiği de yazılmaktadır. Diğer bir rivayette ise Fatih Ayasofya’nın camiye tahvil edildiği gün askerine bir hutbe irad etmiştir. Fatih’in iradesiyle bu Cuma gününden evvel Ayasofya’daki tasvirlerle heykeller ve putlar kaldırılıp, kıble tarafına mihrab yapıldığı ve minber konulduğu, bütün hazırlıkların Cuma gününe kadar ikmali için mimarlarla ustalar gece gündüz çalıştıkları rivayet olunur</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn36"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[36]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.  Bu arada üç gün zarfında bir de tahtadan minare yapılmıştır. Yapılan minber ve mihrap zamanımıza ulaşmamıştır. (Şimdiki mihrap ve minber daha sonra yapılmış olup Fatih’in yaptırdığı değildir. 16. yüzyılın izlerini taşır. II. Bayezid devrinde mihrab, III. Murad devrinde minber ilave edildiği bilinmektedir. Tahta minare ise II. Selim zamanında yapılan tamir sırasında kaldırılmıştır</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn37"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[37]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">). Solakzâde tarihinde Cuma namazından önce mihrab, minber ve mahfil hazırlandığı, duvarlarda bulunan tasvirlerin kaldırıldığı, Cuma hutbesini Akşemseddin’in irad ettiği, imameti de yine bu zatın yaptığı belirtilir</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn38"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[38]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">Okunan bu hutbe Osmanlılar içinde okunan hutbelerin belki de en mukaddesi, en sevinçlisi, en büyük şan ve şerefe sahip olanı idi. Çünkü o güne kadar sekiz buçuk asırdan beri bütün müslümanların ulaşmayı şiddetle arzu ettikleri bir fethi Cenab-ı Hak tarafından Osmanlı padişahlarına ve onun tebasına verildiğini ilan etmekte idi. Fethin komutanı ve gazileri, sahabe-i kiramın bile şiddetle arzu ettikleri büyük bir saadete ve Hz. Peygamberin “ne güzel komutan ve ne güzel asker” övgüsüne mazhar olmuşlar idi</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn39"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[39]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">. </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">İstanbul’un fethini müteakip şehirde bulunan yüzden fazla kilise ve manastır cami ve ibadethane haline getirilmiş, bir çoğu da medrese ve hangah yapılarak ehli tarikata barınak olmuştur</span><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftn40"><sup><span style="font-size: 12pt; layout-grid-mode: line; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[40]</span></sup></a><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'">.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> </span><strong><span style="font-size: 12pt; color: blue; font-family: 'Arial','sans-serif'">Doç. Dr. Said ÖZTÜRK</span></strong></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref1"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[1]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Gelibolulu Mustafa Âlî Efendi, Kitabu’t-Tarih-i Künhü’l-Ahbar, c. 1, s. 472 vd.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref2"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[2]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 239-240.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref3"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[3]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Vakfiyenin Arapça metni için bkz. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, İstanbul Salis 6. Vakfiye Defteri, nr. 575, s. 82-106, sr. 46; Aynı nüshanın latin harfleriyle Türkçe’ye tercüme edilmiş kaydı için aynı arşivde, 2114 numaralı defter, s. 176.  </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref4"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[4]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, s. 523.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref5"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[5]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 158-159.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref6"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[6]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 16.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref7"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[7]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Andre Clot, Fatih Sultan Mehmet, çev. Necla Işık, İstanbul 1991, s. 36.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref8"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[8]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 179.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref9"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[9]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 240-241; Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, c. 10, s. 213.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref10"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[10]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 178-179.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref11"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[11]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 252; İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 19.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref12"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[12]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> K. Süssheim-Arif Müfid Mansel, “Ayasofya” , İA, s. 49; Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 335-336.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref13"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[13]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 257-258.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref14"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[14]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Aktaran; Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 344.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref15"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[15]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 178-180.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref16"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[16]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Bkz. Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 336 vd.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref17"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[17]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Çan kulesini 1678 yılında ziyaret eden Venedikli Doj O. P. Grelot’un verdiği bilgilere göre mevcuttu. Bu gün Askeri Müze’de Ayasofya çanı mevcuttur. Ne şekilde müzeye intikal ettiği bilinmiyor. İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 18</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref18"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[18]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 59.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref19"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[19]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 258, Andre Clot, Fatih Sultan Mehmet, çev. Necla Işık, İstanbul 1991, s. 88.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref20"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[20]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Tursun Bey, Tarih-i Ebu’l-Feth, Haz. Mertol Tulum, İstanbul 1977, s. 64, 75.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref21"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[21]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Andre Clot, Fatih Sultan Mehmet, çev. Necla Işık, İstanbul 1991, s. 87.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref22"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[22]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> A. Süheyl Ünver, İstanbul Risaleleri, c. 2, İstanbul 1995, s. 60-61.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref23"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[23]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> K. Süssheim-Arif Müfid Mansel, “Ayasofya” , İA, s. 49.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref24"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[24]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 22- 23.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref25"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[25]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Andre Clot, Fatih Sultan Mehmet, çev. Necla Işık, İstanbul 1991, s. 65, 67.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref26"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[26]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 340-41.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref27"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[27]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 338.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref28"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[28]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 341.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref29"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[29]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> K. Süssheim-Arif Müfid Mansel, “Ayasofya” , İA, s. 49; Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 352.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref30"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[30]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 260; İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 23.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref31"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[31]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Tursun Bey, Tarih-i Ebu’l-Feth, Haz. Mertol Tulum, İstanbul 1977, s. 63; Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 184; K. Süssheim-Arif Müfid Mansel, “Ayasofya” , İA, s. 49; Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 352- 359, İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 21- 22, 26.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref32"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[32]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 358.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref33"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[33]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Thomas Whittemore, “Ayasofya Mozayikleri”, Halil Edhem Hatıra Kitabı, TTK Yayınları, Ankara 1947, s. 200.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref34"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[34]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 184; Tursun Bey, Tarih-i Ebu’l-Feth, Haz. Mertol Tulum, İstanbul 1977, s. 64; Semavi Eyice, “Ayasofya”, DİA, s. 207; İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 260.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref35"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[35]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Dukas, Bizans Tarihi, çev. VL. Mirmiroğlu, s. 184.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref36"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[36]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 1, İstanbul ts., s. 262-263; Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 387-390.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref37"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[37]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri, c. 3, İstanbul 1989, s. 317-318; Semavi Eyice, “Ayasofya”, DİA, s. 208; İlhan Akçay, Ayasofya Camii, s. 26, 40, 50.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref38"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[38]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Solakzade Mehmed Hemdemî Çelebi, Solakzade Tarihi, Haz. Vahid Çabuk, c. 1, s. 286-287.  </span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref39"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[39]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Ahmed Muhtar Paşa, Feth-i Celîl-i Kostantıniyye, İstanbul ts, s. 389-390.</span></p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"><a href="http://www.osmanli.web.tr/osav/osav.asp?lang=1&amp;bolum=4&amp;id=144#_ftnref40"><sup><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'; text-decoration: none">[40]</span></sup></a><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Arial','sans-serif'"> Hoca Sadettin Efendi, Tacü’t-Tevarih, c. 2, İstanbul  1992, sadeleştiren İsmet Parmaksızoğlu, s. 293 </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/495-istanbulun-fethi-ve-ayasofyanin-camiye-cevrilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>50) SEVR&#8217;E &#8220;HAYIR&#8221; DİYEN KAHRAMAN: ALİ RIZA PAŞA</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/50-sevre-hayir-diyen-kahraman-ali-riza-pasa/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/50-sevre-hayir-diyen-kahraman-ali-riza-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 15:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KAHRAMANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/50-sevre-hayir-diyen-kahraman-ali-riza-pasa/</guid>
		<description><![CDATA[
SEVR’E “HAYIR” DİYEN KAHRAMAN: 
ALİ RIZA PAŞA

Sevr Antlaşmasına tek başına direnen Artvinli kahraman general Ali Rıza Paşa;
Ahıska Atabekleri sülâlesinin Artvin koluna mensup çok değerli bir şahsiyet de, Mehmet Medet Beyin oğlu Ali Rıza Paşa&#8217;dır. 1854 yılında Artvin&#8217;in Vezirköyü&#8217;nde dünyaya geldi.
varbak.com - Sevr Antlaşmasına tek başına direnen Artvinli kahraman general Ali Rıza Paşa
Paşanın Millî Nevsal&#8217;de çıkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">SEVR’E “HAYIR” DİYEN KAHRAMAN: </span></strong></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">ALİ RIZA PAŞA</span></strong></p>
<h4><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image001.gif" title="image001.gif"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image001.gif" alt="image001.gif" /></a></span></strong></h4>
<h4><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'">Sevr Antlaşmasına tek başına direnen Artvinli kahraman general Ali Rıza Paşa;</span></strong></h4>
<h4><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'">Ahıska Atabekleri sülâlesinin Artvin koluna mensup çok <span class="adsmartlinkr3920r"><span style="font-weight: normal; color: windowtext">değerli</span></span> bir şahsiyet de, Mehmet Medet Beyin oğlu Ali Rıza Paşa&#8217;dır. 1854 yılında Artvin&#8217;in Vezirköyü&#8217;nde dünyaya geldi.<br />
<span class="mesajgizle1">varbak.com - </span></span><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'"><a href="http://www.varbak.com/showthread.php?t=10424"><span class="mesajgizle1"><span style="color: windowtext">Sevr Antlaşmasına tek başına direnen Artvinli kahraman general Ali Rıza Paşa</span></span></a></span><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'"><br />
Paşanın Millî Nevsal&#8217;de çıkan biyografisinde kendisinden Gürcistan&#8217;ın en asîl bir ailesine mensup olduğu belirtilerek yaptığı görevlerle vatanseverliği ve yiğitliğinin üzerinde bilhassa durulmuştur.</p>
<p>Erzurum Askerî Lisesinden sonra İstanbul&#8217;da Harp Okulundan Topçu Üsteğmeni olarak mezun oldu. Bir süre Almanya&#8217;da eğitim gördü. Yurda döndükten sonra Harp <span class="adsmartlinkr3920r"><span style="font-weight: normal; color: windowtext">Okulunda</span></span> Topçu Öğretmeni olarak görev yaptı. 1896 <span class="adsmartlinkr3920r"><span style="font-weight: normal; color: windowtext">yılında</span></span> başlayan Türk-Yunan savaşına katıldı. Harbiye ve Bahriye nazırlıkları görevinde bulundu. Bu görevi sırasında 31 Mart Olayı meydana geldi. İsyancıların hakaretine maruz kaldı. Balkan Savaşı&#8217;nda Çatalca komutanlığı göreviyle başkent İstanbul&#8217;un ön savunmasına katıldı. Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra Damat Ferid Paşaya, </span><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: #0070c0; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'">&#8220;Top da vardı, tüfek de&#8230; Niçin harp etmediniz de mütareke yaptınız?&#8221; </span><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'">diyerek tepkisini ortaya koydu.</p>
<p>Ali Rıza Paşa, 22 Temmuz 1920&#8242;de Yıldız Sarayında toplanan Saltanat Şûrâsı&#8217;nda Sevr Antlaşması için yapılan görüşmelerde red oyu kullanarak Padişah Vahdeddin&#8217;e karşı çıkan tek kişi oldu.</p>
<p>1921 yılında vefât etmesi üzerine <u>Mustafa Kemal Paşa</u>, Paşanın yegâne oğlu Fazıl Rıza Atabek&#8217;e şu telgrafı çekmiştir: </span><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: #0070c0; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'">&#8220;Vatanımız, babanızın umduğu gibi kurtulur da hepimiz halâs buluruz. Taziyetler, gözlerinizden öperim.”</span><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'"> <u>Mustafa Kemal</u>.</span></h4>
<h4><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; color: windowtext; line-height: 115%; font-style: normal; font-family: 'Arial','sans-serif'">Paşa’nın Türbesi Fatih Camiinde dir. </span></h4>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'">Kaynak: www.ahiska.org.tr</span></strong><span style="font-size: 14pt; color: black; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"> </span></p>
<p style="margin-bottom: 0pt; line-height: normal" class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/50-sevre-hayir-diyen-kahraman-ali-riza-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>145) YÜZBAŞI SELAHATTİN&#8217;İN ROMANI</title>
		<link>http://www.yenidenergenekon.com/145-yuzbasi-selahattinin-romani/</link>
		<comments>http://www.yenidenergenekon.com/145-yuzbasi-selahattinin-romani/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 16:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yılmaz Karahan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜLTÜREL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenidenergenekon.com/145-yuzbasi-selahattinin-romani/</guid>
		<description><![CDATA[YÜZBAŞI SELAHATTİN’İN ROMANI 


(Yüzbaşı Selahattin&#8217;in Romanı, İlhan Selçuk&#8217;un Cumhuriyet Kitapları&#8217;ndan çıkan romanıdır. Roman Çanakkale, Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşlarında savaşmış olan Selahattin Yurtoğlu&#8216;nun anılarının derlenmesiyle oluşmuştur.)

Birinci Dünya savaşı 29 Ekim 1914’te başlamış ve 30 Ekim 1918’de Mondrosta imzalanan ateşkes ile sona ermiştir. Ancak Türkiye için barış Yunanlıların İzmir’i işgali üzerine bozuldu. Bu savaş bizim için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1"><span><strong><span style="font-size: 20pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">YÜZBAŞI SELAHATTİN’İN ROMANI</span> </strong></span></p>
<p><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00120.jpg" title="image00120.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image00120.thumbnail.jpg" alt="image00120.jpg" /></a></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">(Yüzbaşı Selahattin&#8217;in Romanı</span></em></strong><em><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">, İlhan Selçuk&#8217;un Cumhuriyet Kitapları&#8217;ndan çıkan romanıdır. Roman Çanakkale, Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşlarında savaşmış olan <strong>Selahattin Yurtoğlu</strong>&#8216;nun anılarının derlenmesiyle oluşmuştur.)</span></em></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Birinci Dünya savaşı 29 Ekim 1914’te başlamış ve 30 Ekim 1918’de Mondrosta imzalanan ateşkes ile sona ermiştir. Ancak Türkiye için barış Yunanlıların İzmir’i işgali üzerine bozuldu. Bu savaş bizim için sekiz yıl sekiz ay sürdü , birçok devletle mücadele etmek zorunda kalan Osmanlı İmparatorluğu battı ve Osmanlı İmparatorluğunun , Türklerle dolu yerlerinde özgür ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu . Bu kitapta Yzb.Selahattin’in Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında yaptıkları ve daha sonraki hayatına etkileri anlatılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Yzb. Selahattin’in Batum’dan İstanbul’a gelmesiyle olaylar başlar. İstanbul’daki manzara onu dehşete düşürmüştü. Mondros  Mütarekesi sayesinde galip devletler istanbul’u işgal etmişti. İstanbul Hükümetinin devleti bu buhrandan kurtarmak isteyenleri hapse atması veya sürgüne göndermesi durumu iyice zorlaştırmıştı.İstanbul Hükümeti onların her dediğini yerine getiriyordu.(Türk subayları rütbesi ne olursa osun yabancı devlet subaylarına selam vermek zorundaydı.) Yzb. Selahattin her defasında arkadaşlarına birşeyler yapmaları gerektiğini söylüyordu. Arkadaşlarından biri bu işi ancak Mustafa Kemal’in başarabileceğini söylemişti&#8230; </span></p>
<p><strong><u><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'">KİTAPTAN BİR BÖLÜM:</span></u></strong></p>
<p><strong><u><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"><span style="text-decoration: none"></span></span></u></strong></p>
<p><strong><u><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Arial','sans-serif'"><span style="text-decoration: none"></span></span></u></strong></p>
<p><a href="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image0029.jpg" title="image0029.jpg"><img src="http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/08/image0029.jpg" alt="image0029.jpg" /></a></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">(&#8230;&#8230;.)  </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">İstanbul bu tarihte bir mahşer yerini andırıyordu. İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Japon, Amerikan ordularından subaylar, neferler ve dünyanın her ulusundan ve dininden insanlar şehri doldurmuştu.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">Anadolu&#8217;nun çeşitli yerlerinden sürülmüş Ermeniler de İstanbul&#8217;a dolmuştu. Türkler yenilmişti, Hıristiyan azınlıkları Türklere karşı kışkırtanlar savaşı kazanmışlardı. Hıristiyanlar galip devletlerin tabii müttefikiydiler. İngiltere elçiliğinde bir Rum-Ermeni şubesi açılmıştı. Rumların istekleri genişti. Trabzon Piskoposu ve Rumları, bir Pontus devleti kurmak istiyorlardı. Ermeniler Karadeniz&#8217;den Akdeniz&#8217;e uzanan bir devlet hazırlığı içindeydiler. Bağımsızlık peşinde koşan Arap, Kürt, Rum temsilcileri İstanbul&#8217;a doluşmuşlardı. Bir evin kapısında &#8220;<span style="color: #c00000">Trabzon Rum İmparatorluğu Temsilciliği</span>&#8220;, bir başka kapıda &#8220;<span style="color: #c00000">Pontus Cumhuriyeti</span>&#8220;, bir başkasında &#8220;<span style="color: #c00000">Kürt Krallığı</span>&#8220;, biraz ötede &#8220;<span style="color: #c00000">Kilikya Ermenileri Temsilciliği</span>&#8220;, güzel bir konağın girişinde &#8220;<span style="color: #c00000">Arnavutlar Birliği</span>&#8221; gibi levhalara ve uydurma bayraklara rastlanıyordu. Bunlar yetmezmiş gibi Bolşevik devriminden kaçan Ruslar da şehri doldurmuşlardı. İstanbul&#8217;da aranıp bulunamayan yalnız Türklüktü. Payitaht tam bir uluslararası kent niteliğine girmişti. Bu şehirde en hakir, en zavallı olanlar Türklerdi. Türklerde ne hayat yeteneği kalmıştı, ne şeref&#8230; Türk de Türklüğünü bir günah gibi saklayarak kenara çekilmişti. Barlar, banyolar, kahveler, sokaklar artık namus ehli için geçilmez olmuştu. Hiçbir ev saldırıdan uzak değildi. Her an kapı çalınabilir ve bir sarhoş yabancı grubu, eğlenmek istediklerini söyleyebilirdi. Bu yabancılara Rum ve Ermeniler öncülük ediyorlardı. Çevre köylerinde özellikle Pendik, Maltepe ve Beykoz&#8217;da Rum çeteleri türemişti. Türk köylerinde pek az kimse kalmış; çoğu yanmıştı. Çeteler kent içinden bile tacirleri dağa kaldırıyorlar, rehine olarak saklıyorlardı. Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında cinayetten, yağmacılıktan, kundakçılıktan, özetle kan dökmekten açılmış bir uçurum vardı. Eşkiyanın yakalanmaktan korkusu yoktu, ama halk korku içindeydi. İngiliz memurlar ve istihbarat ajanlarıyla eşkıya arasında ilişkiler vardı. Türklere sömürgelerdeki Hintli ya da zencilere davrandıkları gibi muamele ediyorlardı İngilizler&#8230;</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">İstanbul savaş yıllarında derin bir yoksulluk ve yokluk içinde yaşamıştı. Şimdi geniş bir bolluk dönemine girilmişti. Yabancıların döktükleri para ve vapurlarla getirdikleri eşya, şehrin yaşayışını değiştirmişti. Sefaletin zayıflattığı karakterler, paranın tatlı yüzüne dayanamıyordu. Sömürgecilerin dünyanın her yanında yerli halka uyguladıkları yöntemdi bu. Artık ülkenin efendisi olan yabancılara hoş görünmek için birçok okumuş Türk ailesi ya da aydın grubu devreye girdi. Yabancı subay çevreleriyle ilişkiler kurdu. Balolar, danslar, oyunlar başladı. İstanbul&#8217;da hayat, şen, günahkâr ve zevkliydi. Gazinolarda içki ve raks vardı. Tokatlıyan&#8217;a gidip orkestrayı dinlemek, güzel kızlar yakalayarak dans etmek hoştu. Şişli tarafında Türk hanımlarının da katıldığı çaylar veriliyordu. Gerçi böyle yaşayış Türk hanımları için yasaktı ama, özgürlüklerine kavuşmak isteyen kadınlarımız (!) eksik değildi. Rumların, Ermenilerin suareleri ve çayları eğlenceliydi. Bunlar Beyoğlu Fransızcasıyla veya kötü bir İngilizceyle konuşmayı yeğliyorlardı. Herkes kendini Avrupalı saymak ve saydırmak merakına düşmüştü&#8230;</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">(&#8230;&#8230;.)</span></strong></p>
<p><span class="style161"><span style="font-weight: normal; font-size: 14pt; font-family: 'Arial','sans-serif'">İlhan  SELÇUK:Yüzbaşı  Selahattin&#8217;in  Romanı-2   S:35-38 13.Baskı   İstanbul 2006</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif'"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenidenergenekon.com/145-yuzbasi-selahattinin-romani/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
