42) KUVA-YI MİLLİYE’Cİ KAHRAMAN: YAHYA KAPTAN

Yayin Tarihi 22 Temmuz, 2009 
Kategori KAHRAMANLAR VE BİLGİNLER

YAHYA KAPTAN

image00157.jpg


Eşsiz yiğit Yahya Kaptan, 1891 yılında Makedonya-Köprülü’de (Selânik-Üsküp demiryolu üzerinde yerleşim yeri) doğmuştur. Henüz dokuz yaşında iken Makedonya’da amcasına saldıran bir Bulgar’ı öldürüp dağa çıkması, yaşayacağı yazgısının başlangıcı olacaktır. Balkan Savaşı süresince İmparatorluğun yaralı köşesi Balkanlar’da Bulgar milliyetçilerine karşı mücadelesini sürdürmeye devam etmiş, savaş bittiğinde Sırplar tarafından onurlandırılmıştır. Makedonya dağları, bu dönemde sıradan eşkıyanın yanında bir çok ulusçu ve meşrutiyetçi çeteyi barındırmış, Balkanlar’da “Çete Kültürü”nün oluşturulmasına taban teşkil etmiştir. O yıllarda çete reislerine “Kaptan” sıfatı verilmektedir.
I. Dünya Savaşı başlamadan önce İttihat ve Terakki liderlerinden Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulan Teşkilât-ı Mahsusa, güvenilir ve çete deneyimi olan bireyler arıyordu. Yahya Kaptan’ın örgüte katılma isteği hemen kabul edildi. Teşkilât-ı Mahsusa’nın Osmancık Taburu ile Irak’a gönderildi. Bu taburun çöküşü ve dönüşü zamanına kadar İngilizlerle savaşmıştır. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Orduları merkeze çekilmeye başlayınca İstanbul’a dönüşü sırasında İttihat ve Terakkî’nin ünlü silâhşörü Yakup Cemil ile tanışmıştır. Onun coşkusu ve diriliği, hayat felsefesine kaynak oluşturmuştur Yahya Kaptan’ın.(1) Enver Paşa’ya karşı tavır almaları nedeniyle yeni bir kabine kurmak için başlattıkları mücadele,(2) her iki çetecinin 19 Ağustos 1916’da tutuklanıp askerî mahkemede yargılanmalarıyla son bulmuştur.(3) Yakup Cemil’in cezası 11 Eylül 1916’da kurşuna dizilmek suretiyle Kâğıthane’de infaz edilmiş,(4) Yahya Kaptan sürgün cezasına mahkûm edilerek Irak’a gönderilmiştir.(5)
İstanbul’a döndüğü zaman 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin ağır şartlarının ülkede yarattığı tahribatı ve halkın çaresizliğini görür. Bekirağa Bölüğü basılarak kurtarılan Halil Kut Paşa’nın kaçırılmasında ve saklanmasında rol oynar. Artık İtilâf Devletleri’nin kurduğu hükümet, en sert yüzünü İttihatçılara göstermektedir. Harbiye Nezareti’nde tutuklu bulunan arkadaşlarını ziyarete giderek onları teselli etmeye çalışır. Bu ziyaretlerde arkadaşlarından birisi, Mustafa Kemal Paşa’nın Çanakkale muharebelerindeki kahramanlıklarını anlatmış ve ülkeyi kurtaracak tek kişi olarak onu belirtmiştir. Yahya Kaptan, o andan itibaren “Büyük Kurtarıcı”ya karşı derin hayranlık beslemeye başlamıştır.(6)
Özellikle İngilizler’in tavırlarından güç alan yerli Rumlar, çeteler oluşturmaya başlarlar ve Kocaeli Yarımadası’nda büyük bir terör hareketine girişirler. 4 Mart 1919’da 12 kişilik Rum çetesi Bostancı’da Hariciye memurlarından Eşref Bey’in köşküne baskın yaparak Eşref ve Nidaî Beyler’i şehit ederler. Daha sonra bu tür eylemlerini Anadoluhisarı’nda bir polis memuruna saldırıp silâhını almak, Küçükbakkalköy ve Yeniköy’de kadın ve çocuklara saldırmak şeklinde sürdürürler. Teşkilât-ı Mahsusa’nın karşı koyma faaliyetleri İngilizler’i kızdırdığından Padişah Vahdettin, Teşkilât-ı Mahsusa’nın hemen dağıtılmasını istemiştir. Yahya Kaptan’ın İstanbul’da yaşayacağı şartlar yoktur artık. Bu teşkilâtın üyesi bazı yurtseverler, Mustafa Kemal Paşa’nın söylemlerine inanmaya başlamışlardır. Ülke kan ağlıyor, işgal güçleri, yanlarına azınlıkları da katıp halka eza cefa ediyorlardı. Halkta millî bilinç, daha doğrusu Kuva-yı Milliye, (Ulusal Güçler) fikri uyanmaya başlamıştı. İlk direnişler, 30 Mayıs 1919’da Bayındır–Ödemiş yolu üzerinde Hacıilyas tepelerinde görülür. Ödemiş’te kurulan ilk silâhlı halk kuvvetine Kuva-yı Milliye adı verilmiş ve bu isim katılanların sayılarının artmasıyla bütün Anadolu’da benimsenmiştir. İstanbul Hükümeti, 16 Haziran 1919’da Kuva-yı Milliye’nin haberleşmesini yasaklar.
9 Eylül 1919’da Ali Fuat Paşa, “Garbî Anadolu Kuva-yı Milliye Kumandanlığı”na atanmıştır.(7) Görev tanımları ve talimatı(8) yapılmış olan bu komutanlık, İstanbul–Üsküdar’da
13 Kasım 1919’da Karakol Cemiyeti’ni kurmuş(9), daha sonra çeşitli konularda teşkilâtlanmasını, Zabitan Grubu, Yavuz Grubu, İmalât-ı Harbiye Grubu, Felâh Grubu, Namık Grubu, Kaçakçılık Grubu gibi örgütlerle devam ettirmiştir.(10) Kocaeli Bölgesi’nde Rum, Yahudi ve Ermeni azınlıklar bulunmaktaydı. Ermeniler Akmeşe, Aslanbey ve Bahçecik ile bir kısmı Adapazarı’nda; Rumlar, Şile tarafları, Yuvacık, İzmit, Sapanca, Geyve ve Adapazarı’nda; Yahudiler ise daha az olup, İzmit merkezinde bir mahalle ile Karamürsel ve Yalova tarafında bulunmaktaydılar. Kuva-yı Milliye kurulduktan sonra başlangıçtaki silâh ihtiyacı Maltepe Tayyare Endaht (Atış) Mektebi ile Kadıköy İtfaiyesi’nden karşılanmıştır. Daha sonra Yenibahçeli Şükrü Bey, Karadeniz Boğaz Kumandanı olan Emin Bey’e giderek onu ikna etmiş ve bir kısım silâhı Boğaz istihkâmlarından Alçak, Yüksek Bataryalı, Keçilik, Kılburnu, Poyraz, Fener, Riva, Harmankaya ve Alacamağara Burnu tabyalarından temin edebilmiştir.
Mensupları arasında eski İttihatçıların da bulunduğu Karakol Cemiyeti, İstanbul’da kurulmuş, faaliyet alanı olarak kendisine Kocaeli Yarımadası’nı seçmiştir. Örgütün amacı, daha sonra yapılacak olan mücadeleye insan ve malzeme desteği sağlamak için Kocaeli Yarımadası’nı kontrol altında tutmaktır. Yarımada üzerinden Anadolu’ya geçişler, Beylerbeyi-Sultan Tepesi’ndeki Özbekler Tekkesi (ilk toplanma, saklanma ve yeni kimliğe bürünme noktası), Gebze, İzmit ve Adapazarı’na uğramadan Geyve Boğazı yoluyla oluyordu. Yahya Kaptan’ın bögeyi temizlemesinden sonraki diğer bir geçiş ise Beykoz, Polonezköy, Alemdağ, Paşaköy, Kandıra ve yine Adapazarı’na uğramadan Geyve Boğazı üzerinden yapılıyordu. İstanbul’un resmen işgalinden sonra Fevzi Çakmak (Mareşal), bu güzergâhı kullanmıştır. 17 Nisan 1920 gecesi Paşabahçe Jandarma Müfrezesi Komutanı Teğmen Salih (Kılıç) ve küçük bir emniyet kuvveti ile atlı olarak, gündüz saklanıp gece yol akarak 27 Nisan 1920’de Ankara’ya ulaşmıştır. Gebze ile yöresinin sorumluluğu Dr. Fahri Can’a verilmiştir. Dr.Fahri Can, ilk iş olarak Karaaslan çetesini Kuva-yı Milliye saflarına çekmiştir.(10) Gebze’ye de Süleyman Askerî’nin Osmancık Müfrezesi getirilmiştir.(11) Makedonya coğrafyasının bir benzeri sayılabilecek Kocaeli Yarımadası eşkıya ile doludur. Rum eşkıyanın “ulusçu” nitelikte bir kültürü vardır. Özellikle İngiliz Hükümeti, tasarladığı Boğazlar Bölgesi’nin emniyeti için Kocaeli Yarımadası’nın kontrol altında bulundurulmasına çok önem veriyor ve Rum ve Ermeni azınlıklardan istifade etmeye çalışıyordu.


1) Yahya Kaptan öncesi olaylar:
a. İşgal güçlerinin Kocaeli Yarımadası’na yayılmaları ve tamamen hâkim olmak istemeleri, bu bölgede yaşayan Rum ve Ermeni azınlıkların şımarmasına, gövde gösterisi ve taşkınlık yapmalarına yol açmıştır.
b. İşgalci İngiliz birlikleri, halktan tepki görüp zayiat vermeye başlayınca, Yunan birlikleri bu bölgeye getirilmiş ve sorumluluk kendilerine devredilmiştir.
c. Yunan subay ve erleri altın, para ve eşya gasp etmişler, Yunan askerlerinden memnun olduklarına dair halktan zorla imzalı belgeler almışlardır.
d. Resmi daireler işgal edilmiş ve baskı kurulmuştur.
Yahya kaptan, Mustafa Kemal’in İzmit mıntıkasında Heyet-i Temsiliye’ye bağlı silâhlı müfrezeler teşkil edilmesi istemi doğrultusunda İzmit Müdafaa-i Hukuk Teşkilâtı tarafından 2 Ekim 1919’da Mustafa Kemal’e tavsiye edilmişti. Daha sonra 4 Ekim 1919’da Yahya Kaptan, Kuşçalı telgraf merkezinden “Bendeniz size iki gün önce İzmit’ten tavsiye edilen Yahya’yım. Telgraf başına emirlerinizi almaya geldim. Yarın akşama kadar Kuşçalı telgrafhanesindeyim.” diyerek Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf göndermişti. Aynı gün M. Kemal Paşa’dan “Bulunduğunuz havalide kuvvetli bir teşkilât yapınız. Adapazarı Kaymakamı Tahir Bey vasıtasıyla bizimle irtibatı devam ettiriniz. Şimdilik hazır bulununuz!” emrini almıştır.
Karakol Cemiyeti’nin eylemleri Dr. Fahri Can tarafından denetlenebilir hale getirilmiştir. Bu teşkilâtın askeri kanadında Yüzbaşı Nail ve Binbaşı Necati Beyler vardı. Sivas Kongresi ile bütün ulusal güçler bir çatı altında toplanmak istenmesine rağmen. İstanbul’a yakınlığı ve İstanbul Hükümeti’ne bağlılığı nedeniyle İzmit mutasarrıfı çağrılara kulak asmamış ve Sivas’taki kongreye temsilci göndermemiştir. Karakol Cemiyeti’nin bazı üyeleri de milli direnişe sıcak ilgi göstermemişlerdir. Yahya Kaptan, bu örgütün sorumluluk bölgesinde olmasına ve Tavşancıl’ın kendi kontrolüne verilmiş olmasına rağmen, emirleri doğrudan Mustafa Kemal Paşa’dan alması, kendisi hakkında kıskançlık ve öfke doğmasına neden olmuştur


2) Yahya Kaptan zamanı:
a. Yunan birlikleri Kocaeli Yarımadası’nda bir bölgeye elini kolunu sallayarak giremez olmuşlardır.
b. Çapulcular tarafından gerçekleştirilen öldürme, yaralama, ırza geçme, soygun ve talan olayları azalmıştır.
c. İstanbul Hükümeti tarafından cezalandırılan ve mahkûmiyet alanlar, Mondros Mütarekesi maddeleri gereği terhis edilen subay, astsubay ve erler, firar etmiş olanlar, Milli Mücadele’ye katılmak isteyenler ve İstanbul’dan kaçırılan cephane ve silâhlar için Anadolu’ya güvenli geçiş yolları oluşturulmuştur.
d. Çapulculuğa başlayan çetelerden bazıları Millî Mücadele saflarına çekilebilmiştir. Büyük Aslan çetesi bunun en güzel örneğidir.
Tavşancıl’da Kuva-yı Milliye’nin çekirdek kadrosu yine eski komitacı Yahya Kaptan’ın kişisel gayretleriyle oluşturulmuştur:
“ İstanbul’a 15 günde bir gidiyordu. Yanında ancak bir tabanca bulundurabiliyordu. Silâh temin edilmesi isteğini Tavşancıl İhtiyar Heyeti’ne açtı. Yanındaki dört arkadaşını köy için korucu tayin ettirdi. İhtiyar Heyeti’nin verdiği mazbatalarla Gebze jandarma deposundan Alman mermisi atan Rus tüfeklerinden dört adet ile ellişer fişek temin etti. Şile–Yeniköy Rum çetesinin kanlı ve katil reisi Deli Yanni, arızalı tüfeğini onarım için Tavşancıl’a gönderiyor. Kimsenin kullanmaması için ahşap aksamını söküyor. Yahya Kaptan bu demir aksamı ele geçirip kiraz ağacını oyarak ahşap kısmını da yapıyor. Böylece kendisininki ile birlikte beşinci silâha sahip oluyorlar…Yahya Kaptan’ın can arkadaşı Enis Bey ise silâhşör adedinin
artması için çalışma yapıyor, Tavşancıl Köyü’nün yetiştirdiği yurtsever gençlerden Mehmet ve İhsan isimli iki kardeş köyleri dolaşarak adam topluyorlardı.”(12)


3. Yahya Kaptan sonrasındaki gelişmeler:
a. 8 Ocak 1920 günü Yahya Kaptan’ın şehit edilmesiyle İstanbul Hükümeti rahatlamıştır. Bu şok durum, 19 Ocak 1920’de Büyük Aslan çetesinin silâhlarıyla birlikte ele geçirilmesine neden olmuş ve Kuva-yı Milliye sarsıntı geçirmiştir.
b. Karakol Cemiyeti üyeleri arasında soruşturma başlatılmıştır.
c. Karşısında zayıf bir güç gören Yunan Komutanlığı, bölgeye daha fazla yayılmak düşüncesiyle birlik sevk etmiştir. Bu birliklerin iaşesini karşılamak amacıyla halkın ekinine, bağ ve bahçe ürünlerine ve hayvanlarına el konulmuş, hatta gasp edilmiştir. Bölge ve İzmit, sahipsiz kalınca 26 Nisan 1920’de İngilizler tarafından resmen işgal edilmiş,(13) Mustafa Kemal ve Kuva-yı Milliyeci’ler hakkında 11 Mayıs 1920’de idam kararı verilmiştir.(14)
d. Başlangıçta görülen münferit olaylar, kitlesel eylemlere dönüşmüştür. Keyfî işkenceler, tecavüz ve öldürme olayları artmıştır. Tahkikat Komisyonu’nun Yunan birliklerinde yaptıkları incelemeler sonuçsuz kalmştır. Kuva-yı İnzibatiye, 25 Haziran 1920’de lâğvedilmiştir.
e. İngilizler’in bölgeyi ele geçirmelerinden sonra Kuva-yı Milliye üzerine sürekli saldırmaları ve ilerleme kaydetmeleri karşısında tutunamayacağını anlayan millî müfrezeler çekilirken, düşmanın eline geçmesine veya kullanmasına engel olmak maksadıyla iskele, köprü veya demiryolunun bir bölümünü tahrip etmişlerdir. (Hereke İskelesi, Gebze demiryolu köprüsü),(15) 31 Temmuz 1920’de Yunan Manisa Tümeni’nin 16’ncı Piyade Alayı Derince’ye çıkarıldı. Bu birliğin bir Tabur kadar kuvveti Gebze‘yi işgal etti.(16) Bu tesisler, millî kuvvetler tarafından yeniden ele geçirildiklerinde onarımları için büyük sıkıntılar yaşanmıştır.


4. Büyük Atatürk’ün vefalı davranışları:
a.7 Ocak 1920 tarihinde Yahya Kaptan’ın etrafının sarıldığını bildiren telgrafı alan Mustafa Kemal, aynı gün çektiği telgrafla İstanbul’dan Tavşancıl’a gelen birliğin komutanına iletilmek üzere İzmit’teki Tümen Komutanı’na Yahya Kaptan’ın Kuva-yı Milliye’nin mensubu olduğunun bildirilmesini, kusur veya kabahati varsa gereğinin yapılacağını ve tutuklanmasının önlenmesini emretmiştir. Telgraf çekmesine rağmen şehit edildiği haberini alınca çok üzülmüş, olayın en ince ayrıntısına kadar araştırılması için 20 Ocak 1920 tarihinde Karakol Cemiyeti mensubu Galatalı Albay Şevket’e talimat vermiştir.
b.Mustafa Kemal bununla da yetinmeyerek olayın peşini bırakmamış, İstanbul Hükümeti’ni zor duruma sokmuştur. Daha sonra Rauf Orbay’ın gönderdiği, olayın anlaşıldığını ve otopsi yapıldığını belirten telgrafı almıştır. Kendi eseri Nutuk’ta Yahya Kaptan ile ilgili olarak 20 sayfaya yakın yer ayırmıştır.
c. Yahya Kaptan’ın iki yetim kızını himayesine almıştır.
Yahya Kaptan, ulusal mücadelenin Tavşancıl ve Hereke bölgelerinin sorumlusu olmakla beraber, İtilâf Devletleri’nin işgalci askerlerine, Yunan ve İngilizlere müzahir kişi ve güçlere (İngiliz Muhipler Cemiyeti), azınlık çetelerine, Karakol Cemiyeti’nin iç çekişmelerine ve İstanbul Hükümeti’nin jandarmasına karşı mücadele vermiştir. Heyet-i Temsiliye, kongrelerini tamamlamış, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya dönmüştür. Doğrudan Mustafa Kemal Paşa’dan emir alan Yahya Kaptan, Ankara’ya gidip Paşa’sı ile bizzat görüşmeyi planlamaktadır. Ulusal mücadele karşıtı güçler, Heyet-i Temsiliye’nin Yahya Kaptan ile olan ilişkilerini çekememekte ve kıskanmaktadırlar. İstanbul’u gizli yollarla Anadolu’ya bağlayan bu koridor, tümüyle Yahya Kaptan’ın kontrolüne verilmiştir. Onu karalamak isteyenlar, halka şiddet uyguladığı ve soygun yaptığı dedikodularını yayarak sık sık İstanbul Hükümeti’ne şikâyette bulunuyorlardı. Mustafa Kemal Paşa ise bu şikâyetlerin esaslı şekilde araştırılması talimatını vermiş, yapılan incelemelerde şikâyetlerin doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. İstanbul Hükümeti, Heyet-i Temsiliye ile Yahya Kaptan arasındaki ilişkileri ve komuta bağlantısını bozmak için Gebze–Darıca–Hereke bölgesine giden telgraf tellerini kestirmiştir.
Osmanlı Hükümeti’nin Jandarma Komutan Vekili Hilmi Bey tarafından teşkil ve teçhiz edilerek görevlendirilen bir müfreze, 5 Ocak 1920 günü Bandırma vapuru ile Galata’‘dan hareketle geceleyin Hereke İskelesi’ne ulaşmıştır. Buradan Tavşancıl’a hareket eden Osmanlı subay ve erleri, artık destek alma olasılığı kalmayan Yahya Kaptan’ı ele geçirmek amacıyla Tavşancıl’ı kuşatmıştır. Sıkı bir arama yapılmış, birkaç kişi yakalanmasına rağmen Yahya Kaptan ele geçirilememiştir. Bu durumu öğrenen Mustafa Kemal, İzmit 1’nci Tümen Komutanı Rüştü Bey’den Yahya Kaptan’ın yakalanmasının önlenmesini istemiştir. Rüştü Bey Düzce’de bulunmakta olduğundan İzmit’teki vekili Fevzi Bey, çatışmanın başlamak üzere olduğunu bildirir.(16) Günümüzde yıkılmaya mahkûm durumda karargâh olarak kullandığı ev sarılmış ve aranmıştır. Bulunamayınca tekrar dışarıya çıkan arama ekibine yanaşan bir kadının Yahya Kaptan’ın içeride saklandığını ısrarla söylemesiyle yeniden arama yapıldığını ve ele geçirildiğini anlatıyorlar o mahalledeki yaşlı insanlar… O güne ait resmi telgrafların bazıları, yakalandıktan sonra bir grubun ona saldırmak istemesi üzerine çıkan çatışmada Yahya Kaptan’ın kaçmaya çalışırken vurulduğunu belirtir. Mustafa Kemal’in Yaveri Cevat Abbas’ın bildirdiğine göre yakalandıktan sonra köy çeşmesinden su içerken İstanbul Hükümeti’nin subayı Teğmen Abdürrahman Efendi tarafından şehit edildiği ve ele geçiren müfrezenin içindeki kişiler tarafından başının kesildiği yönündedir. Zaten başının ayrılmış olması da bu bildirimin kanıtıdır.


5.Değerlendirme;
Büyük bit teşkilâtçı olmasına, silsile, yol ve yöntem bilmesine rağmen Mustafa Kemal neden Makedonyalı Yahya’ya bu kadar güvendi ve emirleri doğrudan kendisinden almasını istedi? Burada bir yanlışlık yapıldığı düşünülebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, Kuva-yı Milliye fikri halktan çıkmış, daha sonra İstiklâl Harbi’ni yapacak olan komutanlar tarafından bu fikrin örgütlenmesi yapılmıştır.
Kişilere güven konusuna gelince, Mustafa Kemal’in öngörü ve sezgi yeteneği çok ileri seviyededir. Kongre için Sivas’ta bulunduğu sırada kendisi ile görüşmeye gelen ve Millî Mücadele saflarında görev almak istediğini belirten Kara Fatma’ya da (Fatma Seher) aynı güveni göstermemiş miydi?(17) Yaveri Cevat Abbas, şoförü ve muhafızları da diğer örneklerdir.
Kuva-yı Milliye’nin örgütlenmesi Karakol Cemiyeti’nin kurulmasıyla başlamış ve resmîleşmiştir. Millî teşkilâtların oluşturulmasında görevlendirilen komitacıların İttihat ve Terakki Partisi’nin güdümündeki yani Enver Paşa’nın kontrolündeki Teşkilât-ı Mahsusa’dan geçme kişiler oldukları görülür. Osmanlı Ordusu’nun muvazzaf durumdaki bir kısım subayı ile Mondros Mütarekesi sonrasında terhis edilmiş subaylarından teşkilât ve istihbarat konusunda ehliyetli olanlar komutan ve yerel liderler olarak görevlendirilmişleridir.
Oysa İttihat ve Terakki Partisi’nde menfaatlerini kollayan, yükselme hırsı olan, yurt ve ulus sevgisi yerine Padişah’a bağlılığı esas alan kişiler çoğunluktadır. Enver Paşa da bunlardan birisidir.
Hal böyle olunca, bu millî örgütte tepeden verilen emirler, bağlantı şemasına uygun silsileyi takip edecek olursa Karakol Cemiyeti içindeki Yahya Kaptan’a da doğru şekliyle ulaşamayabilirdi. Zaten kısa zamanda Yahya Kaptan’ın yaptıkları kıskanılmış, halkın malını gaspettiği ve varlıklı kişilere karşı soygunlar düzenlediği dedikoduları çıkarılmıştır. Ayrıca Yahya Kaptan’ın Hıristiyan halka da eza cefa ederek işkence yaptığı işgal kuvvetlerinin müdahalesi için haber olarak yayılmıştır.
Kocaeli Yarımadası’ndaki Rumlar’ın müslüman halka yaptığı eziyeti ve çıkan kavgayı önlemesi gereken Gebze Jandarma Komutanı Yüzbaşı Nail, başarılarını kıskandığı Yahya Kaptan’ı karşısına almıştır. Kartal Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Temsiliyesi Başkanı Binbaşı Ahmet Necati Bey, görevli bir asker olarak kendi başına buyruk şekilde Kuva-yı Milliye adına Arnavut Küçük Aslan çetesiyle soygunlar yapmakta ve olayı Yahya Kaptan’ın üzerine atmaktadır. Albay Galatalı Şevket ve Kara Vasıf Beyler, Kartal ve Gebze arasındaki asayişsizliğin sebebinin Yahya Kaptan’a ait olduğunu raporlarında belirtmişlerdir.(18) 1919 sonları ve 1920 yılındaki olaylar daha tam olarak incelenmemiştir. Mütareke sonrası terhis edilen Osmanlı Ordusu’nun erlerinin bir kısmı, işsizlik ve boşluğa düşmeleri nedeniyle soygunlara katılmışlardır.
Yurdumuzun Batı bölgeleri işgal altındadır. İşgal Kuvveti iç kısımlara doğru düşman ilerlemesini devam ettirirken ulus, kurtarılmayı beklemekte ve kararlılığını ortaya koymaktadır. Mustafa Kemal, ulusunun isteğini yerine getirmeye yemin etmiştir. Tüm bunların yanında okumuş insan sayısı çok azdır. İtalyan, Balkan ve I. Dünya Harpler’inden yeni çıkmış olan insanımız büyük acılar yaşamıştır. Yerel liderlere ihtiyacın çok olduğu bir dönem yaşanırken yurdunu ve ulusunu çok seven Yahya Kaptan, Mustafa Kemal’e bağlılığını bildirir. Uygulamalarında hata da yapmış olabilir. Ama herhalde keyif için kimseye eza-cefa etmemiştir. Hukuka son derece bağlı olan Mustafa Kemal, çektiği telgrafta “…bir kusur veya kabahati varsa tarafımızdan gereğinin yapılmasının tabiî bulunduğunu…” belirtmiştir.(19) O günlerde istihbarat kursu, seminer ve atış çalışması gibi düzenli programlar yoktur. Zekâsına güvenilen yürekli insanlarla çıkılmıştır yola. İşte, Yahya Kaptan da bu kahraman insanlardan birisidir.
Daha ana kucağına muhtaç, baba ocağına hasret 10 yaşında bir çocuk. Ailesinden bir kişinin öldürülmesiyle dağa çıkıyor, çete savaşlarına katılıyor. Ne kadar eğitim aldığı da ortada. Balkan Harbi’nin hemen öncesi ve harp yıllarında, I. Dünya Savaşı’nın Irak cephesinde ve Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında inandığı fikirler uğruna canını ortaya koyuyor. Resmen görevlendirildiği 4 Ekim 1919 tarihinden şehit edildiği 8 Ocak 1920 tarihine kadarki (yaklaşık üç ay) süre içinde büyük gayret ve başarılar gösterdiği ortadadır. İşgalcilerin, azınlık çetelerinin ve çapulcuların korkulu rüyası olan Yahya Kaptan, bir muhbirin yer göstermesiyle yakalanmış ve ne yazık ki, kendi ülkesinin bir insanı tarafından şehit edilerek başı gövdesinden ayrılmıştır. (20)


6.Sonuç;
Yahya Kaptan’ın başının vücudundan ayrılmış olması onun çatışmada vurulduğunu göstermez. Ele geçtiği halde muhafızlar arasında giderken köy meydanındaki çeşmeden abdest alıp su içtiği sırada şehit edildiği kesindir. Bunu İstanbul Hükümeti’nin üniformalı bir subayının yapmış olması affedilecek bir davranış değildir, hukuk dışıdır. İstiklâl Savaşı’nın hazırlık döneminin ilk şehitlerinden olan Yahya Kaptan’ın katledilmesi, Cumhuriyet öncesi bir Kubilây Hadisesi sayılabilir.
Her devirde neye veya kime hizmet ettiğini bilmeyen gafiller olmuştur. Bu yapıdaki insanların gelecekte anlatacakları bir şeyleri olmayacaktır. 29 yaşında şehit edilen ve üç ay gibi kısa bir hizmet süresince cesaret sembolü olarak ün yapan bu kahramanı saygı ve minnetle anıyorum. Kabri, Tavşancıl tepelerinde ve İzmit Körfezi’ne bakıyor. Onurlu yaşamı boyunca başını dik tutan, yurt sevgisini aile sevgisinden yüce sayan ve bütün serveti yoksulluk olan kahraman Yahya Kaptan! Sen ve senin gibi kahraman olan tüm şehitlerimizin adı sonsuza dek yaşatılacaktır. Nur içinde yat! Başını doruklara yasla ve rahat uyu!

TRAKYA GAZETESİ

Kaynaklar:
1. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Şener Aksu’nun araştırmalarından
2. Bütün Dünya, Başkent Üniversitesi Yayını, Ekim 2006
3. Meydan Larousse, cilt: 12, s: 697
4. Hürriyet Gazetesi, 7 Nisan 2002 Tarih, Murat Bardakçı, Yakın Plan s: 22
5. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Şener Aksu’nun araştırmalarından
6. Bütün Dünya, Başkent Üniversitesi Kültür Yayını, Ekim 2006 sayısı
7. a.g.e. s: 26
8. Bu Vatan Böyle Kurtuldu, 7Kuva-yı Milliye, Erol Mütercimler, 11’nci baskı, s: 307
9. Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu, Genelkurmay. ATASE Başkanlığı, Yıl: 1994 s: 133
10. a.g.e. s: 70
11. Bu Vatan Böyle Kurtuldu, Erol Mütercimler, 11’nci Baskı s: 77
12. Cepheden Meclis’e Büyük Önder İle 24 Yıl, Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas, Ziya Şakir Soko, s: 26
13. Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Askerî Tarih Bülteni, Şubat 1994, sa: 36 s:35
14. a.g.e. Şubat 1993, sa: 24, s: 2
15. Türk İstikl’al Harbi Batı Cephesi, cilt: 2, ks: II, s: 398
16. a.g.e. aynı s.
17. İstiklâl Harbi’nde Mücahit Kadınlarımız, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, sa: 24, s:27
18. Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu, Genelkurmay. ATASE Başkanlığı, Yıl: 1994 s: 250-253
19. Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1994, s: 219
20. a.g.e. s: 221

image00219.jpg

Yorumlar

“42) KUVA-YI MİLLİYE’Cİ KAHRAMAN: YAHYA KAPTAN” yazisina 101 Yorum yapilmis

  1. ZEYNEP İNCİ yorum tarihi 22 Temmuz, 2009 23:47

    NASIL BİR KADER;(!
    *BÖYLESİNE!CESUR,İNSANLARIN,KENDİ İNSANLARI TARAFINDAN;( ÖLDÜRÜLMESİ,BENİ KAHREDİYOR.
    MİNNETLE ANIYORUZ.HEPSİNİ(*
    *BÖYLE CESARET ABİDESİ İNSANLAR OLMASA,T.C.İ KURULMAZDI.SANIRIM COGUNLUK,AYNI BÖLGEDEN CIKMISLAR.
    -KUVAYİ-MİLLİYE GİBİ,BİR HİZMETE BİZİM GİBİ ÜLKELERİN,HEP İHTİYACI OLDUGU ORTADADIR.
    *CÜNKÜ;DÜSMANI PÜSKÜRTMEK!
    DOGMADAN,CESARETİNİ KIRMAK!
    ANCAK BÖYLE YÜCE RUHA SAHİP İNSANLARIN KATILIMIYLA OLMUS.
    SANIRIM,EU.ÜLKELERİNDE HALKLARIN;SOSYAL DEMOKRATIZ? DESELERDE?’GENELDE UYGULANAN SİSTEMLE SON DERECE MİLLİYETCİ OLMALARI,KALANLARINDA IRKCI SÖYLEMLERLE-ADETA KORUMA*PARAVAN-OLURSTURMALARI DISARIDAN GELICEK TEHLİKELERE KARSI*ÜLKELERİNİ,SAGLAMA ALMALARI SEKLİNDE YORUMLANABİLİR.
    *TABİİ;ORADAKİ SOL DÜSÜNCENİN,BİZİM SOL!!== İLE YAKINDAN UZAKTAN ALAKASI YOK!
    ADETA,SAGDAKİ,İNSANLARIN MİLLİYETCİ GÖRÜSLERİNE SAHİPLER!bu cok sasırtıcı!Benim gözlemim böyledir.
    *Bu sebeptendir ki;orada milletvekili olmus olan!Türk?lerin,ADETA BULUNDUKLARI ÜLKENİN,ADAMIYMIS GİBİ DAVRANMALARI HAYRET VERİCİDİR.
    ”AYNI TESPİTİ,SN.KAMRAN İNANDA YILLARA DAYANAN TECRÜBELERİYLE BÖYLE DİLE GETİRMİSTİR.

  2. arzu yorum tarihi 21 Kasım, 2009 19:48

    çok sagolun ödevim için gerekliydi(ayrıca çok kötü bir yaşam sürmüşşş:(

  3. senanur ertürk yorum tarihi 1 Aralık, 2009 17:24

    sagolun çok yardımcı oldunuz ödevim içim lazımdı size ve size yardım edenlereden teşekkürlerimi iletiniz…

  4. Burak Coşkun yorum tarihi 29 Ocak, 2010 12:19

    Yahya müfrezesinde savaşan Behçet Çavuşun torunun torunu olmaktan gurur duyuyorum

  5. Şakir Şükrü ERDÖL yorum tarihi 29 Ocak, 2010 23:17

    Keşke Yahya Kaptan ile alakalı derinlemesine araştırması bulunan Avukat İlter ÖZDEMİR’in Yahya KAPTAN adlı eseride burada kaynak olarak kullanılsaydı.

  6. Metin Mert Gursel yorum tarihi 23 Mayıs, 2010 09:02

    Yahya Kaptanin torununun oglu olmaktan gurur duyuyorum.

  7. İsmail Sevinç yorum tarihi 10 Ocak, 2011 04:25

    1Tavşancilda Cabirağa kahvesi önündeYahya Kaptanın evhamı yüzünden günahsız öldürdüğü köylü. 2Gebze mezarlığında padişahcı olmakla suçladığı Çerkez Mehmedi öldürmesi.3Sinopta Bektaşişeyhini öldürüp paralarını çalmasi. 4Diğer Arnavut çeteleri gibi Gebze köylerini soyup öbür çetelerle çikar savaşına girmesi. 5Çetesini 4000 lira verip İst. hük. kurdu.Onları dinlemedi parayida geri vermedi.6Tavşancıdaki mezarda ruhuna ibaresi yok.7ÖzTürk değil Dönme Arnavut.

  8. İsmail Sevinç yorum tarihi 10 Ocak, 2011 04:46

    3 günahsız insanı öldürdü. Kesinlikle köylerde Soygunlar yaptı. Maddi çıkar savaşları yaptı.Türk değil. Arnavut. haziran 1919da geldi.Buralarda söz sahibi değil. Öldürüldüğünde gazeteler Gebzede bir şaki ölü ele geçirildi diye yazdı.Çetesini 4000 lira verip padişah kurdu. Onu dinlemedi ama parayıda vermedi.Mezarında fatiha yok .

  9. İsmail Sevinç yorum tarihi 10 Ocak, 2011 05:00

    Onun işi Allaha kalmış. Mezarına ruhuna fatiha yazdırın. Rum çeteleriyle mücadele etti takdir ederim.Sizin yolunuzla benim yolum aynı değil.Öyle anlaşılıyor.

  10. ahmet sinan yorum tarihi 27 Eylül, 2011 20:57

    Sizi anlayamıyorum.Öyle yazmışsınız ki Yahya Kaptan o işleri yaptığında sizde onun yanı başındaydınız.Hadi ordan mezarında fatiha yazmıyor olabilir, dini düşüncesi yada etnik kökenide farklı olabilir ama önemli olan yabancılara ülkemiz peşkeş çekilirken buna dur demek için uğraştı.Size ve sizin gibilere yazıklar olsun.Geçmişi bilmez gelecekten anlamazlar…

  11. buğra çevik yorum tarihi 25 Ekim, 2011 18:43

    gerçektende zor dönemlerde yaşamışlar .Hepsine çok teşekkür ediyor ve hepsine dualarımı iletiyorum…

  12. İsmail Sevinç yorum tarihi 3 Aralık, 2011 16:26

    Ahmet Sinan beyefendi ben tarihi sizden iyi bilirim. Onlarca sene süren araştırmalarım var. Yahya Kaptanı bende severdim. Deştikçe bunlar çıktı. Cinayetleri kesindir. Dini kendinindir. Müslümansa yazıktır fatihası yazılsın. Milliyeti kendinindir.Yanlız Gebze Jandarma Komutanı yüzbaşı Mehmet Nailde İttihat ve Terakkici idi. Yahyaya ev ve telefon bile tahsisedilmişti. Ancak Yahya Kaptan kendisini jandarma komutanından büyük görüyor sözünü dinlemiyordu. Keyfi davranması arada kin oluşmasına sebep oldu. İstanbul Hükümetine onlar şikayet ettide baskın yapıldı. Tavşancıla baskın yapıldığında saklandığı evi köylü bir kadın gösterdi. Sağ yakalandığı halde yine ittihatçı olan Gebze Jandarma Komutan yardımcısı üsteğmen Abdurrahman tarafından şahsen sevilmediği için silahla vurularak öldürüldü.Buna onun cahilane hareketleri sebep oldu. Benim ablamda Arnavutla evli. Yalnız Rıza Nur kendisi ateisttir üstelik arnavuttur. Yahya Kaptan için Onun için binbir Cinayeti var diyor. Yukarıda yazdığım olayların hepsinin ayrı ayrı kaynakları var. Bizzat o zamanları yaşayanlarla birebir görüşmüşlüğümde var. Bak benim buraya yazmadığım çok ağır bilgiler var. Bizim devletimiz sadece Yunan ile savaştı. ABD, İngiliz ve sömürgeleri ile bağlaşıkları, Fransız ve sömürgeleri, İtalya ve Japonya bizi işgal edip Yunanı Anadoluya çıkardılar. Kendi kontrollerindeki bir Türk Yunan savaşından sonra Osmanlının İngilizler tarafından el konup Anadoluya gönderdiği silahlarla Yunan Anadoludan atıldıktan sonra sonra Osmanlıyı ve halifeliği kaldırıp kendilerine yakın gördükleri Mustafa Kemal ve çoğu Balkan kökenli arkadaşlarını Türkiyenin başına getirdiler. Devrimleri yaptırdılar. Güzel. Bizede 1945 yılına kadar savaş tazminatı ödettiler. Benimde dedemin babası Yemende savaş şehidi. 3çocuğu yetim kalmış, şehit maaşı bile alamamışlar. Annemin dedesi köy imamıydı. Kasım 1920 de Yunana yardım etmedi diye 3 yerinden kurşunlandı. Kemalistler yönetime gelir gelmez önce imamların maaşını kesti. Böyleleride kahraman ilan edip heykellerini diktiler.

  13. İsmail Sevinç yorum tarihi 3 Aralık, 2011 17:33

    Devlet bizim hepimizin devletidir. Ancak tarihi şahsiyetler doğrularıyla, yanlışlarıyla değerlendirilmeli, hizmetleri takdir edildiği gibi yanlış hareketleri eleştirilip tenkit edilebilmelidir. Kurtuluş savaşını bütün millet verdik. Yanlışı varsa tarihi şahsiyetler doğruları takdir edilerek eleştirilebilmelidir. Yahya kaptan eli tetiğe çabuk gidenlerdendi. Irak Cephesindede Recep Çavuşu basit bir sebepten öldürmüştü. İnsanın hataları kendi başına dolanır sonuç buralara gelir dayanır.

  14. Emre Demirci yorum tarihi 6 Şubat, 2012 15:30

    İsmail Sevinç,Yahya Kaptan bir kişiye hayrandı o Atatürk’den emir alıyordu sadece kendisi hakkında Cevat Abbas gürer’in anılarında çok bilgi var…Atatürk’ün adamı olarak görmüş kendisini bu adam niye başkasından emir alsın ? Atatürk varken tarihi biliyorum diye övünüyorsunuz bence tam bilmiyorsunuz…Daha okumadığınız belgeler kitaplar var…Bir emir dinlemedi diye kimse kimseyi küçük düşüremez…Atatürk ve Yahya Kaptan ilişkisini araştırın…Yahya Kaptan bizzat demiştir Atatürkten başka kimseden emir almam diye

  15. ismail Sevinç yorum tarihi 8 Şubat, 2012 21:35

    Emre Demirciye cevap.Ben buraya öyle bir bilgi yüklü cevap yazacaktım ki bütün dönme dolapları ortaya dökülecekti. Kızım Allahını seversen yazma diye yalvarıyor o sebeple vaz geçiyorum.Kendin araştır bul.

  16. ismail Sevinç yorum tarihi 12 Şubat, 2012 01:37

    Emre Demirciye cevap. Hayranlık değil, bu iş öyle masumane değil. Yahya Kaptan Arnavut. Mustafa Kemalin aslı Arnavut. Ben o zamanları yaşayanlarla görümüşüm hep Arnavut dediler. Devlet sonradan Atatürk dedi bizde kabul ettik. Cevat Abbas Gürer aynı bölgenin insanı. Sabetaistler. Ortak noktaları. Yahya Kaptan Mustafa Kemale bağlanmaması gerektiği zamanda bağlandı. 1919 da Yahya Kaptan için bölgede şartlar uygun değildi. Ben Mustafa Kemalin adamıyım dedi. İstanbul Bölgesi ki ozaman Gebzede İstanbula bağlıydı onu padişaha isyan edip Osmanlının düşmanlarıyla işbirliği yapan biri olarak görüyor. Bazı İstanbul gazeteleri Mustafa Kemali küfür bombardımanına tutuyorlar. Yahya Kaptan Kazım Özalpın isteğiyle Mustafa Kemale dönüyor. Şartlar olgunlaşmamış. İşlediği şahsi suçlarda var. Bahane ediyor öldürüyorlar. 1919 ağustos yada eylülde değil mart 1920 de bağlansaydı yaşamaya devam edecekti. Öbür çetelerde Mustafa Kemale bağlı ama açıklamıyor. Aynı bölgenin insanı. 16 mart 1920 de milletin padişaha bağlılığını kırmak isteyen İngilizler İstanbulu bombardıman ediyorlar. Halkın ümidini kırıyorlar. Mustafa Kemal Ankarada hükümet kuruyor ona dokunan yok.Ümit o oluyor mecburen. Öbür Arnavut çeteleride ona bağlılığını açıklıyor. Çünkü başka adres yok. Bunu burada keseyim. Gerisi birilerine çok kötü dokunur. Hem bende sözüme sadık kalmış olurum.
    Şimdi gelelim Cevat Abbas Gürere yazdığı anılarında namaz kılanlar için Mezar taşları gibi bir bir üstüne dökülen bunaklar sürüsü diyor. Müslüman olana böyle demek düşmez. Gerisini siz düşünün. Rıza Nur onun bir bankadan 50000 lirayı zimmetine geçirdiğini söylüyorki o zaman memur maaşları 15 lira. Cezamı almış. Yok sanmam, ne cezası.
    Bu adam Yahya Kaptan için padişahın yada Osmanlının silahlarını paralarını aldı Mustafa Kemale döndü diyecek değil.
    Gelelim Arnavut çetelerin Gebze bölgesinde yaptıklarına. Öyle bir istihbarat teşkilatı kuruyorlarki soygun üstüne. Her köye birkaç arnavut aile yerleşmiş. Bu çetelere kimde para var kim hayvan sattı kimin altını var söylüyorlar. Kim düğün parası biriktirmiş öğreniyorlar. Çetelerde gidip evleri basıp hepsini alıyor. Git zaptiyeye şikayet et. Hiç bir şey olmaz. Zaten zaptiyeyle paylaşıyorlar. Belki birkaç tutanak vardır. Nutukda diyor soygunlarını. Köylünün hak arayacak kapısı yok. Yeni kaymakam geliyor 1919da Gebzeye yakalayalım şunları diyecek oluyor. Köylü milleti kurtulsun. Çetelerin çıkarlarına çomak girdi ya hemen İngiliz işbirlikcisi ilan ediyorlar. Çeteler evine baskın verip Yelkentepeye dağa kaldırıyorlar adamı gece boyu işkence ediyorlar. Öldürürüz seni diyorlar. Adam ailesini aldığı gibi Gebzeden kaçıyor. Soyguna devam. Bunlardan biri köylerden toprak ağası birinin kızını alıyor silahla korkutarak. Köşe oluyor. Diğeri Darıcada Rum konağını konuyor. Yetmiyor havadan Darıcadan 1000 dönüm toprak sahibi oluyor. Kaymakamı İngiliz işbirlikçisi diye dağa kaldıranlar 1921 de İsmet Paşanın emriyle silahlarını götürüp İngilizlere bırakıyor. Kimmiş İngiliz işbirlikcisi yorum okuyucunun. Sizin anlıyacağınız Yahya Kaptan vurulmayıp sağ kalsaydı öyle bir köşe olacaktıki hiç şansı yokmuş garibin.

  17. ismail Sevinç yorum tarihi 12 Şubat, 2012 07:05

    Mustafa Kemal Osmanlıya şurada ihanet etmiş diyeceğim orada millet için bir çıkış bir kurtuluş yolu var. Olmasa kurtuluşda yok. Osmanlı 1829 da Ruslar Edirneye geldiği zaman iş bitmişti say. Ordan 1920lere fazladan yaşadı. Sabatayist dediğimiz insanlar bugün basbayağı müslüman. İhanet edenleride diyelim başka milletlere devletlere bölündü. Yahya Kaptan doğruyla yanlışın birbirine karıştığı bir ortama kurban gitmiş birisidir. Şahsi hataları vardır. Tavşancılda vurduğu bir adam öldürülme korkusuyladır. Bitmiş bir Osmanlıya hangi ihanetten nasıl bahsedeceğiz. Keşke Osmanlı yaşanacak felaketleri önceden görüp yönetimi millete bırakmış olsaydı. Cevat Abbasın 50000 lirayı zimmetine geçirme hikayesi Rıza Nurun iddiası olsada diğer sözü kendi ifadesidir ve çok ağırdır. Eminim geride kalanları onun gibi düşünmezler. Zaten bu tür sözlerdir bu milleti Kemalizmden uzaklaştıran. Yoksa o dönemde Türkçe Kuran basılmış olması bu milletin Kuranı Kerimi okuyup anlaması açısından çok faydalıdır. Benim açımdan bu mevzu kapanmıştır.

  18. Emre Demirci yorum tarihi 18 Şubat, 2012 01:47

    ismail Sevinç;Ne demek istediğinize siz bile tam inanmıyorsunuz…Kulaktan dolma bilgilerle gerçekleri karıştırıp ortaya güzel bir makale koymuşun pardon uydurmuşun…Zaten yazının başında yanlışlık var Atatürk Arnavut köken diyerek baştan inandırıcılığını kaybettin…Fazla konuşmak istemiyorum…Atatürk kökenini araştır öğren sonra cevap yazarım sana…Yazık bide tarihi biliyorum diye geçiniyorsunuz…Ben size o dönemde Atatürk’ün yanında 24 sene geçirmiş kişinin anılarını belge olarak gösteriyorum…Siz ise doğruyla,yanlışları karıştırıp bir tarih uydurmuşunuz…Ne diyelim sizde de suç yok günümüz de tarih dersler seçme ders olmuş…

  19. İsmail Sevinç yorum tarihi 18 Şubat, 2012 05:54

    Benim 700 küsür sayfa tarih ansiklopedim var Benmi bilmicem. Yukarda bahsettiğim olaylar isim isim elimde. Torunlarının zoruna gider diye isim yazmamışım. Onların ne suçu var.
    Atatürk Arnavuttur. Koca Türkiyenin başına gelecek ben Arnavutummu diyecek.Selanik hep dönme Arnavut idi hiçmi duymadın.Bende sana diyorum bu dönmeler kendi istedikleri gibi tarih yazarlar. Oda dönme. Bakma sen adının Mehmet Cevat Abbas olduğuna. İnancına ne söylemiş ona bak. Hepsi birbirinin aynıdır. Atatürk soruyor subaylardan birine Selanikten ne çıkar diye. Dönme çıkar paşam diyor. sen uyuyorsun. Yalnız Arnavutta olsa bir kişi ben Türküm dedimmi Türklüğe girmiş sayılır. Ben o konuda ısrar edemem. Eveli Arnavut. Odönemde Hürriyet, Milliyet, Tan, Cumhuriyet, ve daha bir sürü gazete dönmelerin elinde idi. Bütün heryeri onlar tutmuştu. Bal tutan parağını yalar derler ya onlar bal içinde yüzüyordu. (Evlerden Kuranı kerimler toplatılıp yakılıyordu. Televizyonda söylüyorlar şimdilerde.)Millet damgalanma korkusuna camiye gidemiyordu. Gebzede her köyde cami var cemaati yoktu.
    Sabetay Sevi Yahudilik üzerine İzmirde peygamberliğini ilan ettiğinde yıl 1666 idi.
    Padişah tehdid edince ölüm korkusuna Müslüman oldu. Gerçekte ne oldu belirsiz.Arnavutlarıda sabetaist yaptı. Adamları 1681 de orduya girdiler. 1683 te 2. Viyana kuşatmasında Tatarlar ve Arnavutlar ihanet ettide yenildik. Arnavutlar kaç isyanlarında saraya bile girebildiler. Devlette söz sahibi oldular. 1830 larda Mısırda vali iken Osmanlıya ihanet eden kuvvetleriyle Bursaya kadar gelip devleti rezil eden Mehmet Ali Paşada Selanik Kavaladandır. Arnavuttur. Mısırı Sudanı bizden ayırdı. (Suriyeden Çukurovadan çıkmıyordu Avusturya ordusu atıverdi bizim namımıza. Mısıra döndüler. Resmi tarih yazmıyor.)
    Fatihi 1481 de tamda sefer yolunda Gebzede şehit edenlere bakalım. Yakup Paşa, İshak Paşa. Bunlarda dönme.Fatih kuzeyde Altınorduyu 1480 de itaat altına aldı. İranı paylaşmak üzere Timuroğullarıyla mektuplaşdı. Memluka sefer ediyordu. Orayı ve İranı alacak. Orta Asyada Timuroğullarıyla birleşip Hindistana inecek oranın imkanlarıyla dönüşte Altınorduylada birleşip bütün Avrupayı alacaktı. Dönmelerin AVrupayla işbirliği var. Duyurdular Papaya. Aldıkları emirle şehit oldu Fatih. Tersine Avrupa başladı bütün İslam ülkelerini işgale. En sona İran ve Osmanlı kalmak üzere. Dönmeler Osmanlı sonrası devlet sözü almışlar Fatihi buna karşılık öldürüyorlar. Bu tür dönmeler istedi diye 1492 de İspanyadan kovulan 40000 yahudiye Osmanlı kapılarını açtı. Sabetayın ataları bunlardandır. Atatürkün hocası Şemsi Efendi Sabetayın soyundandır asıl adıda Solomon Zvidir.Bize Şemsi Efendi diye öğretirler. Osmanlı aç yahudileri İspanyada kıyımdan kurtarıp kendi ülkesine getirdi sonrada her şeyini onların dönme kanadına kaptırdı.
    1412-21 döneminde Şeyh Bedrettin ayaklanması vardır. Yahudi dönmeleri zor yıllarında Osmanlıyı ele geçirmeye uğraşır üçe bölünüp. Diğer ikisi Börklüce Mustafa ile Torlak Kemaldir. İşte Mustafa Kemal adını bunlardan alır.
    Mustafa Kemal çok büyük Kahraman. 1913 te Bulgarlara Bolayırda yenilgisi var. 19 Mayıs 1915 te Çanakkalede ne oldu bir araştır. 19 eylül 1918de Ceninde ne oldu ulaşmaya gücün yetecekmi bakalım. Yahu bizi Dünya işgal etmiş. Akıllı adam nasıl yenecek bütün dünyayı, zaten onlar getirdi başımıza. Uyuma. Onların yaptığını ben burada yazamıyorum gücüm yetmiyor. Ben bu bilgileri senin gözünün kulağının içine sokuyorum Sen birilerini kendine ilah yapmışsın ben ne desem değişmezsin. sen bildiğin yolda git. Dönme Cevatın kitaplarını oku.

  20. İsmail Sevinç yorum tarihi 18 Şubat, 2012 06:34

    Emre Demirci senin derdin Yahya Kaptan içinse ya zaten öldürülmüş, onu öldürende sonradan vurulup ölmüş, ne olup bittiği hep yazıldı çizildi. Daha ne diyeyim. Kapattım ben o konuyu.

  21. İsmail Sevinç yorum tarihi 18 Şubat, 2012 07:16

    Düzeltme, 1-Hürriyet çok sonrasının 1948 in gazetesi. 2-Dönmelerin hepsi aynı demişim. İnanç kişiye özeldir. kişiye göre değişebilir. Hepsi birbirini tutar anlamında anlaşılmalıdır. 3-Bu günkü Türkiyeden çok memnunum. Herşey aslına dönmüştür.

  22. İsmail Sevinç yorum tarihi 18 Şubat, 2012 10:48

    Atatürkün soyu çok önceden Anadoludan gitme. Babası Ali Rıza Arnavut Rıza olarak biliniyor. Ancak Sabatayist inançta oldukları için Mustafa Kemali sabatayit bir okula yazdırıyor. Hatta Zübeyde hanım buna razı değil Ali Riza beye söz geçiremiyor.

  23. İsmail Sevinç yorum tarihi 18 Şubat, 2012 14:59

    Atatürkün soyunun Anadoludan gitme olduğunun resmi belgesi yok. Kendi beyanları doğru kabul ediliyor. Yazılan tarihler Onun beyanlarıyladır. Rıza Nur Adıtürk diyor. Balkanlardan Anadoluya göç eden herkes asıllarının Konya olduğunu söyler.
    Cevat Abbasın kitabı anıdır. Belge sayılmaz. Kaldıki Belgelerde yalan beyanlar olabiliyor. Yahya Kaptanın bölgede adam öldürmediği yazılır. Ben kaç kişiyi yazmışım öldürdü diye. 1919 da Gebzede dağa kaldırılan kaymakam meselesi, dedem kaymakamı köyde çetelerin elinde görüyor. Kaçıran çetecinin oğlu olayı birebir bana anlatmış. Dağdaki konuşmaları bile yazmışım. Gebze kaymakamlarının listesini senelere uğraşıp toplamışım. O adamın adı yok. Resmi belgelere sokulmamış.

  24. İsmail Sevinç yorum tarihi 22 Şubat, 2012 18:11

    Selam. Emre Demirci çok kızmış kaç gündür geri dönmedi. Yahya Kaptanıda Atatürküde öbür Mehmet Cevatıda sevsin. Ancak hizmetlerini abartmasın. Bizde kaptırıyoruz kendimizi ifadeleri daha dikkatli kullanmak lazım.

  25. fox yorum tarihi 25 Şubat, 2012 01:07

    mrb ismail sevinç bey… ne işle meşgulsunuz acaba ?

  26. İsmail Sevinç yorum tarihi 8 Mart, 2012 17:39

    İş zamanla değişebilir bu sebeple fazla önemi yok.
    Esnafım, kira gelirimde var.

  27. muharrem sütütemiz yorum tarihi 16 Ocak, 2013 01:07

    Sayın İsmail Bey,çok fazla kulaktan dolma bilgi toplamışsınız,sonrada bu bilgileri birbirine karıştırmışsınız,Kendiniz’de bu bilgilerin altından kalkamamışsınız anlaşılan. Cumhuriyetin kurulmasında büyük pay sahibi olan milli mücadele kahramanlarının ölümü göze alarak sürdürdükleri mücadeleyi anlatımlarınızdan anlaşılacağı üzere bu kadar basite indirgemeniz bilgilerinizin mesnetsiz olduğu gerçeği ile karşı karşıyadır. bence Siz’de soyunuzu geri doğru bir araştırın bakalım belki de sebatayist olabilirsiniz,mağmafi bu ülkede 4-5 göbek ötesinde kim olduğunu bilen yok,çünkü böyle bir kayıt yok,bu yüzden hadiseleri yorumlarken bugün bulunduğumuz Cumhuriyet rejimine saygı gösterip,o günlerde olanların anlattıklarınızın tezatı olarak bugüne geldiğimizde doğru olmadığı aşikardır. O tarihte yapılanların doğru olduğu bugünkü Cumhuriyet rejimi ile paralel doğruluğu ispatlatlıdır. Yani Yahya Kaptan milli mücadele kahramanları arasında tarihteki yerini almıştır,o böyle demiş,bu böyle demişlerin tarihi değil bu resmi tarihtir. O dönem korkaklarının anlattıklarına itibar etmeyiniz,sonunu düşünen kahraman olamazmış,dediğiniz gibi olsa idi Yahya Kaptan değil; tarihteki yerini bahsettğiniz isimler alırdı ki ,öyle olmadığı sizinde malumunuzdur.

  28. ismail yorum tarihi 20 Ocak, 2013 21:16

    Ben tamamen Türküm. 200 küsür yıl evveline kadar iki taraftanda dedelerimi biliyorum. hep Türk. Evelide öyle.
    Yahya Kaptanın bütün olaylarının kaynağıyla detaylı bilgileri var. Adamın yerli Rumlara karşı silahlı mücadeleside var. Anadoluya adam kaçırma, İstanbuldan silah taşıma işi. Ama hatalarıda var. Çetesinin soygunlar yaptığına dair İstanbul hükümetine şikayetler var. Mustafa Kemale bildiriyorlar. Yalanlıyor ama gelen haberler doğru. Tavşancıla baskın yahya kaptan suçsuz yere adam öldürdüğü ve soygunlar yaptığı gerekçesiyle yapılıyor.Rıza Nur detayıyla bilgi veriyor ancak ifadeleri çok ağır kullanamıyorum. Ben Tavşancıla gittiğim araştırma yaptığım zaman onun dönemini yaşayanlar hayattaydı. Olaylar olay yerleri gezdirilerek bana bire bir anlatıldı. Cabir ağanın kahvesi önünde adamın biri elinde silah ‘senin çetene girmeye geldim’ diyor. Tuttuğu silahın namlusu Yahyaya bakıyor diye. Beni öldürmeyemi geldin deyip vurup öldürüyor adamı. Çünkü 2 kişiyi öldürmüş kendiside öldürülmekten korkuyor. Çerkez Mehmeti Gebze mezarlığında, Bektaşi şeyhi Ahmet Babayı Sinopta. Çerkez Mehmedin öldürülme olayı İlter Özdemirin Yahya Kaptan adlı eserinde detayıyla var. Adamın görünür suçu yok. Yahya Kaptanın öldürülme olayıda bütün detaylarıyla olay yerleri konuşmalara kadar detayıyla birebir gösterilerek anlatıldı. Çeşme başında abdest alırken öldürüldü deniyor. Saklandığı gübrelerin altından çıkmış tuvalette askerlere yakalanmış. Yani abdest alıp namaz kılabilecek durumda değil. Çeşme başında ellerini yüzünü yıkamış su içerken üsteğmen Abdurrahman vuruyor. Oda öyle emir almıştır.
    Bütün bunlar Yahya Kaptanın Kurtuluş savaşına hizmet etmediğini göstermez. Şahsi hayatında yanlışlarıda olan bir kimseydi. Biz bunu anlattık.
    (Bu namlunun kişiye bakma olayı aynısı askerde bana oldu. Basit bir meseleden nöbet yerinden komutan çağırdı. Koştum. Koşarken sürtünmeden tüfeğin eminiyeti açılmış, dipçik yerde ama namlu komutana bakıyor. Komutan korkmuş patlar diye tüfeği elimden aldı, beni öldürmedi.)
    Birde şuraya Rıza Nurun yazdıklarını ve diğer kaynakları koysam şaşarsınız. Konu kapansın diyerek vazgeçiyorum.

  29. muharrem sütütemiz yorum tarihi 24 Ocak, 2013 01:02

    İsmail Bey,İst Hükümeti karşıtı,Kuvay-i Milliye yanlısı biri olan Yahya Kaptan’ın İst Hükümetine şikayet edilmesi kadar doğal bi’şey olamaz zannımca,Çerkez’lerin nekadar Mustafa Kemal karşıtı olduğunu bilmemenizi düşünemiyorum bile,kurtuluş mücadelesi süresince yapılan birkaç münferit hadisenin,nutukta sayfalarca bahsedilen biri olan Yahya Kaptan’ın şahsına yazdığınız,dayanak olarak İst Hükümeti yanlısı yazarlar ve kişilerle ilişkilendirdiğiniz saptamalarınız bende sizinde Mustafa Kemal karşıtı fikirlere sahip olduğunuz izlenimi uyandırmaktadır. Rıza Nur kendi yazdıklarıyla iştigaldir,yazdıklarının tümü ile doğruluğu belirsizdir,Atatürk için hem Arnavut,hem de Anadolu’dan göçen biri olarak bahsetmeniz tezattır,zira Anadolu’dan Balkanlar’a göçen bir Arnavut kavmi mümkün değildir. Ayrıca Yahya Kaptan’ı şikayet edenin torununu Kuvay-i Milliye’ye asker olarak göndermek istemeyen ve Yahya Kaptan ile sürtüşmeye giren yaşlı bir kadın tarafından yapıldığı bilinmektedir. Teşekkürler.

  30. ismail yorum tarihi 24 Ocak, 2013 08:59

    Kuvayı Milliye dediğine silahları İstanbul Hükümeti vermiştir. Yahya Kaptan ve adamlarına parayıda silahlarıda.
    O dönemde Ankara Hükümeti diye birşey yok. Gebzede İstanbula bağlı. Şikayet mercii orası.
    Çerkezlerin ne kadar Mustafa Kemal karşıtı olduğu meselesinde Atatürkçü Cemal Kutay Çerkez Ethem olmasa Ankara Hükümeti olmazdı diyor. Adam Yunanlılarla mücadelesiyle Ankaranın işgalini önlemiş. Çerkezlerin eğer dediğiniz gibiyse M.Kemale ters düşmesi Çerkez Ethemin elenmesinden sonra. 1921 başı. Yahya Kaptan tarafından öldürülen Çerkez Mehmet yaşlı ve işi bitmiş biri. Yıl 1919. O zamanlar yörede neredeyse herkez padişahçı.
    Yahya Kaptanın yazdığım olayları kesindir.
    Rıza Nurun taraflı olsa bile her yazdığı yalan değil herhalde. Taraflı olmak tamamen yalancı olmak değil. O dönemi yaşayan devlette yüksek görevlerde bulunmuş biridir. Olayların içindedir işleri bilen biridir. Dindarda değildir.
    Mustafa Kemalin Yahya Kaptanı çok sevmesi nutukta ona geniş yer vermesi birazda onun makedonyadan hemşehrisi ve sabatayist olmasıyla alakalı olmalıdır.
    Doğu Anadoluda tamamen türkmen boyu olan karakeçililer zamanla kürtleşmiştir. Mustafa Kemalin ataları velevki anadoludan gitmiş olsun. Geçen asırlar arnavutlaştırır. Darıcadan Aslan Kesici arnavut çeteci Mustafa Kemalin yaverliğini yaptı. Tepeörenli küçük aslan arnavut çeteci. Mustafa Kemale bağlı. Bu çeteler kendi aralarında arnavutça konuşurdu. Mustafa Kemal arnavuttu diye o zamanları yaşayanlar diyordu. Devlet Atatürk demiş.
    Yahya Kaptanı şikayet eden kadın (Nebile Uluman)meselesine gelince köylüler ‘Bu kadın yaşlı ileride ceza almaz buna söyletelimde Yahya Kaptan yakalansın’ düşüncesiyle ona söyletilerek yakalattırıldığı. Köylüler istemese o kadın susar Yahya Kaptanda yakalanıp öldürülmezdi diye düşünüyorum. Kadının neden yakalattığı sorusu hep cehaletten denerek üzeri kapatılmıştır. Malum Yahya Kaptanın yörede suçsuz insanlarıda öldürmüş olması başkaca hatalarınında bulunması kimi köylülerin ondan soğumasına sebep olmuştur.
    Biz Yahya Kaptanın yörede yerli rum çeteleriyle mücadele etmiş olmasını ve diğer bazı hizmetlerini taktir ediyoruz. Bizim yazdıklarımızın bilinmesininde sakınca yaratmayacağını düşünüyoruz.

  31. ismail yorum tarihi 24 Ocak, 2013 21:48

    mevzu Yahya Kaptanın haysiyeti korunsun buradan öteye yazmayalım ise benim içim hava hoş. Ancak bilgiler doğru. Benim yahya kaptana bir düşmanlığım yok. Mesele gizli saklı kalmadan objektif tarih vermiş olmak.. Son yorum yayınlanır yada yayınlanmaz size kalmış birşey.

  32. muharrem sütütemiz yorum tarihi 26 Ocak, 2013 00:35

    İsmail Bey ,nedense Atatürk karşıtlığı sabit,Ata’ya suikast ile birlikte yurtdışına kaçan,ancak Ata’nın ölümünden sonra (1938) Türkiye’ye dönebilen Rıza Nur’un anlattıkları sizin için çok önemli ve doğru. Oysa ki benim için ve genelde de Türk tarihi açısından,söylemlerine itibar edilmeyen bir yazardır,eserleri ilk Kadir Mısıroğlu tarafından ortaya çıkarılmıştır,çünkü Kadir Mısıroğlu,Rıza Nur gibi Atatürk karşıtı,islamcı ve milliyetçidir,bu nedenden dolayı anlatımları kendi egolarını içermektedir. Atatürk hayatta iken memleketten kaçan,ancak ölümü ile dönebilen birinin söylemleri ne kadar doğrudur bunuda tarihçiler bilir,itibar etmemeleri yazdıklarının doğru olmadığındandır. Ayrıca Yahya Kaptan’nın belirttiğiniz üzere sabatayist olmadığı bugün hayatta olan aile fertlerinden de bellidir. Teşekkürler.

  33. ismail yorum tarihi 26 Ocak, 2013 05:17

    İyide Yahya Kaptan kötü demiyoruz. Hataları olduğunu söylüyoruz. Mustafa Kemalin nutkundada mevzusu geçmiş olmalı. Yaşının gençliğinden cahilane hareketlerinin olabileceği, suçu yada hatası varsa kendileri tarafından cezalandırılması gerektiği mevzusu. Köylülerde çok şey anlattı zamanında. Rıza NUrun ifadeleri ağır diye zaten buraya almamışım. Bahsini yapmışım. Nutukta geçen meselelerde soygun yapıldığı yapılmadığı, haksız yere adam öldürüldüğü öldürülmediği meselesi üzerine. Rıza NUr Mustafa Kemal paşa tarafından öldürülme korkusuna yurt dışına kaçmış. Kendisi suikast planı dahilinde değil. Korkudan kaçmış. Onların kendi arasındaki sorun. Ben sabatayistleri kötülemiyorum. Türkiyede sayılarıda çok fazla. Yahya Kaptanın kayınpederimi kayınbiraderimi olan Şükrü Urasın sabatayist olduğu bilgisine ulaştım. Yahya Kaptanında mezartaşında fatiha yok. Sabatayistlerde birbiriyle evlenirler. Sonuç ortada. sabatayist olmak suç değil inanış biçimi.Sabatayizm gizlilik üzerine kuruludur. Kimse ben şuyum demez. Sabatayistlerde islam dahilinde. Onlar sadece islamı biraz değişik yorumlar.
    Yahya Kaptanın Kurtuluş savaşına hizmetlerini takdir ediyoruz. Sitenin yazılarını yalanlamıyoruz. Sadece bakın böyle şeylerde var diyoruz. Yahya kaptan asla hain demiyoruz. Hatalarıda vardı diyoruz.

  34. ismail yorum tarihi 26 Ocak, 2013 06:20

    Benim Yahya Kaptanla ilgili ulaştığım bütün bilgiler Rıza Nura ait değil. Başka kaynaklardan ve zamanında birebir köylülerle yaptığım görüşmelerden. Kendim birsürü şeyi bizzat yerinde inceleyip tesbit etmişim. Benim yazdığım detaylar Rıza Nurda yok. Ortak görüşümüz Yahyanın Kurtuluş savaşına hizmetleri olduğu. Konuyu dahada uzatmanın bir anlamıda yok. Saygılar.

  35. muharrem sütütemiz yorum tarihi 26 Ocak, 2013 20:40

    sizin yapmış olduğunuz araştırmalardaki bilgilerin doğruluğunu bilemem,mesnetsizde olabilirler,Yahya Kaptan’ı sevmeyenler tarafından uydurulmuşta.Rıza Nur’dan alıntı yapmadım diyorsunuz üstte yaptığınız yazılı açıklamayı hatırlamanız için : “Yalnız Rıza Nur kendisi ateisttir üstelik arnavuttur. Yahya Kaptan için Onun için binbir Cinayeti var diyor.” ve dönme Arnavuttur diyorsunuz,duayen yaptığınız Rıza Nur gibi korkup kaçmamıştır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaptıkları ortadadır,bu kadar küçümsemeniz ve basite indirgemeniz Türk Tarihine başka taraftan baktığınızı gösteriyor,Bence Mustafa Kemal ve Milli Mücadele kahramanlarına sabatayist yaftası yapıştırırken,kendi soyağacınızı tekrar gözden geçirmenizde fayda var,hazımsızlığınız bu kadarı suyun karşı tarafındakilerle paralel görüşlerinizle ve kılavuz seçtiğiniz kişilerle muteberdir. Bahsettiğiniz Tarih bu kadar basit değil,araştırmalarınız kulaktan dolma ve Sevr yandaşlarına,mandacılığa hizmet etmektedir. Saygılar.

  36. ismail yorum tarihi 26 Ocak, 2013 22:14

    1908 de Osmanlı devletinin yüzölçümü 7338000 km2 1927 de Türkiye 762000 km2. Daha nasıl sevr olacak. Osmanlı paylaşılmış işte. Suyun öteyakasındakilere sabatayist demiyorum. Benim suyun öte yakası dediğin yerlerden bir sürü akrabam var. Sadece sabatayist olduğunu bildiklerimden bahsediyorum. Yahya Kaptanda Mustafa Kemale beni öldürecekler kaçacağım buralardan dedi. Mustafa Kemal yerinde kal dedi. Oda kaçmadı. Tabi birileri öldürdü. Mustafa Kemal kaçsaydı yaşayacaktı ben engel oldum şeklinde düşünerek bu konuda vicdani eziklik duymuştur. Ben Türküm soyağacı elimde benim kadar detaylı şekliylede bilen yok. Bu konunun uzaması benim buraya yeni ve belgeler taşımak zorunda kalmama sebep olur. Bunun Yahya Kaptana zararı olur. Kapatalım konuyu. Daha birşey yazmayayım.

  37. ismail yorum tarihi 26 Ocak, 2013 22:32

    Rıza Nurdan alıntı yapmadım değil. Bilginin çok az kısmı ona ait. Birde onun yazdıkları ifadeler çok ağır. Olduğu gibi kullanmamak daha akıllıca geldi bana. Azıcık alıntı yaptım. Rıza NURUN inanç durumuda karışık. Kendi yazılarından Allaha inandığı yada inanmadığı sonucuna varılabilir. Rıza Nuru duayen yapmıyorum.Kaynağını birebir kullanmadım. Bu bilgiler kaç kaynaktan alındı. Anlamak istemiyorsun.

  38. muharrem sütütemiz yorum tarihi 1 Şubat, 2013 00:25

    İsmail Bey, bunlar sizin kendi düşünceleriniz,Türk resmi tarihi değil, O onu demiş, Bu bunu demişlerle dolu,yok Atatürk’e beni öldürecekler demişte, O’da yerinde kal demiş falanlar filanlar,bunların doğruluğu muamma,siz de bunu anlamak istemiyorsunuz.Gerçekler bu kadar basit değil,bu insanlar ölümü göze alarak bu mücadeleyi sürdürmüşler,Vahdettin’in İngilizlere yalvardığı kendi el yazısı belgeler ortada,sadece İstanbul’u elinde tutmak için bütün vatanı sattığını biliyoruz,1908 deki yüzölçümü bahsettiğiniz gibi değil,sadece İstanbul’un yüzölçümü kadardır. Milli Mücadele Kahramanları bu yüzölçümünü şimdiki misak-ı milli sınırlarına çıkardı,bunları sizde biliyorsunuz,başka memlekette mi yaşıyorsunuz, teşekkürler.

  39. ismail yorum tarihi 1 Şubat, 2013 12:23

    Türkiyenin resmi tarihi binlerce sabataycı palavralarıyla dolu. Hep yalan dolan. 1908de Osmanlı 7338000km2. İşgal 1918 sonu. Ne yazsam inkar edeceksiniz. Yazışmanın anlamı yok.Milli Mücadele Yunana karşı oldu. Yendik. Diğer işgalciler, yarımdünya İngiliz (Anzak, hint, afrikalı, Birmanyalı vs), ABD, Japonya, Fransa ve sömürgeleri, İtalya, Belçika vs.Nüfus toplamları milyara yakın. Onları kim yendi. Yenen yok. Onlar Osmanlıyı Kaldırıp Mustafa Kemali getirmeye geldi.İş bitince çekip gitti. Düzen değişimi.Ne koysam peşin yalanlayacaksınız.O sebeple elimdeki bilgileri koymaya gerek duymuyorum. Nutuk bilgilerini bile kasten yalanlıyordunuz. Ben ne yapayım budurumda.

  40. muharrem sütütemiz yorum tarihi 2 Şubat, 2013 01:42

    Kazım Karabekir Paşa sabatayist miydi ?

  41. ismail yorum tarihi 2 Şubat, 2013 10:39

    CHPnin 1940da Mustafa Kemal paşanın annesi Zübeyde hanım için yaptırdığı mezar taşındada dini bir söylem yok. Ancak 1923 tarihli olanında ruhuna fatiha yazısı varmış Diyeceğim oki Yahya Kaptanın torunları dedeleri için Tavşancılda ruhuna fatiha yazılı bir mezar taşı yaptırmış olsalar Yahya Kaptana bakış açısı menfi anlamda değişir.

  42. muharrem sütütemiz yorum tarihi 3 Şubat, 2013 00:54

    İsmail Bey, Ben bizzat sabetay olmadığını biliyorum ve eminim. Evet Arnavut’tur bu doğru, fakat müslüman Arnavut’larından olduğunuda çok iyi biliyorum,neden ruhuna fatiha yazmadığı konusunda bir fikrim yok. Teşekkürler.

  43. ismail yorum tarihi 3 Şubat, 2013 21:25

    Yahya Kaptanın mezar taşı keşke islami bilgiler içeren türden olsaydı. Keşke biz Şükrü Urasın adına sabetaycılar listesinde rastlamasaydık. Sizin onun inanc dünyası konusundaki açıklamanıza itibar etmek durumundayız. Fakat yukarıda adı geçenlerden Kazım Özalpın ve Cevad Abbasın adı sabetaycıların listesinde geçiyor. Kimi yerde Mustafa Kemal Paşanın bile. Yahya Kaptanın Mustafa Kemalin emrine geçmesine Kazım Özalp sebep olmuştu. Görünen o.Kazım Karabekirinde yahudi asıllı sabatayist olduğunu birkaç sene önce ABD açıklamış haberlerde yayınlanmış yalanlama gelmemişti. Sabataycılar şu yada budur anlamı çıkmaz. İyisi dindarı islamı yaşayanlarıda vardır.
    Yahya Kaptan şahsi hayatında hataları olan biriydi. İstanbul hükümetinin hizmetine girdikten 2 ay sonra Mustafa Kemalin hizmetine girdi. İstanbul hükümetini dinlemedi. İstanbul hükümeti para musluğunu kesti. Mustafa Kemal yardım edemedi. Çetesi geçinebilmek için hatalı yollara düştü. Bu yahya Kaptanı gözden düşürdü. Hatalar ölüm korkusunu ölüm korkusu olmaması gereken cinayetleri getirdi. Sonra acı kader. Rum çeteleriyle mücadele, Kurtuluş savaşına hizmetleri meselesi takdir edilecek hizmetleridir.
    Bunları art niyetli olmayan sadece durum tesbiti yapan bir yazı olarak kabul edersiniz umarım. Saygılar.

  44. muharrem sütütemiz yorum tarihi 5 Şubat, 2013 02:00

    İsmail Bey,Arnavut olduğunu kesin olarak biliyorum,sabetay olmadığınıda kesin olarak biliyorum,müslüman olduğunu biliyorum,fakat takdir edersiniz ki günümüzde de müslümanım deyip,din ile işi olmayan çok fazla kişi var,caminin kapısından içeri girmez,cenaze namazlarında kenarda durur,ama sorduğunuzda müslümanım der,o dönem Arnavut göçmenlerindede bu şekilde yaşamış müslümanlar vardı,belki de mezar taşında ruhuna fatiha yazılmaması atlanmış olabilir. Teşekkürler.

  45. muharrem sütütemiz yorum tarihi 5 Şubat, 2013 02:52

    Sayın İsmail Bey,Yahya Kaptan hakındaki gerçekler aşağıdaki gibidir. (ATATÜRK’ün ağzından)
    Saygılar.

    Yahya Kaptan İşi

    İşte, bu amaçla meydana getirebildiğimiz ulusal birliklerin en önemlisi ve güçlüsü “Yahya Kaptan” diye tanınmış olan bir özverili yurtseverin birliği idi.

    Merhum Yahya ile ilk ilişkimiz şöyle oldu:

    Bir gün telgrafçılar, Sivas Telgraf Merkezine şu bilgiyi veriyorlardı: Çok acele bir teli durdurdular; yani İstanbul’da durdurulmuştur. İçeriği şudur:

    Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

    Dün İzmit’ten salık verilen Yahya benim. Yarın akşam Kuşçalı telgrafhanesinde buyruğunuzu bekliyorum.

    Kuşçalı, Üsküdar’la Gebze arasında bir köydür. Gerçekten Yahya Kaptan bana İzmit’ten örgütümüzce salık verilmişti. 4 Ekim 1919 günü Kuşçalı merkezinden şu teli aldım:

    Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

    Önemli ve çok ivedidir. Ben size iki gün önce İzmit’ten salık verilen Yahya’yım. Buyruğunuz üzere, telgraf başında buyruklarınızı almaya geldim. En son yarın akşama değin Kuşçalı telgrafhanesindeyim.

    Yahya

    Anlaşıldığına göre, Yahya Kaptan İstanbul’dan telinin çekilmediğini anlayınca, kendisi daha Kuşçalı’ya gelmeden, bu teli Kuşçalı merkezine göndererek çektirmiş. (belge: l99) Ben de şu buyruğu verdim: (belge: 200)

    4 Ekim 1919

    İzmit Merkezi Aracılığıyla Kuşçalı Telgrafhanesinde Yahya Efendi’ye

    Bulunduğunuz bölgede güçlü bir örgüt kurunuz. Adapazarı Kaymakamı Tahir Bey aracılığıyla bizimle bağlantı sağlayınız. Şimdilik hazır bulununuz.

    Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk
    Cemiyeti Başkanı
    Mustafa Kemal

    Baylar, Yahya Kaptan aldığı bu buyruk üzerine örgütü kurdu ve aylarca İstanbul’la ilişkisi olan çevrelerde hain çetelerin iş görmelerine engel oldu.

    En sonunda, İstanbul Hükümetince öldürtüldü. Gerçi, Yahya Kaptan’ın çalışmaları ve korkunç bir biçimde şehit edilmesi, bundan sonraki aylarda geçen bir olay ise de, burada olaydan söz açılmışken, bir daha dönmemek üzere, sorunun açıklanması uygun olur düşüncesindeyim.

    24 Kasım 1919 günü Kartal merkezinden, şu teli aldım:

    Köy içinde suçsuz adam öldürme, Bucak Müdürünü herkesin gözü önünde dövme, köylülerden zorla (para ve mal) alma suçlarından dolayı Yahya Kaptan’ı hükümete teslim zorunluğu vardır. Dahiliye Nazırlığı önemle bu işi izliyor. Hükümetin güç durumda kalmaması, Yahya Kaptan’ın teslimini gerektiriyor. Buyruklarınızı makine başında bekliyorum efendim. (belge: 201)

    İmza
    Kartal Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk
    Heyeti Temsiliye Başkanı Binbaşı
    Ahmet Necati

    Askerlerin ve resmi görevlilerin, bizim ulusal örgütlerle ilgili kurullarımızın başkanlıklarını açıkça almaları yöntemimiz değildi. Bir de, bizim örgütlerle ilgili tüzüğümüzü bilmesi gereken kurul başkanlarının, Heyeti Temsiliye’nin tek bir kurul olduğunu, her yerde birer Heyeti Temsiliye’nin olamayacağını da bilmesi gerekirdi. Bu telyazısı üzerine, İzmit’teki Tümen Komutanına şu teli yazdım.

    Şifre

    Sivas, 25.11.1919

    İzmit’te Birinci Tümen Komutanı Rüştü Beyefendi’ye

    “Kartal Müdafaai Hukuk Cemiyeti Başkanı” sanıyla Binbaşı Ahmet Necati Bey’den gelen bir telde: Adam öldürme, Bucak Müdürünü dövme, köylülerden zorla (para ve mal) alma işlerinden dolayı Yahya Kaptan’ı hükümete teslim etmek zorunluğu olduğu ve Dahiliye Nazırının da bu işi önemle izlediği bildirilmektedir.

    Başlangıçtan beri ulusal ayaklanmalarda iyi hizmeti görülen bu adamın, ülkemizin bu bunalımlı günlerinde hükümete teslim edilmesi kesinlikle uygun görülmemekte olduğundan, hükümetin erkini de göz önünde tutarak, Yahya Kaptan’ın bu aralık yasa kovuşturmasından kurtarılması konusunun bir yoluna konulması, Kartal’da Necati Bey’e gereken yönergenin verilmesi ve sonucunun bildirilmesi önemle rica olunur.

    Heyeti Temsiliye adına
    Mustafa Kemal

    26 Kasım 1919 günü Hereke merkezinden de şu teli aldım:

    Ulus adına çok rica ediyorum. Bugünlerde Binbaşı Necati Bey’in görevini kötüye kullanması, Kuvayi Milliye’yi lekelemektedir. Hemen soruşturma yapılmasına buyruğunuzu rica ederim.

    Gebze İlçe Milis Komutanı
    Yahya

    İzmit’teki Tümen Komutanından aldığım yanıt da, olduğu gibi, şudur :

    İzmit,

    29 Kasım 1919

    Sivas’ta Üçüncü Kolordu Komutanlığına

    Y: 25. 11. 1919 Heyeti Temsiliye Başkanlığına: Şimdiye dek yaptığım soruşturmaya göre, Yahya Kaptan’ın adam öldürme, Bucak Müdürünü dövme gibi işler yapmadığı ve Binbaşı Necati Bey denilen kişinin kendi çıkarını sağlamak için Yahya Kaptan’ı ortadan kaldırmak amacını güttüğü; bu konuda size telle baş vurdukları zaman Yahya’yı da aldatarak yanlarına getirip öldürmeyi düzenledikleri halde Yahya’nın işi sezerek kendisini kurtarmış olduğu anlaşılmıştır. Soruşturmayı gereğince derinleştiriyorum. Sonucu bilginize sunacağım. Birinci Tümen Komutanı Rüştü

    Tümen Komutanı Rüştü Bey’in birkaç gün sonra verdiği tamamlayıcı bilgi şuydu:

    İzmit,

    5.12.1919

    Sivas’ta Üçüncü Kolordu Komutanlığına

    Heyeti Temsiliye’ye: Binbaşı Necati Bey’in, Maltepe Atış Okulunda görevli memur olduğu halde, Müdafaai Hukuk Cemiyeti Başkanı kimliğine bürünerek Kuvayi Milliye adıyla başına topladığı Arnavut Küçük Arslan çetesiyle ortalığı soydurmakta olduğu ve Gebze Jandarma Yüzbaşısı Nail Efendi’nin de bununla ortak olduğu üzerinde kuşkum kalmamıştır. Son günlerde, hükümetin başına dert açan Darıca Rum bekçilerinin öldürülmesi ve İstelianos adında bir zenginin dağa kaldırılarak para istenmesi gibi işlerin adı geçen çeteye yaptırılması ve böylece alçakça işlere yanaşmayan Yahya Kaptan’a suç yükleterek gerek oraya gerekse hükümete Yahya Kaptan için yalan bilgiler verilmesi, bunların ulusal örgüt perdesi altında halkın ve hükümetin başına iş çıkararak keselerini doldurmaktan başka bir amaç beslemedikleri ve belki de daha başka siyasal amaçlar güttükleri düşüncesini uyandırıyor. Şimdiye değin pek namuslu davranmış ve davranmakta olan Yahya Kaptan’ın, bu gibi işlere katılmaması ve yukarda adı geçen çetenin, kendi bölgesinde kötülükler yapmasına meydan vermemesi dolayısıyla, Kaptan’ı resmi ya da özel olarak ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Dün Yahya Kaptan yanıma gelerek hayatının tehlikede olduğunu ve bunun için adamlarının silah ve cephanesini bana getirip teslim ederek kendisinin buradan yitip gideceğini bana resmi olarak söyledi. Kendisine gerekli öğüdü vererek ve daha hizmet edecek önemli zamanlar olduğunu söyleyerek yerine yolladım. Herşeyi iyi bilmesi gereken Gebze İlçesi Kaymakamından, resmi olarak bilgi istemem üzerine, aldığım karşılık da tam yukarda bildirdiğim gibi; yani Necati ve Nail efendileri suçlar, Yahya Kaptan’ı aklar niteliktedir. Necati Efendi’nin İstanbul’da nere ile haberleştiğini bilemiyorsam da bir yerden arasıra para aldığı söyleniyor. Bunların varlıkları ve cana kıymak istemeleri yüzünden Yahya Kaptan bu bölgede durmak istemiyor. Bunun için, aslında, sürekli (muvazzaf) bir subay olan Necati Efendi’nin başka bir yere, Nail Efendi’nin de gene başka bir yere kaldırılmalarının çok gerekli olduğu düşüncesindeyim. O yerler İstanbul’la haberleştiklerinden ben bir şey yapamıyorum.

    Heyeti Temsiliye’ce gereğinin yapılması buyruklarınıza sunulur.

    Birinci Tümen Komutanı
    Rüştü

    Rüştü Bey’in verdiği bilgilerden uzun uzadıya söz ederek 8 Aralık 1919 günü Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya yazdım. (belge: 202)

    Aynı günde, durumu ve Cemal Paşa’ya başvurduğumuzu anlatarak, işin izlenilmesi İstanbul’daki örgütümüz başkanlarına da bildirildi. (belge: 203)

    On dokuz gün sonra, yani 27 Aralık 1919 günü, şifre içinde Vâsıf ve dışında Albay Şevket imzaları bulunan uzun bir telde şu bilgi veriliyordu:

    “….. Güvensizliğin başlıca yaratıcıları, Yahya Kaptan’la arkadaşı Kara Arslan ve Alemdağı’nda dolaşan Sadık çeteleridir.”

    Yahya Kaptan’ın birtakım şımarıklıklarından söz ettikten sonra: “… bizi, artık bu haydutu kötülük yapamayacak bir duruma getirmek girişiminde bıraktı.”

    “Öteden beri araları iyi olmayan Küçük Arslan çetesinin gözde olması(?!) kendisini çeşitli araçlarla suçlarını örtmeğe sürüklemiştir.”

    “Yüzbaşı Nail, Yahya’ya karşıdır. Necati Bey’e gelince; düşük hükümet zamanında(!) Kartal İlçesince başkan seçilerek, Kuvayi Milliye adına, merkezle ilgisini kesmiş(?)… Ulusal örgütü kökleştirmiş……. Yeniköy Rumlarının sağa sola sarkıntılıkları üzerine, Küçük Arslan çetesini dolaştırmaya başlamış….. Tarafınızdan para da verilmiştir (?!).”

    “Yahya Kaptan ….. her şeyi sonuçsuz bırakmak için dümen çevirmektedir (?!).”

    “Binbaşı Necati biraz idaresiz ise de cezayı haketmiş değildir.”

    “Gebze Kaymakamının…… bir an önce kaldırılarak Rum ve Ermeni dolaplarına son verdirilmesi….”. (belge: 204)

    Baylar, bu bilgiler arasında benim bilmediğim noktalar vardı. Örneğin, ben Küçük Arslan çetesini ve onun gözde olduğunu bilmiyordum. Bu çeteye Necati Bey aracılığıyla para verdiğimi kesinlikle anımsayamıyordum.

    Yahya Kaptan’ın, verdiğimiz yönerge gereğince, düşman çetelerini ortadan kaldırmaya ve hiç olmazsa onların Hıristiyan halka saldırarak düşmanın amacını gerçekleştirmeye yönelmiş bütün girişimlerini sonuçsuz bırakmaya çalıştığını çok iyi biliyorduk.

    Gebze Kaymakamının niteliği, şimdi ekleyeceğim belgelerle anlaşılabilecektir sanırım.

    4 Ocak 1920 günü Tümen Komutanı Rüştü Bey’e, Vâsıf Bey’in verdiği bilgiyi, olduğu gibi özetleyerek bunun kendisince verilen bilgiyle çelişik olduğunu bildirdim ve bir kez daha güvenilir ve inanılır kişiler aracılığıyla işin soruşturulmasını ve incelettirilmesini kendi düşünceleriyle birlikte açık olarak bildirilmesini rica ettim. (belge: 205)

    Baylar, bu işte gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan belgeleri bilmenizi istediğim için, Rüştü Bey’in verdiği yanıtı, olduğu gibi bilginize sunmama izin veriniz:

    Düzce,

    7/8.1.1920

    Yirminci Kolordu Komutanlığına

    Y: 4.1.1920 şifreye: Heyeti Temsiliye Başkanlığına: Yahya Kaptan için yapılan çeşitli suçlamalar üzerine, birkaç kez Yüzbaşı Ali Aguş Efendi aracılığıyla yaptırdığım soruşturma, adı geçenin lehinde çıktı. Bununla birlikte, kendisi okumamış bir kişi olduğundan, hizmet sanarak bazı şeyler yapmış olabilir. Büyük ve Küçük Arslanlar ise aslında haydutturlar. Ama, ulusal örgüte karşıt düşüncede olduğu kuşku götürmeyen ve Yahya için herkesten daha çok sızıltı yapması gereken Gebze Kaymakamına bu konuda yazdığım yazıya aldığım 1.12.1919 günlü ve 17 sayılı yanıtın örneği, olduğu gibi aşağıya alınmıştır:

    Ben, bu telde bildirilenlere bir parça olsun inanmak zorunda kaldım ve aynı inanla bu yazıyı İstanbul’da Şevket Bey’e de gösterdim. Benim öğrenemediğim bazı nedenler yüzünden İstanbul’ca kendisi için bir işlem yapılması gerekli görülürse elbette bir şey denilemeyeceği, bilgilerine sunulur.

    Örnek

    30.11.1919 günlü, 53 sayılı yüksek buyrukları karşılığıdır: Kartal Müdafaai Hukuk Cemiyeti Başkanı Binbaşı Necati Bey’in adam öldürme ve Bucak Müdürünü dövme ile ilgili suç bildirmeleri, kişi ve zaman gösterilmediğinden, gerçeğe uygun değildir. Çünkü, dövüldüğü bildirilen Bucak Müdürü Burhanettin Bey ise, Yahya Kaptan’ın kendisini dövmediğini ve onun bir saldırısına uğramadığını resmi olarak ve yazıyla bildirdiği gibi, bu konuda Makamıma da hiçbir yakınmada bulunmamıştır.

    Adam öldürme işine gelince; Yahya Kaptan’ın adam öldürdüğü üzerine, hükümete ve adliyeye hiçbir yerden başvurma ve yakınma olmadığı gibi, kendisinin mahkemeye çağrılması için bir kâğıt bile yazılmamıştır. Eğer Darıca Rumlarından ikisinin öldürülmesi ve Kartal’ın Paşa Köyünden İstelianos Çorbacı’nın (Hıristiyanlar için kullanılan bir san. Aşağı yukarı “Ağa” anlamına gelir) dağa kaldırılarak kendisinden kurtulmalık istenmesi ve alınması anlatılmak isteniyorsa, bu haydutça suçları Küçük Arslan çetesinin işlediği söylenmektedir ve bu, yüzde yüz gerçektir. Adı geçen çete ise, Yahya Kaptan’a öteden beri düşmandır. Aslında Yüzbaşı Nail Efendi’nin koruyuculuğunda ve eli altında iken sayısı on sekize yükselen bu çetenin şimdi Binbaşı Necati Bey’in buyruğu altına verilmiş bulunduğu ve kendilerine ellişer lira aylık bağlama yoluna da gidilmekte olduğu ögrenilmiş olup köyleri soymaktan vazgeçmedikleri bilinmektedir. Binbaşı Necati Bey, Yüzbaşı Nail Bey’in eski okul arkadaşıdır. Kendisiyle bir buçuk ay önce Aydınlı Köyünde, Küçük Arslan çetesi adamlarından Ali Kaptan’ın dağa kaldırdığı Çorbacı’dan alınan para ile yaptığı ünlü düğününde buluşmuşlar; sonra birçok kez, Binbaşı Necati Bey, Yüzbaşı Nail Bey’in evine gelip konuk olmuştur. Aralarında düşünce birliği vardır. Yüzbaşı Nail Bey öteden beri Yahya Kaptan’a karşı olup onu ulusal örgüt kurduğu sıralarda, ilçenin sınırları dışına kovup çıkarmaya kalkışmıştır. Küçük Arslan çetesince yapıldığı söylenen ve yüzde yüz doğru olan yukarda anılmış iki haydutluk olayı ile, Kuvayi Milliye’yi karalamak ve Yahya Bey’i lekelemek amacı güdüldüğü sezilmiştir. Bu suçlar ise, adı geçen Arslan çetesinin dolaştığı yerlerde ve iş gördüğü alan içinde işlenmiştir. Dahası, İstanbul Muhafız Alayına bağlı Süvari Birliği Komutanı Hakkı Bey’in bu olaylar üzerine kovuşturma yapmak için gönderileceği sırada Yüzbaşı Nail Bey’in ilgililerle haberleşerek, artık gereklik kalmadı diye, Hakkı Bey’i İstanbul’a kaldırttığı ve kovuşturmayı bıraktırdığı kesin olarak bellidir. Öne sürülen adam öldürme işi, bundan başka bir olay ise, bu konuda açıklanmak üzere, kişi ve zaman da bildirilmesi gerekir. Darıca Rum bekçilerinin öldürüldüğü gün çarşıda serbestçe gezen Küçük Arslan çetesince adam öldürüldüğünün ortalığa yayılması üzerine Yüzbaşı Nail Bey, kendisinin başka bir yere kaldırılmasını istemiş ve burada kesinlikle oturmayacağını söylemişse de, alay ve tabur komutanları ve Binbaşı Necati Bey buraya gelerek Yahya Kaptan için bir işlem yapılmasını delege Sırrı Bey’e yazdıracaklarına söz ve güvence vererek yerinde kalmasını istemişlerdi. Bu kez Yüzbaşı, 25 Kasım 1919 salı günü gidip gelen Necati Bey’i aldatarak gerçeğe uymayan ihbarlara ve suçlamalara yönelttiği gibi; bir yandan telefonla Yahya Kaptan’ı merkeze çağırtarak, öte yandan Küçük Arslan çetesini de kendi evinde hazır bulundurarak yakalatmayı tasarlamışsa da her nedense bunu göze alamayarak giriştiği işten vazgeçmek ve Necati Bey de Kartal’a dönmek zorunda kalmıştır. Şu duruma göre, Yüzbaşı Nail Bey, gerek Necati Bey ve gerek maşası olan Küçük Arslan çetesi aracılığıyla Yahya Kaptan’ı suçlamaktan ve ona karşı dolaplar kurmaktan hiç geri kalmamaktadır. Yahya Kaptan, kendine karşı çıkan ve düşman olan Küçük Arslan çetesi gibi, köyleri soymaya ve Hıristiyanları öldürüp yok etmeye izin vermediği gibi, kendi buyruğu altında bulunan Büyük Arslan Bey çetesince bazı uygunsuz işler yapıldığında hemen önleme ve cezalandırma yoluna giderek, ulusal amaç olan bağımsızlık ve yurt esenliği kaygısıyla güvenliğin ve sıkı düzenin korunmasına hizmet etmektedir. Bundan önce de, Büyük Arslan Bey çetesinin aman dilemesine ve sığınmasına yardımcı olmak ve bağışlanmasını sağlamakla yaptığı hizmetler övülmeye değer. Yahya Kaptanın suçlu gösterilmesi, Yüzbaşının kişisel isteklerine boyun eğmemesinden ve Küçük Arslan çetesince yapılıp Yahya Kaptan’ın üstüne yıkılmak istenen haydutlukların eksik olmamasından ve bunu yapanların korunması dolayısıyla Yüzbaşının kınanmasından ve yüzbaşıya sert uyarmalarda bulunulmasından ileri gelmektedir. Bilgilerine sunulur (Gebze Kaymakamı Mehmet Nurettin).

    Birinci Tümen ve Bolu Bölgesi Komutanı
    Rüştü

    Baylar, bu bilgiler gelmeden önce şöyle bir haber verdiler: “Yahya Kaptan Tavşancıl’da sarıldı. Bunu yapan, İstanbul’dan gelen bir askeri birliktir.”

    Bu haber üzerine, İzmit’te Tümen Komutanlığından, 7 Ocak 1920 günlü şifre ile, makine başında bilgi istedik ve: “Haber doğru ise, İstanbul’dan geldiği bildirilen birlik komutanına, söz konusu kişinin -Yahya Kaptan’ın- bizim adamımız olduğunu ve eğer yersiz bir işi ve suçu varsa elbette gereğinin bizce yapılacağını ve hiçbir türlü Yahya Kaptan’ın sarılmasını ve tutuklanmasını uygun görmediğimizi bildiriniz.” dedik. (belge: 206)

    Baylar, 7 Ocak l920′de yazılıp 8′de aldığımız iki tel vardır. Bunlardan biri, İzmit’ten, Birinci Tümen Komutan Vekili imzasıyla Fevzi Bey’dendir. Bildirdiği şudur: “Bu gece, iki bin kişilik bir kuvvet, Tavşancıl’a çıkarak Kuvayi Milliye Komutanı Yahya Bey’i sarmışlardır. Yapılacak işlemin bildirilmesi buyruklarına sunulur.”

    Öteki tel de, Düzce’de bulunan asıl Tümen Komutanından geliyordu. Rüştü Bey, merkezde bulunan vekilinden aldığı aynı bilgiyi veriyordu. (belge: 207)

    Tümen Komutan Vekili Fevzi Bey’in, 7 Ocak 1920 günlü sorumuza verdiği 7/8 Ocak 1920 günlü yanıtında, Yahya Kaptan’ın daha ele geçmediği, gelen birlik ile Kuvayi Milliye arasında bir çarpışma olabileceği ve gelen birlik komutanına buyruğumuzu bildireceği haber veriliyordu. (belge: 208 )

    Baylar, o günlerde milletvekili olarak İstanbul’da bulunan emir subayım Cevat Bey’den 10 Ocak 1920′de şöyle bir tel geldi:

    Harbiye,

    10.1.1920

    Yirminci Kolordu Komutanlığına

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne: 6.1.1920 gecesi sabaha karşı Jandarma Genel Komutanı yardımcısı Hilmi Bey ve Üsküdar Jandarma Komutanı Nazmi Bey komutasında dört subay, elli jandarma ve Yüzbaşı Nahit Efendi komutasında İstanbul Muhafız Alayından doksan er, Bandırma vapurunun ışıkları söndürülerek Hereke’ye götürülmüş ve sabaha karşı Hereke’ye çıkan birlik hemen Tavşancıl’ı kuşatmış ve çeşitli evleri basmıştır. Gelenler, köy İhtiyar Kurulunu toplayarak, vatan haini olan Yahya’yı, teslim etmezler ya da nerede olduğunu söylemezlerse Tavşancıl’ı insanlarıyla birlikte yakacaklarını söylemişlerdir. İhtiyar Kurulu, iki günden beri Yahya Kaptan’ın köylerinde olmadığını ve nerede bulunduğunu bilmediklerini direnerek söylediler. Yahya sağ olarak ele geçemeyecektir. Fakat Yahya’nın ölümünden sonra Marmara bölgesini elinde tutan ve bölgede üstün duruma gelen ve her gün İngilizler ve Fransızlar eliyle silahlandırılan Rumların ve İstanbul’daki rezillerin pek büyük bir başarı sağlayacakları bellidir. Kuvayi Milliye adını taşımakta olan Yahya’nın öldürülmesi, İzmit, Adapazarı ve İstanbul dolaylarında düşmanlarımızın hesabına karıştırıcılık yapacak birçok çetelerin doğmasına da yol açacaktır. Bunun için, Cemal Paşa Hazretleri’nin işe el atmasıyla Yahya’nın, adını değiştirerek önce bildirdiğim gibi, serbest bırakılması için gerekenlere buyruk verilmesi rica olunur. (Cevat)

    Harbiye Nazırı
    Cemal

    Bu telin, Harbiye şifresiyle ve Cemal Paşa imzasıyla kapatılmış olması ama içinde “Cemal Paşa Hazretleri’nin işe el atmasıyla Yahya’nın kurtarılmasının sağlanması” kısmı dikkat çekicidir. Demek ki Cemal Paşa, Cevat Bey’in telinin, okumayı gerekli görmeden, kendi şifresiyle ve imzası altında çekilmesine izin vermiştir. Çünkü, bir kez Yahya’yı kovalatan Cemal Paşa’dır. Bundan başka, serbest bırakılmasına kendisinin aracı olması için benim buyruk vermemi, kendi bilgisi altında, kuşkusuz yazdırmazlardı.

    İzmit’teki Tümen Komutanı Vekilinden gelen 9 ve l0 Ocak 1920 günlü iki telle, iki çarpışmadan sonra Yahya Kaptan’ın öldürülerek ele geçirildiği, duyulanlara dayanılarak bildirildi. (belge: 209)

    11 Ocak 1920′de Tümen Komutan Vekilinden, İstanbul’dan gelen birlik komutanına benim yerime bildirim yapılıp yapılmadığını sordum. (belge: 210) Üç gün sonra 14 Ocak 1920 günlü raporunda, Tümen Komutan Vekili şu bilgiyi verdi: “Kendi yaptığım soruşturmadan… çarpışma olmamış; yalnız, Yahya Kaptan teslim olduktan sonra, köy dışında kesici aletle öldürülmüştür. Kafatasının olmaması bunu doğrulamaktadır.” (belge: 211)

    Baylar, bu uğursuz haber üzerine İstanbul’daki örgütümüze, 20 Ocak 1920 günü Albay Şevket Bey aracılığıyla şu teli yazdık:

    Yahya Kaptan’ın öldürülmesine gereklik gösteren nedenlerle, teslim olduktan sonra kasıtla şehit edildiği anlaşıldığından öldürülmesinde kimlerin etkisi ve eli olduğunun, İstanbul’dan bize başvuran birçok özverili arkadaşlara bilgi verilmek üzere, tez elden bildirilmesi rica olunur efendim.

    Heyeti Temsiliye adına
    Mustafa Kemal

    Eski bir yazımıza yanıt olmak üzere, İstanbul’dan, 20 Ocak 1920′de yazılıp bir gün sonra gelen tel de şuydu:

    Beşiktaş,

    20.1.1920

    Ankara’da Yirminci Kolordu Komutanlığına

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne özeldir.
    Y: 17.1.1920

    1- Olay yerinde bulunan güvenilir bir kişinin söylediğine göre, Yahya Kaptan yakalanıp köy dışında bulunan karakolun yanına götürülürken yakın bir yerden on kadar haydutun karakola ateş etmesi üzerine, kaçmaya yeltenmiş ve bu sırada öldürülmüştür. Bununla birlikte, iyi bir soruşturma yapılması için hükümete başvuruldu.

    2- Yahya Kaptan’ın Kuvayi Milliye adına pek çok kötülükler yaptığı, yaygın olarak söylendiği gibi, yapılan resmi ve özel soruşturma da bunu doğruladığı için hükümet, kovuşturmaya karar vermiş; fakat, Kurulumuzca adı geçenin geçici olarak saklanıp Kuvayi Milliye’nin işlerine karışmaması ve kötülük yapmaması, yanında bulunan kaçak er ve jandarmaları geri göndermesi koşuluyla kovuşturma yapılmaması istenmiş ve gerekenler katında girişimlerde bulunulmakla birlikte, Gebze’ye de özel memur gönderilmişti. Bu sırada hükümet gizlice birdenbire asker göndermiş ve yalnız Yahya Kaptan’ı yakalamak istediğini ilan etmiş ve bildirilen durum meydana gelmiştir efendim. (Vâsıf)

    Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı
    Şevket

    Baylar “Köy dışındaki karakola götürülürken yakın bir yerden ateş edilmiş (?), kaçmaya yeltenmiş, bu sırada öldürülmüş (?!)”. Bu sözlerin bu gibi öldürmelerde bir formül gibi kullanıldığını anlamamak için, çok bön olmak gerekir.

    Yahya Kaptan’ı yok etmek için, birlikte çalıştıkları ve karar verdikleri, hükümetin gizlice ve birdenbire olupbitti yapıvermiş olduğu yolundaki sözler de dikkat çekicidir. İstanbul’da Jandarmadan, İstanbul Muhafız Alayından subay, er ayrılıyor… İstanbul’da üstün durumda olduğunu ileri süren örgüt başkanlarımız bunu öğrenemiyorlar.

    Kara Vâsıf Bey’in bu teline karşılık olmak üzere gönderdiğimiz soru teli şudur:

    Şifre

    Ankara, 22.1.1920

    İstanbul Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Şevket Bey’e

    Yahya Kaptan’ın öldürülmesi işini önemle izleyen ve hesabını isteyen, özellikle İstanbul’da, pek çok kimse vardır. Gerçeğin belirtilmesine yaramak üzere yaygın olarak söylendiği bildirilen kötülüklerin neler olduğunun tez elden bildirilmesi rica olunur.

    Heyeti Temsiliye adına
    Mustafa Kemal

    Baylar, bu sorumuza verilen yanıtı da, dinlemeye katlanacağınızı umarak, olduğu gibi bilginize sunacağım:

    Beşiktaş,

    24.1.1920

    Ankara Yirminci Kolordu Komutanlığına

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne özeldir. Y: 20.1.1920 1- Yahya Kaptan’ın, teslim olduktan sonra öldürüldüğünü işittik. Soruşturma yapıyoruz. Sonucu bilginize sunacağız. 2- Adı geçenin öldürülmesinin nedeni, hiçbir kimseyi dinlememesi, Kuvayi Milliye adına açıkça kötülük, haydutluk yapması ve haydutları öteden beri saklaması ya da gösterilen yere gitmesi için verilen buyrukları dinlememesidir. Bunun üzerine hükümet köylerden ve çevreden kendisine başvuranların üstelemelerine dayanamayarak, kendiliğinden ve Kurulumuzun haberi bile olmadan işe girişmiştir efendim (Vasıf).

    Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı
    Albay Şevket

    Sayın baylar, telyazısının ikinci maddesindeki, adı geçenin hiç kimseyi dinlememesinin, öldürülmesine neden olarak gösterilmesi hiç doğru olamaz. Şehit rahmetli, beni dinliyordu, benden buyruk alıyordu. Verdiğim buyruğa göre iş görüyordu. Başka bir yere, ya da kişiye bağlı olduğunu, onlardan buyruk alması gerektiğini kendisine buyurmamıştım. Bu yüzden, İstanbul’dan, her önüne gelenden, Dahiliye Nazırından, Jandarma Komutanı hain Kemal Paşa’dan verilen buyrukları dinlememesi aslında bizim istediğimiz bir şeydi. Kuvayi Milliye adına haydutluk ve kötülük yapanın da kendisi olmayıp Küçük Arslan çetesi gibi haince özel amaçla kuruldukları belgelerle anlaşılmış bulunan çeteler olduğu ve Yahya’nın bunların haydutluklarını önlemeye çalıştığı da, sözlerine inanılması gereken kişilerin soruşturmalarıyla tanıtlanmıştır.

    Gebze Müdafaai Hukuk Kurulu Başkanı ile Gebze Kaymakamı Fevzi Bey’in birlikte imzaladıkları ve üzücü olayın meydana gelişinden önce yazdırıp makine başında yaptıkları başvuruyu da bildirmeden geçemeyeceğim:

    “Gebze Kuvayi Milliye Komutanı Yahya Bey’in -bazı adamların suçlamaları üzerine- en sonunda Salı gecesi İstanbul’dan üstsubaylar komutasında gelen iki bin kişilik kadar bir kuvvetle Tavşancıl’da sarıldığı ve şu sırada kuşatılmış durumda bulunduğu, şimdi halktan aldığım bilgilerden anlaşılmıştır. Böyle yurdu için çalışan bir kişiye karşı yapılan bu işlemin pek haksız olduğu yüce komutanlığınızca bilinmektedir. Adı geçenin kurtarılması için ne gibi bir işlem yapılacağının emir buyurulmasını makine başında beliyoruz.”

    Kaymakam Müdafaai Hukuk Kurulu Başkanı
    Fevzi Hacı Ali

    Baylar, o günlerde İzmit dolaylarında Kuvayi Milliye örgüt işleriyle uğraşan milletvekili Sırrı Bey’in de, bu konuda bildirdiklerini, olduğu gibi sunmama izninizi rica ederim:

    İzmit,

    11.1.1920

    Yirminci Kolordu Komutanlığına

    1- Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne; Dört gün önce yazışması yapılmış olan Yahya Kaptan sorunu, sonunda, haber almış olacağınız üzere, şehit edilmesiyle sonuçlandı.

    2- Yahya Kaptan’ın, İstanbul’un kapısı sayılan bir yerde, örgenleşmiş olarak bulunması, herhalde Kuvayi Milliye’ye karşı olan kişileri korkutmaktan uzak kalmadığı için, ortadan kaldırılması kararlaştırıldığı kuşku götürmez.

    3- Öldürme işinin bu amaçla kararlaştırılmış olması, olayı yasal nitelikten çıkartmakta ve Heyeti Temsiliye’ce üzerinde düşünülmesini gerekli kılmaktadır.

    4- İzmit sancağı haydutlar yüzünden tedirgin iken, yerinden kımıldamayan ve buyruğu altındaki hiçbir birliğe emir vermeyen; yanındaki cezaevinden on beş yirmi kişinin birden kaçmasını her gün olağan işlerden sayan Alay Komutanı Hikmet Bey, Yahya’nın öldürülmesini önemli sayarak emrine aldığı jandarma kuvveti ile kendisi de gitmiş ve sonunda Kuvayi Milliye’ye önemli bir vuruşla amacına ulaşmıştır. Sonu var (Milletvekili Sırrı).

    Birinci Tümen Komutanı Vekili
    Fevzi

    Yirminci Kolordu Komutanlığına

    1- Gebze’de kurulmuş olan Kuvayi Milliye’nin başsız kalması bundan böyle, oraların korku içinde kalmasına yol açacaktır.

    2- Bura halkınca bütün Kuvayi Milliye’nin dayanağı olarak bilinen Yahya’nın böylece öldürülmesi kamuoyunu gerçekten karıştırmıştır.

    3- Yahya’nın öldürülmesi, hükümetin Kuvayi Milliye’ye karşı bundan sonra alacağı saldırgan duruma kanıt sayılmaktadır.

    4- Bu davranış üzerine, yabancılar da, hiç kuşku yok, Kuvayi Milliye’nin hükümet gözünde bir değeri olmadığı ve yok edilebileceği kanısına varacaklardır. Bu bakımdan gerekli önlemler alınmalıdır. Sonu var (Milletvekili Sırrı).

    Birinci Tümen Komutanı
    Vekili Fevzi

    Yirminci Kolordu Komutanlığına

    1- 68 sayılı şifreye ektir: Öncesi geçen telimizde. Durum karışıklıktan kurtarılmaz ve Gebze kuvvetlerinin hemen güvenilir bir kişiye verilmesi yoluna gidilmezse, Üsküdar sancağı ile birlikte bütün İzmit sancağında bir tek kişinin bile Kuvayi Milliye’yi tutmayacağı kesin olarak bilinmelidir.

    2- Jandarma Alay Komutanı Hikmet Bey’in, bir dakika bile beklenmeden kaldırılması çok gereklidir.

    3- İzmit sancağında Kuvayi Milliye’nin varlık gösterebilmesi, ordu hizmetinde bulunan Yarbay Fevzi Bey’in, Jandarma komutanı olmasına bağlıdır. Başka çıkar yol yoktur. Bunu önemle bilginize sunuyorum (Milletvekili Sırrı).

    Birinci Tümen Komutanı Vekili
    Fevzi

    Yirminci Kolordu Komutanlığına

    1- 79 sayılı şifreye ektir: Kuvayi Milliye’nin Anadoluca horlanmakta olduğu yolunda çıkan söylentiler, son acı olay üzerine karşıcılları daha çok yüreklendirdiğinden, eski erkin ve canlılığın yitmediğini gösterecek eylemli bir önlem alınması çok gereklidir.

    2- Ali Fuat Paşa Hazretleri’nin buraya buyurmalarını gerekli görmekteyim.

    3- İzmit sancağına önem verilmesini ve önem verildiğini gösterecek eylemli önlemler alınması gerektiğini bir daha bildirmeye zorunluk duyuyorum (Milletvekili Sırrı).

    Birinci Tümen Komutanı Vekili
    Fevzi

    O günlerde İstanbul’da Bulunan Rauf Bey de şu mektubu gönderdi:

    İstanbul,

    19.2.1920

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

    Yahya Kaptan’ın teslim olduktan sonra öldürüldüğü, buraca da anlaşılmıştır.

    Muhafızlığa başvurulmuş, otopsi de yapılmıştır. Yasalar gereğince kovuşturma yapmayı hükümet eline almıştır efendim. Saygılarımızı sunarız.

    Hüseyin Rauf

    Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
    Bu sayfa 9577 kez gösterilmiştir.

  46. ismail yorum tarihi 5 Şubat, 2013 12:05

    Siz akrabasısınız galiba. Tarihin bir gösterilen birde saklanan yüzü vardır. Sizinki gösterilen yüzü. Biz saklanan yüzüne ait bilgilerede ulaşabiliyoruz. Yukarıdaki bilgiler Nutuktan sadeleştirilme olsa gerektir. Benim yazdıklarımı ben Yahya Kaptana düşmanlık hissiyle yazmadım. Herşey bilinsin diye yazdım. Benim yazdıklarımda aklınızın bir köşesinde dursun. Siz yine sevdiğiniz şekliyle anın. Bende Yahya Kaptanla ilgili (elimde olsa bile) başkada yazı yazmayayım.

  47. ismail yorum tarihi 5 Şubat, 2013 12:30

    Bazen olayları şartlar belirler. Yahya Kaptan 1919 da zor şartların ortasına düşmüş, kardeşin kardeşi kurşunladığı fitne ortamının olduğu bir dönemde o zamanın ağır şartlarına maalesef ayak uyduramamış zorlukların yaşandığı çok çetin şartları ustalıkla atlatmayı başaramamış ve bu şartlara kurban gitmiş birisidir, alın yazısı ağırmış diyelim. Birazda cahilane davranışlarıyla yapılmaması gereken hatalarda yapmış onun bu hatalarıda bahane edilerek kendisine İstanbul hükümetinin kuvvetlerini dinlememesinin bedeli canı pahasına ödetilmiştir. Kaderi böyleymiş.

  48. muharrem sütütemiz yorum tarihi 5 Şubat, 2013 20:07

    Türkiye Cumhuriyetinin gerçek tarihi budur,sizin bahsettiğiniz bilgiler,yukarıda detaylı bir şekilde soruşturulmuş,belge belge açığa kavuşturulmuş,belirttiğiniz bilgiler belgeleriyle çürütülmüştür,siz hala yanlış sularda yüzmeye devam edin,Kuvva’cılara yapılan ihaneti açıkça gözler önüne sermektedir,sizin bilgileriniz ihanetçilerin bilgileridir,sizde galiba bu ihanetçilerin akrabası filansınız,Yahya Kaptan hakkında sadece Şükrü Uras’ın kitabı yok,araştırmalarınız sığ ve yetersiz,bilgileriniz yanlış ve yanlı,Anıtkabir’e de gitmemişsiniz anlaşılan,gitmiş olsa idiniz,O’radaki milli mücadele kahramanları arasında Yahya Kaptan’ın büstünü de görürdünüz,Yahya Kaptan gammazcılar ve bu memlekete ihanet etmiş kişilerce pusuya düşürülmüş,kahpe bir kumpasa kurban gitmiştir. Yukarıdaki bilgileri dikkatlice okursanız,gerçekleri tarafsız bir şekilde görürsünüz. Saygılar.

  49. ismail yorum tarihi 6 Şubat, 2013 13:38

    Elimdeki bilgileri değerlendiriyorum. Neleri koyup neleri koymayacağıma karar verip cevabi birkaç gün içinde yolluyorum. Geniş kapsamlı kaynaklı cevaplar olacak. Şimdiden yalanlamaya çalışabilirsiniz. Alıştık o tür davranışlarınıza. 2 gün sabredin.

  50. muharrem sütütemiz yorum tarihi 6 Şubat, 2013 19:39

    İsmail Bey, Ben yalanlıyorum Mustafa Kemal Paşa yalanlıyor,yukarıda belgeleri ile onlarca Paşa yalanlıyor,sadece sizin edindiğiniz bilgiler mi doğru yani. Tüm Kuvvacılar yalancı,Kadir Mısıroğlu’nun çevirisi ile Rıza Nur mu doğru söylüyor ? (Mustafa Kemal Paşa’ya yapılan suikast girişimi neticesinde yurtdışına kaçıp ancak Paşa’nın ölümünden (1938)sonra Memlekete dönebilen Rıza Nur) Kemal Paşa karşıtı,Cumhuriyet karşıtı,irticacı Kadir Mısıroğlu’nun duayeni Rıza Nur. İsmail Bey Nutuk engüzel cevaptır Paşa tarafından kaleme alınmıştır,yalansız dolansızdır,lafı dağ bayır dolaştırmadan,hadiseleri en yalın biçimi ile değerlendiren belgeli ve ıspatlıdır,yanlış yerlerde yanlış işlerle uğraşmayın,yüzme bilmiyorsanız derin sulara dalmayın,lakin boğulursunuz. Saygılar.

  51. ismail yorum tarihi 6 Şubat, 2013 21:26

    Ağa nutuk Yahya Kaptanın cinayeti yok diyor. Ben var diyorum. Kesin diyorum. Mustafa Kemal siyaset yapmış. Adam öldüren birini savunamayacağı için cinayetleri inkar ediyor bilinçli olacak. Bazen belgelerde yalan söyler. Benim bilgilerim kesin. Kaynaklarınla konacak bekleyin. Şİmdi koysam dikkatsiz bir cümle başımı derde sokar. En çok 3 gün. Ben doğruyum.

  52. muharrem sütütemiz yorum tarihi 7 Şubat, 2013 22:19

    herkes yanlış,İsmail Bey doğru.

  53. ismail yorum tarihi 9 Şubat, 2013 20:58

    teknik sebebplerden birkaç gün daha yollayamıyorum. İnşallah pazartesi. Engellenmezsem

  54. muharrem sütütemiz yorum tarihi 10 Şubat, 2013 01:46

    10 şubat oldu,3 değil 4 gün geçti belgeler,yalan oldu,zaten yalan dolandı………….

  55. ismail yorum tarihi 10 Şubat, 2013 14:22

    Ben Yahya kaptan öldürülürken yanıbaşında jandarma askeri olarak bulunan Süleyman Aktay ile bile görüştüm. Bu şahıs 1896 da doğmuş 1993ün 6 temmuzunda vefat etmiştir. Ben olayları ağustos 86, ocak 88, 89, 91,92 de yörede yaptığım incelemelerde bizzat yaşayarak olaylara şahit olarak bana anlatanların ayrıyeten yayınlanmış eserlerdende yararlanarak bu bilgileri vermişim. Resmi tarih her zaman taraf tutarak işine geldiği gibi bilgi verir. Her zaman sakladığı bir şeyler olur. Eğer işine geldiği gibi bilgi vermeze ozaman akla kara gün gibi ortaya çıkar. İhanetçi dediğiniz Osmanlıdır. Gururla söylüyorum Osmanlı bizim ceddimizdir. Ancak bu ülkeye sonradan gelenler Osmanlıyı sevemedi gitti. Onların tarihi 1913 yada 1919dan başlıyor. Vahdettin kendi vatanına ihanet edecek değil. Akine ülkesinden sürgün edilen bir hükümdardır. Osmanlıya oyun oynandı. Benim iyi niyetli yazılarım size işlememiş. Yahya Kaptanın yanlışlarıda vardı. Hemen yeni yazılar gönderiyorum.
    1-Yahya Kaptan Çerkez Mehmet efendiyi neden öldürdü?Çerkez mehmet efendide Anzavurun adamı.Yahya Kaptan bunu yakalıyor ve Gebzenin kabristanına götürüyor.Bir çukur kazıyor veyahut kendisine kazdırıyor. Diyorki bana müsaade edin abdest tazeliyeyim. İki rekat namaz kılayım ondan sonra beni öldürün. Peki diyor ve müsaade ediyorYahya Kaptan. Çerkez Mehmet efendi o sıralarda genç bir kadınla evlenmişti. Kundakta çocuğu vardı. Kadıncağız çocuğunu emziriyormuş kucağında. Bir uyku hali gelmiş. O esnada Çerkez Mehmet efendiyi Gebzede kurşuna diziyorlarmış. Uyku halindeki kadına kocası şöyle bir dokunmuş.Ve Allaha ısmarladık gidiyorum demiş. Saat tutmuşlar ve aynı zamanda Çerkez Mehmet efendinin kurşuna dizildiğini öğrenmişler. (1919)
    Kaynak İlter Özdemirin yahya kaptan adlı eseri
    ——–
    Çerkezin yaşı en az 55-60 civarı. Eline silah alıp savaşmışlığı yok. Bu anzavuru tutuyor diye adamı vur öldür. şmi şimdi bu. Çerkezin torunu H.Avni şirin 1964ten itibaren aralıklarla onlarca sene Yarımca bölgesinin CHPli belediye başkanı idi.
    Çerkez Mehmet Olayında adamın suçu yok. Yahya için yasal ceza gerekiyor.
    ————
    2- Rıza Nur hayatım ve hatıralarım isimli eserinde Gebze bölgesinde çetecilik yapan Arnavut
    Yahya Kaptan ile Topal Osman meselelerini şu şekilde karşılaştırıyor.
    İstanbuldan Sait Molla İngiliz muhripler cemiyeti namına İngiliz papazı Fru ile beraber Anadoluda milli hareket aleyhine bir kıyam çıkartmak için gayret ve teşkilatta. Bunlar bilhassa Hıristiyanlara bir şey yaptırıp bütün cihana milli teşekkülün Hıristiyanları katliam ettiğini yaymak, müdahele meydana getirmek gayesini güdüyorlar. Kocaeli mıntıkası, Yahya Kaptan, Küçük Arslan, Kara Arslan, (Bulgar) Sadık ve çeteleri adına bir takım çeteler ile kaynıyor. Bunların kimi Arnavut, kimi Laz ve Gürcü, kimisi Abaza ve Çerkez, köy basıyorlar. Adam kesiyorlar. Yolcu soyuyorlar. Kimi ve sözde hepsi milli kuvvete taraftar. Kah birbirlerini vuruyorlar. Bir kanlı curcunadır gidiyor. Bunlar Kartalın Paşaköyüne kadar geliyorlar. Yahya Kaptan vaktiyle Sinopta bektaşi babası Ahmet Babayı soymak için öldüren adamdır. Pek şerirdir. Binbir cinayeti vardır .
    Ali Rıza paşa kabinesi ile Mustafa Kemal arasındaki didişme devam ediyor. Arada muhabereler oluyor. Bu muhabereler Harbiye Nazırı Cemal Paşa vasıtasıyladır. Kabine  0ki hükümet olduğu mazarasından, Mustafa Kemalin hükümet gibi resmi ecnebi mümessillerine tebligat yapmasından, hükümeti dinlememesinden, çetelerin Anadoluda soygunculuk yapmasından, şikayet ediyor. Bunlar tamamiyle doğrudur. Mustafa Kemal(sahife 188) tekzip ediyor. Ama yalan söylüyor, Mustafa Kemalde kabineyi bir takım müfsitleri tevkif etmemekle, rehavet ile hatta Ferid kabinesi tarzında yürüyerek hain olmakla itham ediyor. 0ki evvelki itham doğru. Fakat işgal altında iken bunları yapamayacağı da aşikardır.
    Son itham tamamıyle haksız ve tezvirdir. Çetelerin soygunculuğu doğru ama, o vakit buna karşı bir şey yapmakda mümkün değil. Burada dikkate şayan bir şey daha var. Bu çeteler hemen hemen umumiyet ile Türk değil, Türk vatanınında asayişini bozan daima bu ecnebi unsurlardır.
    Sahife 191–205 Yahya Kaptan meselesine tahsis edilmiştir. Bu kadar adi, mazisi katil ve cinayet ile dolu bir şakiye bu kadar büyük sahife tahsis etmesindeki hikmeti anlamak güç değil. İstanbul Hükümetini, İstanbuldaki milli arkadaşları (Kara Vasıf, Raufilah….) çürütmek için, teslim olduktan sonra öldürüldüğünü teessür ile yazıyor, bizzat Mustafa Kemal, Yahya Kaptan için (sahife 205) Takibatı Kanuniyeyi kail olan hükümetin bizzat ele almış olması, cinayetin faillerinin meydana çıkmayacağına delil değilmiydi? diyor.
    Fakat aynı satırda  Fakat efendiler, zaman her şeyin, her hakikatin, tarihin samimi sinesinde mütalaasını zamindir.–diyor. Aynı sahifede Yahyanın haremi Mustafa Kemale tazallum telgrafı çekmiş, Nutkunda bu telgraf mevcut. Nitekim Topal Osmanın haremide Giresundan bana bir telgraf çekmişidi. Birinci kadın kaatillerin cezalandırılmasını istiyor. İkinci kadın bunu istemekten korkmuş, yalnız kocasının cenazesinin olsun, Giresuna götürülmek üzere verilmesini istiyor ….. (ahmet baba meselesi cinayet etti2 buradada adamın bir günahı yok.)
    Not;Bu Rıza Nurdan.Mustafa Kemale hakaret sayılacak tesbitlerin olduğu kısımları attım.
    3-Birgün Gebzeye bağlı bir köyden mavzer silahıyla birlikte Tavşancıl köyüne gelen bir köylü Cabirağanın kahvehanesinin önünde Yahya Kaptan ile görüşmek istediğini bildirdi. Köylü amacının kendisinin çetesine katılmak istediğini bildirdi isede farkında olmadan silahın namlusunu Yahya Kaptana doğru tutuyordu. Yaptığı kimi hatalı davranışlsrından dolayı aldığı öldürülme tehditleri karşısında zaten ölüm korkusunda olan Yahya Kaptan yanındaki bir arkadaşının ‘Bu adam silahıyla birlikte gelmiş, seni öldürecek herhalde’ demesiyle birlikte Yahya Kaptan mavzer silahını doğrulttuğu gibi köylüyü kafasından vurarak oracıkta öldürdü. (Cinatet 3. Adamın hiçbir suçu yok. Yahya için ceza gerekiyor)Bu olayda Gebze tarihindede yazıyor.
    Yahya Kaptan Balkan savaşları ile Birinci dünya savaşında çeşitli cephelerde savaşıp çok düşman askerini öldürmüştü. Birliğinde kendisine söz ile karşı gelen Recep Çavuşuda öldürmüştü. Daha başka öldürmeleride vardı. El alışkanlığı ve kalp katılığından rahatlıkla adam öldürebiliyordu. Gebze yöresindede rum çeteleriyle yaptığı mücadelelerde vurdukları sayılmamakla birlikte müslüman halktanda rahatlıkla adam öldürebiliyor olması işlediği hayati hataların kendisinin başına ölümüne dertler açmasına ve yörede düşman kazanmasına sebep olmuştur.
    4-Doktor Fahri Can Yahya Kaptanın ölümününden sonra onun silah arkadaşı Kuvayi Milliye çetecisi Arnavut Kara Arslan ile görüşmeler yaparak ‘Sende Rum çeteleri gibi yerli halkı soyuyorsun. Hükümet kuvvetlerinden kaçıyorsun Size maaş bağlatalım.’ Önerisinde bulundu ve böylece çetelere maaş bağlandı.
    5-Yahya Kaptanın arnavut olduğu hakkında yazılan bütün kitaplarda belirtilir. Gebze yöresinde kaldığı süre 6-7 ay kadardır. İstanbul hükümetini sadece 2 ay kadar dinlemiştir. Hükümeti jandarmayı dinlemeyince onlarda para vermiyor. Verdikleri silahları geriye istiyorlar. Vermiyor. Çetenin geçimi için para lazım. Mecburi soygunlar başlıyor. Yahya Kaptan ve çetesine yönelik suç şartları oluşuyor. Buna birkaçda cinayet eklenince devlet adına birileri onu öldürmeyi hak görüyorlar.Onun öldürülmesinde İstanbul Hükümetinin emirlerini dinlememeside etkili olmuştur. Neticede Üsküdar ve Gebze Jandarmasıda devlet kuvvetidir. Ortada Ankara hükümeti diye bir şeyde yok. Aklını kullanarak dikkatli hareketlerde bulunacaktı. Onu şaki ilan ederek öldüren o zamanki devlettir. Yunanla, Rumla , italyanla, ingiliz yada Fransızla çarpışarak ölmedi. Yapılacak birşey yoktur.
    6-Mustafa Kemal paşanın Nutukta Yahya Kaptan için Gebze yöresinde cinayet yada soygun olaylarına karışmadığını (adamlarıda soygun yapsa ondan bilinir) belirtmesi birazda onun Orta anadoludan kendisine yardım edemediği için içine düştüğü zor durumu görerek kendi adamı olduğu için onu kollama amaçlıdır. Yoksa paşa onun hatalarını kabul etse bu durumdada onu savunması doğru olmaz. Mecburen siyaset yapmış. Olay budur.
    Umarım mevzu anlaşılmıştır.Yahya Kaptan akrabanızdır savunurunuz onu anlarım. Fakat o zamanlar savunulması imkansız olan o kadar çok şey vardırki savunanlara ne desem az gelir.
    Yahya Kaptan Mutafa Kemalin emrinde sadece 4 ençok 5 ay durdu. Ağutos yada Eylülden ocak ayına kadar. Bu süre zarfında ne yaptıda adı o kadar büyüdü. Zaten canının derdine düşmüş birisi. sadece Mutafa Kemalin adamı olduğu için sonradan adı büyütülmüştür.
    Yahya Kaptan için İstanbul gazetelerinin yazdığı yazılar aynen şöyle’ Kuvayı Milliyede böyle bir eşkiyanın var olmasının yanlış olduğu ve bu durumun kuvayı miliye için kara bir leke olduğu’ türündedir. Yahya Kaptanın çeteliği dönemindeki tek önemli başarısı Halil Kut paşa ile yarbay şadi ve Küçük Talat Paşaların İstanbuldaki bekirağa bölüğünden kaçırılması olayıdır. Bu iş için Kara Vasıftan aylıkların 3.5 lira olduğu dönemde 4000lira almıştır. Bu parayı yemeye gelenler sayesinde çetesinin sayısı birara 600ü kimine göre 2000i bulmuş para suyunu çekince herkes dağılıp gitmiştir.
    Yahya Kaptanın çetesini kuran ve silahlarını ve parayıda veren istanbul hükümeti olduğu halde sivasta bulunan M.Kemal Paşaya 3yada 4 ekim 1919da çektiği telgraflarla emrinde olduğunu bildirmesi o dönemde kendisine her türlü desteği sağlayanları kızdırmış, bu hareket ihanet olarak algılanmıştı. Burada ittihat ve Terakkici bir yapılanma vardı. Halbuki Y.Kaptanda ittihat ve terakkici idi. Enyakın arkadaşı Dr Fahrican herzaman ittihatçılığıyla övünürdü. Şimdi Mustafa Kemalden emir almakta ne oluyordu. Olay sorun yarattı. İstanbula bağlı bir kazada kendi para ve silahlarıyla kendi kurdukları Kuvayı Milliye teşkilatının adamı onları dinlemiyorda Anadolunun ortasındaki M.Kemali dinliyordu hemşehri oldukları gerekçesiyle. Bu durum tabiiki tepkilere yol açtı. Yahya Kaptana birdaha para gönderilmedi.
    Yahya Kaptanın Gebze bölgesinde Kuvayı Milliyeci olarak yıldızının parlaması Yenibahçeli şükrü beyin Gebzeye Kurye ile Yahya Kaptanın bölgedeki silahların başına getirildiğini kendisine her türlü yardımım yapılmasını bildiren bir mektup göndermesi ile başlamıştı. Gebze jandarma komutanı kıdemli yzb. Mehmet Nail bey bu konuda kendisine her türlü yardımı yapmaya başlamıştı. Evine telefon bile bağlattı. Böylece bu bölgede İzmir işgal edilmezden önce ilk milli silahlı kuvvetin çekirdeği oluşmuştu. Yahya Kaptan çokkısa bir zamanda bir iki rum çetesini sindirerek büyük üne kavuştu. Kendisini Gebze jandarma komutanı Nail beyden büyük gördü. Onu dinlememeye başladı. Kendi başına buyruk hareketleri bana kimse birşey yapamaz türündeki tavırları Nail bey ile arasında düşmanlıklara sebep oldu. Eski dostluk rekabete ve düşmanlığa dönüştü. Yahya Kaptanın yaşı 28-29 civarı tahsili az cahilane hareketleri çokca olan biri olması hatalı davranışları yörede ona karşı düşmanlıkları arttırdı. Kendisi hakkında yapılan sürekli şikayetler ve bu şikayetlerin İstanbuldan sivastaki Mustafa Kemal Paşaya bildirildiği halde onun Yahya bizim adamımız düşüncesiyle bu şikayetleri kulak ardı etmesi sebebiyle Gebze jandarmasıyla birlikte Üsküdar jandarmasıda ona tavır aldı. Silahların geri teslimi istendi. Çünkü onlar yukarıda belirtildiği üzere günahsız insanların kanınada bulanıyordu. Yahya istenenleri yapmadı. Silahlarıda vermedi emirleride dinlemedi. Halkda desteğini kendisinden çekti. 6-7 Ocak 1920 de Tavşancıla yapılan baskın ile yakalanıp öldürüldü.
    O dönemde Vahdettin hem padişah hem halife olduğundan peygamber postunda oturuyor denir büyük hürmet edilirdi. Vahdettinin baldızı Tavşancıldan tüccar hamdi ile evliydi. Yahya Kaptanın istanbul hükümetini dinlememesi bazı yanlış hareketleri herkesimin kendisinden yüz çevirmeine dostlarının bile düşman olmasına sebep olmuştu. Ölüm kaçınılmaz oldu. 16 mart 1920 de istanbul birdaha İngilizlerce işgal edildi. Şehir topa tutuldu. Halkın padişahlıktan ümidi kesilsin diye yapıldı bu. 23 nisanda Ankarada hükümet kuruldu. Kurtuluş ümidi Mustafa Kemal oldu. Yahya Kaptan Mustafa Kemale zamanından evvel bağlanmıştı. Eğer 16 mart 1920den sonra bağlansaydı zaten ümit Mustafa Kemal olduğundan kendisine hiçbir zarar gelmeyecekti. O acele etmişti.
    Yahya Kaptanı öldüren mülazımevvel Abdurrahmandır. Benim akrabam değil. Kendiside Alemdağ ormanlarında vurularak öldürülmüştür. Oda şehit sayılmıştır. Yahya ile Abdurrahmanın kızları şehit çocuklarının gittiği aynı okulda okulda okumuşlar iyide arkadaş olmuşlardır.
    Yahya Kaptanın Gebze bölgesinde Kuvayi milliyeye bağlı 600 adamı varmış. Koca bir yalan. Tavşancıla 90 asker geldi. 600 adam bir Yahya Kaptanı kurtaramamışlarmıi. Demekki toplasan ancak 60 kişiler. Yahya Kaptan başarabildikleriyle değil sadece Mustafa Kemale olan bağlılığı sebebiyle sonradan Mustafa Kemal Paşanın da isteğiyle adı olduğundan çok fazla büyütülmüş birisidir.
    Onun günahsız yere birtakım kimseleri öldürmüş olsa bile yargısız infaza kurban gitmesi doğru değildir. Öldürülmesi aynen şu şekilde gelişti. Çeşmede ellerini yıkamış su içiyordu. Gebze jandarma komutanı Yüzbaşı Nail beyin yardımcısı Mülazımevvel Abdurrahman arkadan tekme attı. Yahya ona döndü ve ‘Kahpe’dedi. Oda silahını çekip artarda ateşledi. Yahya Kaptan sussaydı belkide öldürülmeyecekti.

  56. ismail yorum tarihi 10 Şubat, 2013 14:27

    Sizin yazdığınız bilgilerin çok daha fazlası belge şeklinde bende zaten mevcut. Ayrıca ben bana verilene değil gerçeğin ta kendisine ulaşmaya çalışan bir kişiliğie sahibim. O bilgilerle ancak okul çocukları tatmin olur. Ben olayları görülen yönlerinin yanısıra gösterilmeyen bölümleriylede araştırırım. Saygılar.

  57. ismail yorum tarihi 10 Şubat, 2013 16:50

    Muharrem bey ben bazen zarf atarım karşı tarafa. Onlarda her nedense bunu her zaman yutarlar. O bilgiler içinde maalesef doğru fakat başım belaya girmesin diye elemek zorunda olduğum bilgiler vardı. Elesemmi koysammı tereddütü içindeydim. Yazılar o sebeble bekletildi. Eledim. Atatürkün yaptığı tarihçilik değil siyasettir. Siyaset her türlü yalanı kaldırabilir. Nutukta Mustafa Kemal paşanın Yahya Kaptanın öldürülmesini önleme çabası var. Yahyanın birkaç adam öldürdüğü ve bazı olaylara karıştığı o sebep ile bilerek kabullenilmeyip inkar ediliyor.Belgelerde ona göre düzenleniyor. Öğrenin bunları.

  58. muharrem sütütemiz yorum tarihi 10 Şubat, 2013 20:18

    Anlattıklarınızda değişik birşeyler yok hep aynı terane, la fointaine’den masallar,Yahya Kaptan hazımsızlığındaki vatan hainleri ile yaptığınız mülakatlar,sizin o taraftakilerle akrabalığınıza tezahür etmektedir,Vahidettin’i ilah yapmanızdan belli zaten,Rıza Nur hayranlığınız,Mustafa Kemal Paşa’nın bu kadar güvendiği ve Benden başkasının emrini dinleme dediği ve Paşa’nın emirleri doğrultusunda hareket ettiği için,çekemeyenlerin tarafında olmanız sürpriz olmadı benim için. Bu arada Çerkez hayranlığınızda su yüzüne çıkıyor,binlerce vatan haini içinde cımbızladığınız kişileri yok etmekti Kaptan’ın amacı,lakin hainlik dedik ya,orda da boş durmayıp Yahya Kaptan’ın pusu ile öldürülmesine sebep olanları Allah’a havale ediyorum,bu vatan sizin düşünceleriniz nezdindekilerin yüzünden layık olduğu yerlere gelemiyor,hurafelerin sözlerini yazmaktanda utanmamışsınız-allahaısmarladık-demiş,ya senin bu yazdıklarına bırak çocukları,kargalar güler,tarih kimin ne olduğunu biliyor,Arnavut’lar yüzyıllarca evvelinden bugüne gerek Osmanlı gerekse Türkiye’de enönemli görevlerde bulunmuşlardır (vezir-i azam,sadrazam vs), Çerkez Ethem gibi Yunan’a sığınmamıştır,yahya Kaptan çetesi ile birlikte gelmiştir Üsküp’ten. Küçümsemeniz gereken şey 60 yaşındaki birinin torunu yaşındaki birinden çocuk sahibi olan Mehmet efendi’dir,düşüncelerinizdeki harabiyet,ancak ve ancak Yahya Kaptan gibiler tarafından püskürtülmüştür,keşke kumpasa gelmeyip biraz daha yaşasaydı da tümünü temizleseydi,temizleseydi de bugün milli mücadele kahramanlarına saygı gösteren bir toplum oluşsaydı,ama yarım kalmış.
    Evet İsmail Bey belge dediğiniz masallarda bitti,bende birşeyler yazacaksınız sanmıştım,biraz tarh okuyun,gerçekleri objektif açıdan filtreleyin,subjektif açıdan yaptığınız değerlendirmeler birer kahkaha olarak yankılanıyor tarih sokaklarında,şunu unutmayın ki,Yahya Kaptan ve Yahya Kaptan gibiler bu memleketin milli mücadele kahranlarıdır,tarihteki yerlerini almışladır,bahsettiğiniz masalımsı bilgiler doğru olsa idi,milli mücadele kahramanları yer değiştirirdi,bu böyle biline. Haa birde bunları başka yerlerde yazmayın kahkaha atanların sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramaz,bu da benim size verebileceğim dost tavsiyesi.
    sağlıcakla kalın.

  59. ismail yorum tarihi 10 Şubat, 2013 22:52

    Nutukta bahsi geçen 1919 da Darıcada iki Rumun öldürülmesi olayında Yahya Kaptanın alakası görülmüyor. Rumları Darıcadan Davut Çavuş öldürmüştür. Rumlarda sonradan Davut Çavuşun bir akrabasını öldürerek ondan öc almışlardır. Paşaköylü zengin Rum İstilyanuş çorbacının kaçırılıp dağa kaldırılarak karşılığında fidye alınması işide Yahya Kaptanın marifeti değildir. Küçük aslan ve bazı adamlarının işi olup İstilyanusun serbest kalması karşılığında alınan yüklü fidye ile Aydınlı köyünde Ali Kaptana düğün yapılmıştır.
    Çerkeşli köyündede işlenen bir cinayettede Yahya Kaptanın adı geçsede bu cinayetlede onun alakası yoktur. Haraççı Ali Bey Pomak Osman tarafından silahla vurularak öldürülmüştür.
    Yukarı Herekede Ahmet Çavuşun dövülmesi olayında Yahya Kaptanın adı geçse bile Ahmet Çavuşu döven Kara Aslandır. Ancak oda Yahyanın arkadaşıdır.
    Yahya Kaptan için İzmitte yeni bir heykelin açılışı yapılmış. Ne diyeyim adamın adı büyük. Yahya Kaptan Şehitmidir devletimiz şehit dediyse bize mecbur onaylamak düşer.

  60. ismail yorum tarihi 11 Şubat, 2013 07:51

    Muharrembey inadına inkarcı açıklamalar yapıyorsunuz. İlter özdemir Yahya Kaptan hayranı. Diğer eserlerden sadece Rıza Nurunki malum.Başka eserlerde var akademiyenlere ait. Yazıları var orada. Siz malum. Ben gerçekleri inkar ederim kafasıyla yürümez bu işler. Her işin bir ahlakı vardır. Emeğe saygı gereği en azından susulur. Bahsi geçen Jandarma askeride taraf değil olayı görendir. Herkes Yahya Kaptanın düşmanı değildir. Yahya Kaptan yanlışlarıda olan bir insandır. Çerkez Mehmetin torunu değil kızı yaşında eşi vardır. Suç unsuru olsa evlenmezdi. Her aklıselim gerçeği görebilecek akıl kapasitesine sahiptir gözlerini kasten yumanlar için söylenecek hiçbir söz yoktur. Gösterilenle gerçek tarih arasında çok ama çok fazla fark vardır. Aynı terane dediğiniz yazdıklarımın belgelerini istediniz bende koydum. Adama yeni suçlar uyduracak değiliz. Bende 3 kişiyi öldürmüş olsam bigünah yere benim sonum farklımı olurdu sanıyorsunuz. Ben yinede adama hain demem yazgısı ağırmış derim.
    Sizinle daha fazla yazışmanın anlamı yok.Çünkü gerçeklere kapalısınız. Hakikat Allahtandır. Ortaya çıktığı zaman en azından susulur inadına cebelleşilmez. O beyenmediğiniz Vahdettin Mustafa Kemali samsuna yollayandır. Kurtuluş savaşına silah cephane mühimmat kadro ve 1 milyon lira para yollamış savaşı İstanbuldan yönetmiştir. Yunan atıldıktan sonra dönme oyunlarıyla hain ilan edilip ülkesinden kovulmuştur. Mustafa Kemale Anadoluda iken Ruslarca 500 kilo altın ve tonlarca silah yardımı yapıldı (Karşılığında Batum gitti), Fransa top sattı. İtalya silah mühimmat yardımı yaptı. İngilizler el konan Osmanlı silahlarını paketleyip Üsküdardan Kuvayı Milliyecilerden Anadoluya yolladı. Fransız ve İrlanda gemileri Anadoluya M.Kemal kuvvetlerine silah taşıdı. Müslüman Araplar, Hintliler halifelik işgalden kurtarılsın diye milyonlara varan yardımlar yaptı. Küçücük Yunanistan bu şekilde yenildi. Sonuçta Mustafa Kemal Paşa katılmadığı savaşların bir numaralı kahramanı oldu. Neden biliyormusun. Ben biliyorum ama koruma kanunları beni susmak zorunda bırakıyor. Sizde bilirsiniz bazı şeyleride işinize gelmez.
    Haydi iyi günler.

  61. ismail yorum tarihi 11 Şubat, 2013 08:57

    Hemen şunuda açıklayalım. Yahya Kaptanın yakın silah arkadaşı Darıcadan Arnavut Karaaslan Tavşancıl köyüne baskın yapılınca Demirciler köyündeki bir evde saklanıyordu.Bunu öğrenen Üsküdar ve Gebze jandarma birliklerinin bir kısmı hemem o köye geldiler. Karaaslanda acilen Kuşçalı (Kutluca) köyüne kaçarak saklanmıştır. Köye gelen Üsküdar jandarma komutanı Hilmi bey konağı ve bütün köyü arattıktan sonra köylüleri bir alana toplayarak onlardan Kara Arslanın neredeyse mutlaka bulunmasını istedi. Köylülerin ‘o bizi Rum çetelerinin baskınlarından koruyor’ demeleri üzerine Hilmi bey ‘Kendisine hiçbir zarar vermeyeceğiz silahlarını teslim etsin yeter.’ şeklinde cevap verdi. Acilen haber salınan Karaarslan Demirciler köyüne gelerek silahları jandarma kuvvetlerine bıraktı. Kendisine hiçbir zarar verilmedi. Buradan anlaşılan oki Yahya Kaptanda aslında silahları teslim alındıktan sonra sorgusu yapılarak serbest bırakılacaktı. En azından öldürülmez hapsedilirdi. Mülazımevvel Abdurrahmanın şahsi kin kaynaklı fevri bir hareketle ona tekme atması Yahyanında karşılığında Kahpe şeklinde cevap vermesi onun ölümüne yolaçtı. Keşke sabretsydi.Yahya tabiiki hain değildi. Müslüman köyleri Hıristiyan Rum çetelerindende kolladığı açıktır. Ancak yukarıda yazdığımız bilgilerde vardır. Biz Yahyanın düşmanı değiliz. Tarih böyle biz ne yapalım. Ben tesbit yapıyorum.

  62. ismail yorum tarihi 11 Şubat, 2013 09:09

    Kin kaynaklı açıklamalar ah Muharrem bey ah. Birde Allahtan bahsediyorsunuz. Ben Yahyanın hizmetlerinide gören biriyim. Siz olaylara sol gözünüzle bakmaktan vazgeçip iki gözünüzü açın. Tarafsız gözlerle bakın. Doğruyu söyleyen herkese hain demek kendini kandırmaktır. Vahdettinde asla hain değildir. Halifeyi hain görenler başka dünyaların insanıdır. Olaylara Osmanlının ömrü dolduruldu yeni Türkiye devletine geçişte sancılı oldu şeklinde bakıldığı zaman en azından orta yol bulunmuş olurdu. Kimi Arnavutların Osmanlı düşmanlığı onlara neler neler söyletiyor.

  63. muharrem sütütemiz yorum tarihi 11 Şubat, 2013 13:11

    Cumhuriyet’ten sonra Tavşancıl Heyetinin Mustafa Kemal ile görüşmesinde Paşa’ya ilk fırsatta heykelinin dikileceği söylenir,Paşa benim değil Yahya Kaptan’ın heykelini dikin diyerek tepki göstermiştir,İsmail Bey neredeyse kurtuluş savaşını Vahidettin’in kazandığını söyleyip,Mustafa Kemal’i karşıt tarafta göstereceksiniz,Mustafa Kemal’in tüm mücadelesi batlılı emparyalist güçlere karşı olmuştur. Ömrü boyunca bu mücadeleyi vermiştir,dünyanın heryerinde takdir toplayan enönemli mücadelesidir. Bunları gözardı ederek,oradaki köydekilerin mesnetsiz anlatımları doğrultusunda tarihi değiştiremez,düşüncelerinizi doğrulatamazsınız,zira bunu yapmak isteyen nice insan derin araştırmaları sonucunda en koyu Atatürk’çü olmuştur,lakin sizin taraflı sağ gözünüz bunları ne kadar anlatsak yazsakta anlamamak için çabalamaya devam edecektir. Dervişin fikri ne ise zikride o olurmuş,aynen bu çizgidesiniz. Saygılar.

  64. ismail yorum tarihi 11 Şubat, 2013 18:10

    Bakın ben daha ilkokulda aldığım bir hikaye kitabında Yahya Kaptanın hayat hikayesini ve öldürülüşünü okudum. Çok üzüldüm. Merakla araştırma yaptım. Bunlar çıktı. Kimler neler anlatmadıki. Yahya Kaptan belkide sizin akrabanızdır savunursunuz anlayışla karşılarım. Ancak tarih bu.
    Mustafa Kemal koruma kanunlarıyla korunan biri. Fazla birşey söyleyemem. Siz isterseniz internet ortamında neyin ne olduğuna dair bilgilere kendiniz ulaşabilirsiniz. Yakın tarih hep yalan.

  65. ismail yorum tarihi 11 Şubat, 2013 23:44

    Muharrem beyin yaptığı hiç birşey bilmeden ben biliyorum benim inandığım doğrudur diyerek bütün gerçeklere gözlerini kapatmak bu şekilde hiç birşey bilmeden sanki çok şey biliyormuş gibi inkarcı tavırlar takınarak karşısındakine baskın gelerek haklı çıkmak. Tipik Kemalist yaklaşımı.
    Mustafa Kemal paşayı seversin. Onu anladık. Mevzu Yahya Kaptan, olaylar gün gibi ayan beyan ortada. Adamın doğrularını bizde destekliyoruz. Sizde onu ölüme götüren yanlışları görün bizahmet. Biz kimseyi karalamıyoruz olayların ne olduğunu yazıyoruz.

  66. muharrem sütütemiz yorum tarihi 12 Şubat, 2013 00:32

    ismail Bey bir kendi kaynaklarınıza bakın birde yukarıda Yahya Kaptan için yazılı kaynaklara size göre bunların tümü yalan,sizin köy halkından duyduğunuz (zannımca o köylüler ermeni,rum ve yahudi olmalı) hangisi doğru aşağıda tekrar gözden geçirmeniz vesilesi ile ;

    Kaynaklar:
    1. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Şener Aksu’nun araştırmalarından
    2. Bütün Dünya, Başkent Üniversitesi Yayını, Ekim 2006
    3. Meydan Larousse, cilt: 12, s: 697
    4. Hürriyet Gazetesi, 7 Nisan 2002 Tarih, Murat Bardakçı, Yakın Plan s: 22
    5. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Şener Aksu’nun araştırmalarından
    6. Bütün Dünya, Başkent Üniversitesi Kültür Yayını, Ekim 2006 sayısı
    7. a.g.e. s: 26
    8. Bu Vatan Böyle Kurtuldu, 7Kuva-yı Milliye, Erol Mütercimler, 11’nci baskı, s: 307
    9. Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu, Genelkurmay. ATASE Başkanlığı, Yıl: 1994 s: 133
    10. a.g.e. s: 70
    11. Bu Vatan Böyle Kurtuldu, Erol Mütercimler, 11’nci Baskı s: 77
    12. Cepheden Meclis’e Büyük Önder İle 24 Yıl, Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas, Ziya Şakir Soko, s: 26
    13. Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Askerî Tarih Bülteni, Şubat 1994, sa: 36 s:35
    14. a.g.e. Şubat 1993, sa: 24, s: 2
    15. Türk İstikl’al Harbi Batı Cephesi, cilt: 2, ks: II, s: 398
    16. a.g.e. aynı s.
    17. İstiklâl Harbi’nde Mücahit Kadınlarımız, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, sa: 24, s:27
    18. Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu, Genelkurmay. ATASE Başkanlığı, Yıl: 1994 s: 250-253
    19. Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1994, s: 219
    20. a.g.e. s: 221

    tarih duyumlarla değil belgelerle tescillenmiştir.

  67. ismail yorum tarihi 12 Şubat, 2013 08:09

    Muharrem bey Atatürkü bizde kabulleniyoruz. Türkiye gerçeğidir. Sen böyle tahriklerle bana yazılmaması gereken gerçekleri yazdırırsın. Benim başımı zorla belaya sokmaya uğraşırsın. Ağa benim ne zorum varda Yahya Kaptana düşman olayım. Benim dedem bile o zamanlar çocuk. Beni yakmak üzere mahsus tahrikler yapıyorsun. Seni Allaha havale ediyorum.

  68. ismail yorum tarihi 12 Şubat, 2013 08:26

    Yahya Kaptan meselesinde oraya koyduğum örneklemeler milletin anlatımlarına değil tamamen yazılı kaynaklara dayanır. Neler söylendide söz uçar gider ispatı zor olur diyerek koymadım.

  69. ismail yorum tarihi 12 Şubat, 2013 08:53

    Gerçekler güneş gibidir. Bir kere ortaya çıktığı zaman asla hiçbir şekilde üzeri örtülemez. İnkarcılık sadece kendini kandırmaktır. Dil usulen yalanlasada vicdanlar gerçekleri görür.
    Bunların bilinmesi hiç kimseyi hain yapmaz. Tarihten çıkarılması gereken dersler çıkarılır.

  70. Yılmaz Karahan yorum tarihi 12 Şubat, 2013 14:17

    Sitemizde “Yahya Kaptan” sayfasına, karşılıklı yapılan yorumlarınızı ilgi ve beğeni ile takip etmekteyim. Bu yorumlara bazı koşullarımız dışında müdahale etmekten imtina etmekteyim.
    Sitemizde yayınlanan yorumlar hakkında bazı bilgileri vermek gerekirse;
    1) Sitemiz tüm insanların paylaşımına açıktır. Üyelik koşulu yoktur.
    2) Ahlaki ölçüler içerisinde milli ve manevi değerlerimizi istismar etmeden ve kişi haklarına hakaret etmeden herkes yorum yapabilir.
    3) Herkes kaynak göstererek bilgi ve belgelerden yararlanabilir.
    4) Okuyucuların yorumları denetimden geçerek yayınlanmaktadır.
    Saygılar
    NOT: özel mesaj almak isteyen arkadaşlar mail adresini lütfen doğru olarak yazarsa kendisine koşullar hakkında daha geniş bilgi verilebilir. Sitemizin “İLETİŞİM” kutusu kullanılabilir.

  71. Yılmaz Karahan yorum tarihi 12 Şubat, 2013 19:21

    Suç unsuru teşkil edecek ve/veya şikayete sebep olacak yorumlar yayınlanamaz.

  72. muharrem sütütemiz yorum tarihi 12 Şubat, 2013 19:54

    İsmail Bey;
    Ben sizi çok iyi anladım,sizden o kadar çok var ki… bu memleket çok kara kışlar gördü,ama yıkılmadı,tıpkı gökteki ve bayrağımızdaki ayyıldız gibi ilelebet yaşayacaktır,onun bunun dedikleri vız gelir tırıs gider. Siz Siz olun doğrudan şaşmayın. Yanlı yollara girmeyin,sokaklar çıkmaz olur,kardeş tavsiyesi olarak kabul ediniz.
    Saygılarımla.

  73. ismail yorum tarihi 12 Şubat, 2013 22:30

    Yılmaz Bey çok teşekkürler…

  74. ismail yorum tarihi 13 Şubat, 2013 08:25

    Devlette bizim bayrakta. Bende Türküm gurur duyuyorum. Osmanlıda Türktü. Siyaset karışık ortamlarda her türlü kirli işlerin döndüğü çıkarlar savaşıdır. Her türlü yalan döner. Benim hiçbir çıkarım yok. O sebeple yalanada ihtiyacım yok. Bilgilerim doğru. O köylerde türk köyü.

  75. muharrem sütütemiz yorum tarihi 13 Şubat, 2013 20:18

    İsmail Bey, bu memleket yüzbinlerce şehit verdi,muzaffer ordularımız büyük meydan muharebelerini kazandılar,bağımsız Türk Cumhuriyeti’nin temellerini attılar,siz kalkmışsınız Ulu Önder Atatürk’e suikast girişimi sırasında memleketi terk edip,Önder’imizin yaşamı boyunca yurtdışında yaşamak zorunda kalan,ancak ve ancak bu fani dünyadan göçtükten sonra gelebilen,kimin maşası olduğu alen beyan bilinen,zat-ı muhteremin yazılarını belge olarak sunuyorsunuzda ki ; benim nazarımda ve tarihte hiçbir esamesi bulunmayan bu kişinin yazdıklarını doğru kabul ediyorsunuz,ben daha size ne diyeyim? ne söyleyeyim? ne yazayım?
    Milli Mücadele Kahramanlarına ve silah arkadaşlarına yapıştırdığınız mesnetsiz beyanlar ve küçümsemeleriniz O’nları düşürmez,olsa olsa tozunu alırsınız daha çok parlatır.
    Üslubu beyan,aynıyla insan.

  76. ismail yorum tarihi 13 Şubat, 2013 22:11

    Küçücük bir bölüm Rıza Nura ait. 2 yazan kısım. Hakaret ettiği bölümleride attım. Üniversite görevlilerine ait bilgiler bile var orada. Biz Yahyaya hain demiyoruz hiçbir zaman, onu ölüme götüren hatalarıdır. İnsan kaderini kendi eliyle çizer. Kimse kimsenin kahramanlığına bakmaz. Bende birkaç can alsam benide öldürürler. Biz sadece neyin ne olduğunu yazmış durum tesbiti yapmışız. Adamın Rum çetelerine karşı Müslüman köyleri korumasını takdir etmişiz. Mülazımevvele tekme attı diye kahbe demeseydi muhtemelen yaşardı. Onu öldüren mülazımevvel sonra kendide öldürülüyor şehit sayılıyor. Herikisinin kızları aynı okulda en iyi arkadaş, onlar iyi oluyorda ben kötü oluyorum öylemi. Akıla bakın.

  77. muharrem sütütemiz yorum tarihi 13 Şubat, 2013 23:55

    O dönemleri tahayyül edin,şimdi yorumlamak kolay,kelle koltukta,cephelerde geçen yıllar,memleket uğruna verilen canlar,siz çocukların aynı okulda okuduklarından bahsediyorsunuz,kendiniz söylüyorsunuz çocuklar işte. Biz çocuklardan bahsetmiyoruz,tarih sabihleri değil kahramanları yazıyor. Lütfen Kahramanlarımıza saygı duyalım,O’nların sayesinde tek bayrak,tek millet olduk,hatıralarını kötülemeyelim,benim derdim bu,elmalarla armutları ayıralım. Saygılarımla.

  78. ismail yorum tarihi 14 Şubat, 2013 09:52

    Bak ağa Çandarlı Halil paşa devlete o kadar hizmeti olmuş, rüşvet aldığı iddiasıyla idam edilmiş, Yunus Paşa 1517 yada 18de de Yavuz Selime koca Mısırı almak için ordunun yarısını telef ettik. Sen yine yönetimi araplara bıraktın dedi diye idam edildi. Piri Paşa ilk dünya haritasını çizen 500 sene önce Amerikayı çizen, Portekizlilerden rüşvet aldığı iddiasıyla 1554 te idam edildi. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 2. Viyana kuşatmasında tatar ve arnavutların ihanetine uğrayarak yenildi. aralık 1683 te İdam edildi. Baltacı Mehmet paşa prutta Ru katerinadan rüşvet alarak savaşmadı diye 1711 de sürgün edildi Ertesi yıl öldü.Pertev paşa tuğsuz padişah deniyordu, rüşvet iftiralarıyla padişaha Akif paşa ve dönme paşaların baskılarıyla 1837 de idam ettirildi. İsrail cumhurbaşkanı bir kadına tecavüz etti diye görevinden olup herhalde tutuklandı. Yahya Kaptan bu isimlerden daha büyük biri değildir. Kurtuluş savaşına hizmet etmiş olması onun şahsi hatalarını örtmez. O haliyle hain olmaz ama gözden düşer. Olay budur. Yahya Kaptanın yakalanıp öldürülmesinden sonra onu öldüren müfrezeye Gebze ve Şile bölgesinde başarılı şekilde eşkiya takibi yaptıkları için 40000 kuruş mükafat bile verilmiştir. Bunu veren devlettir.
    Aradan zaman geçmiş Mustafa Kemal paşanın isteği üzerine 19 ekim 1922 de TBMMde Yahya Kaptanın geride kalan ailesine (eşi ve iki kızına) şehit maaşı bağlanması konusu gündeme getirilmiş, bu sırada bazı mebuslar yahya kaptanın kuvayı milliye kahramanı değil suçları olan biri olduğunu şiddetle savunmuşlar ve onun geride kalan aileine maaş bağlanmasınada gerek olmadığını savunmuşlar. Neticede bu konuda yapılan şiddetli tartışmalara rağmen meclisteki 350 nin üzerindeki mebustan sadece 163 ü oy kullanmış. 130 mebus evet oyu kullanmış. 11 i çekimser kalmış 22 side hayır demiştir. Buna göre ailesine maaş bağlanmasında karar kılınmıştır. Aslında hiç oy kullanmayan vekil sayısı 200 civarındadır. Burada sonucun evet çıkmasının sebebide Mustafa Kemalin meclisteki ağırlığıdır. M.Kemal daha evvel onun ailesine Ankara Samanpazarında ev vermişti.
    Yahyanın Tavşancıldaki mezarına Mustafa Kemal paşanın isteği üzerine 1928de anıt yapıldı. Mezar taşında şu ibareler var. ‘Şehit Yahya Kaptan vatanın vefakar evladı. Yahya Kaptan istiklal mücadelesinin en karanlık günlerinde Gebze Kazası milis kuvvetleri kumandamıydı. Şerefi ve muazzam muzafferiyetin istihsaline pişiva olan güzidei şitayişiyle yad edilebilir. Vatan kendi uğruna can veren bu fedakar evladına ebediyyen minnettardır. şehadet tarihi 8 kanunisani 1336
    FATİHA yazısı yok.
    Yahya Kaptan hatırına tavşancıl 1931de nahiye yapılmış bu durum 1945e belkide 1948e kadar sürmüştür. Yahya Kaptanın adının büyümesinin sebebi Mustafa Kemal paşadır. O ‘Beni öldürecekler kaçacağım buralardan’ dediği zaman ‘kaçma yerinde kal’ demişti. Yahyada öyle yaptı ve öldürüldü. Paşa bu sebeple kendisini Yahyaya karşı vicdanen borçlu hissederek onun adını büyüttü. Olay budur.

  79. ismail yorum tarihi 14 Şubat, 2013 11:07

    Yahya Kaptan Abdioğlu Zahir isimli birini öldürüyor. Gebze kaymakamlığında kaymakamın yanında bu sebep ile Yüzbaşı Nail bey ile tartışıyorlar. Yahya onun asıl adının Dimitri olduğunu Paşaköy rumu olduğunu casusluk yaptığını savunuyor. Ancak sözlerinin doğruluğunu kendi biliyor. Yüzbaşı bilmiyor. Bu tartışma aralarını açan sebeplerden biridir. Yahya Kaptan Gebze bölgesinde bir seferinde suikastten kaçarak kurtulmuş olduğundan devamlı öldürülme korkusu yaşayan birisi olmuştur. Bu sebeplede daha öncedende belirttiğimiz gibi hataen cinayet bile işlemiştir. Onun ve diğer çetelerin Gebze bölgesindeki işledikleri cinayetler yönündeki şikayetler artınca bölgeye askeri operasyon düzenlenmiştir.
    Ocak 1920 de Gebze bölgesine baskının sadece Yahya Kaptan için yapılmadığı, Mektebi Hukuk mezunu İdris, Haydar, Kara Aslan adlı adamlarla ve Küçük aslan çetelerininde baskına uğrayıp çetelesinin dağıtıldığı bildiriliyor. jandarma kumandanı mirliva (tuğgeneral)Ali Kemal paşa yaptığı bir mülakatta kumandan muavini miralay Hilmi beyin 300 kişilik bir kuvvetle Tavşancılda icraayı şekavet eden (eşkiyalık yapan)Yahya kaptanı ölü olarak ele geçirdiğini ve çetisinide tarumar ettiğini açıklamıştır.
    Gerçekte Tavşancıla çıkan asker sayısı İstanbuldan 90 kişi bunlara Gebzedende 50 kişilik jandarma birliği katılıyor. Toplam sayı 140.
    Görülen oki Yahya Kaptan İstanbuldakilere göre eşkiya Anadoludaki Mustafa Kemale göre ise kahramandır.

  80. ismail yorum tarihi 14 Şubat, 2013 11:14

    Yazılarda ufak tefek imla hataları var. Kusura bakılmaz inşallah.

  81. muharrem sütütemiz yorum tarihi 14 Şubat, 2013 18:55

    Büyüklük izafi bir kavramdır,size göre büyük olmayan başkasına göre büyük olabilir,Paşa’nın vicdani kararı kendi kanaatidir,negatif düşünceleriniz size aittir. Görülen o ki İstanbul hükümeti memleketi bırakıp kaçmıştır,Anadolu hareketi büyük zaferlere imza atmıştır,bu vesile ile eşkiyalık ve kahramanlık konusunda kimin haklı olduğunu gelecekte kurulan Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ile taçlandırmıştır,memleketi satanların,kaçıp gidenlerin peşinden koşacağınıza tarihi düzgün sentezleyinde bulanık fikirlerinizle kafanızı daha fazla karıştırmayın,ne kadar savunursanız savunun,tarih memleketi bırakıp kaçanları hiçbir zaman haklı çıkarmaz,bu savaştan galip çıkan Mustafa Kemal’dir,hertürlü ihanete,hertürlü kahpeliğe,hertürlü kötülüğe karşın,Rabbim doğru olanın yanında olmuştur,bizde bu yüzden doğruları savunuyoruz,ihanet içinde olanları da Allah’a havale ediyoruz ki,zaten Rabbim O’nların cezalarını vermiştir,sefillik,perişanlık ve çilelerle dolu hayatlarını,vatan toprağına bile gömülememeleri ile zuhur etmiştir,bizim kılavuzumuz bunlar değil,olamaz da, savunduğunuz fikirler neticesinde sizin kılavunuzun ne olduğuda aşikardır.
    Saygılarımla.

  82. ismail yorum tarihi 14 Şubat, 2013 22:29

    Ağa bizi işgal edenler Mustafa Kemal Paşa ve ekibini getirmek için işgal ettiler. Osmanlıyı tasfiye ettiler yeni Türkiyeninde batı tarzında kurulmasına izin verdiler. Savaş sadece yunanla büyük işgalcilerin kontrolünde ve Osmanlı imkanlarıyla oldu. Yunanı yenen Osmanlı imkanlarıdır. Yoksa bir gemiyle birkaç kişiyle yola çıkıp bir memleket kurtarmak için mucize bile az gelir. Türkiyenin kurulmasına izin veren güçlerle Osmanlıyı kaldıran güçler aynıdır. Hain yoktur kaçan yoktur Osmanlının tasfiye edilip Osmanlı soyunun yurt dışına kovulması vardır.

  83. muharrem sütütemiz yorum tarihi 15 Şubat, 2013 11:18

    Şehirlerin düşman işgalinden kurtarılması kutlamaları boşuna yapılıyor demek ki, o dönem yaşananlar yalan demek ki, 18 mart 1915 Çanakkale zaferi de yalan,verdiğimiz şehitler yalan,gaziler yslan,vay bee ne kandırılmışız,Mehmet Akif’in şiirleri yalan,herşey yalan,Fevzi Çakmak yalan,İsmet İnönü yalan,Kazım Karabekir,Rauf Orbay,Refet Bele,Celal Bayar,Cemal Paşa,Şükrü Paşa,herşey yalan,e tabii bunlar yalan olduğunda Yahya Kaptan’ın kahramanlığının esamesi okunmaz,haklısınız İsmail Bey,İngiliz,Fransız,Alman,İtalyan,Rus gizli belgeleride yalan,tek doğru dönemin Tavşancıl yaşayanlarının anlattıkları,Kadir Mısıroğlu’nun Rıza Nur çevirisi vs.
    Haklısınız İsmail Bey,haklısınız,pardon.

  84. ismail yorum tarihi 15 Şubat, 2013 11:19

    Muharrem bey bu konuyu deşmeseniz iyi olur. Çünkü çok ağır. Uluslararası çapta çok büyük oyunlar var. Koruma kanunları boşuna konmadı. Kahramanlık hikayelerini unutun. Bizi neredeyse bütün dünyanın yarısı işgal etti. dünyayı yenmek diye birşey yoktur. Osmanlının paylaşılması vardır. Resmi tarih gerçek tarih değildir. Sabetaycı palavrasıdır.

  85. ismail yorum tarihi 15 Şubat, 2013 17:29

    Çanakkalenin aslı Osmanlı güzel savaşsada imkanlar kısıtlı. İçeriden düşmana çalışanlar bile var. Çanakkale çöktü çökecek. Almanları telaş aldı. Osmanlı çöktüğü an Almanya her taraftan sarılmış olacak. Çökecek. Bulgaristanı sıkıştırdı. Bizim yanımızda savaşa gir diye O ülkeye 19 ağustosta 1915 te 4000km2 toprak verdik. Bulgaristan bizim yanımızda savaşa girdi. Almanyayla Bulgaristan sayesinde sınırımız birleşti. Ekimde makineli tüfekler toplar geldi Almanyadan. Çok kaliteliydi bunlar. Sınırımız Hollanda sınırına kadar genişledi. Almanya çökmedikçe Çanakkale çökmez, düşmanlar bunu gördü. Kışda yaklaşıyordu. Zaferden ümitleri kesilince gittiler. Bu zafer sonradan yarbay yada albay rütbeli M.Kemale maledildi.
    Kurtuluş savaşında diğer işgalcilerle değil. Yunanla savaştık. Yunanı yendik. O Kurtuluş kutlamaları Yunanla yapılan savaşlarla alakalı. Ermenilerle Kazımkarabekir savaştı. Ermeniler çete devlet değil. Fransızlarla halk savaştı. Devlet değil. Onlar bu topraklara güney illerine ermenilerden oluşan kuvvetlerle geldi. Ermenilerin Türklerden öc alma amacı vardı. Savaş bunun savaşı. Ayrıca Türkler özellikle oralarda meşguliyet altında tutulsun tekrar arap bölgelerine inemesin meselesi hesapları vardır burada.
    Birde şöyle hesaplayın. Bizim nüfusumuz 11.5 milyon. Britanya imparatorluğu 650 milyon, ABD 90 milyon, Fransa sömürgeleriyle 150 milyon, Japonya Koreyle birlikte 70 milyon, italya ve sömürgeleri 40 milyon. 1 milyar eder. Bunlar Osmanlıyı işgal etti. (Bütün hepsinin doluşmasına gerek yok rakamlar ortada.) Yunanı Anadoluya saldılar. Osmanlı silahları M.Kemale gönderildi. Yunan Osmanlı imkanlarıyla yenildi. Osmanlı tasfiye edilip Mustafa Kemal geldi. İstanbulun kurtuluşu yok Türklere teslimi var.
    Şimdi bakalım Mustafa Kemal o olmayan imkanlarla toplamda milyarlık ülkeleri yendi. Bumu doğru. Benim dediğimmi?

  86. ismail yorum tarihi 15 Şubat, 2013 20:34

    Balkanlar,Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşının şehitlerinin tamamı şehittir. Gazilerde gazidir. Onlar devletimizi imkanlar dahilinde kurtarmaya uğraşıyorlar. O konuda söylenecek hiçbir sözüm yok. Çökertilmiş bir imparatorlukta İmkanlar 2 milyarlık dünyanın bize düşman olan yarısını yenmeye yetmez. Bunu sizde bilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

  87. ismail yorum tarihi 15 Şubat, 2013 21:17

    Yılmaz bey önüme düşen yazının tamamını okudum. 1920-23 döneminde şartlar çok kötüydü o şartları yaşadık. Kurtulduk çok şükür. Kimse kimseye hain demesin. Olay Osmanlının ömrünün doıldurulması olayı. Osmanlı düşmanlarına güç yetirememiş ömrü doldurulmuştur. Bu asla Osmanlıyı hain yapmaz. Ben Türküm Osmanlıda Türktü. Osmanlıya söylenen sözler bize dokunur. Atatürk bize çıkış kapısı yapılmış bizde kabul etmişiz. Osmanlı hain denmese biz bu bilgileri koymayız. Hain yoktur. Düzen değişimi vardır. Kurtuluş savaşı Osmanlı kötülenmeden onur duyacağımız bir savaş olmalıdır. Osmanlı kötülenirse toplumda kutuplaşma olur. Osmanlıda bizim Türkiyede. Birini atıp öbürünü tutmak yok. İkiside bizim. İstediğiniz yorumu iptal eder istediğinizi koyarsınız. SAYGILAR.

  88. muharrem sütütemiz yorum tarihi 16 Şubat, 2013 00:21

    İsmail Bey, Bulgar’lar Çatalca’ya kadar geldi siz hangi tarihten bahsediyorsunuz,doğu illerindeki halk,bahsettiğiniz 1 milyar nüfuslu dünyanın yarısına ait ülkelerin ordularını dize getiriyor,bahsettiğiniz gibi ise neden Türkiye Cumhuriyeti kurduruldu,paylaşır giderlerdi,1 milyara karşın 11 milyon nüfus diyorsunuz,sadece Yunan diyorsunuz,Yunan’ın ne günahı varmış ki,dışlamışlar,demek ki Yunan olmasa idi ne savaş olacaktı ne de bi’şey,ne alaka yani ? Siz Türk Tarihini çok hafife alıyorsunuz,bu kadar saçmalık yeter,bu konuda lütfen bir daha yazı yazmayın,ecdadımızın kemiklerini sızlatmayın,sizin kafanıza bunları kim sokmuşsa fena halde kandırılmışsınız,doğru düzgün araştırmalar yapın lütfen.
    Saygılarımla.

  89. ismail yorum tarihi 16 Şubat, 2013 16:40

    Muharrem bey şehitler şehittir. Onlara laf yok. Amaç bu vatanı kurtarmak. Başarılsada şehit başarılamasada şehit. Bu vatan için can vermişlermi mühim olan o.
    Biz Türkiyeyi sizden fazla seviyoruz. Sadece gerçekleri görüyoruz. Hiç kimseyede hain gözüyle bakmıyoruz. Ne ötekine nede berikine olayları tarihin akışı olarak görüyoruz. Tarafta tutmuyoruz. İkiside Türk tarihi diyoruz. Taraf tutan sizsiniz.

  90. ismail yorum tarihi 16 Şubat, 2013 18:06

    Muharrem bey bence siz bana yazmayında daha pekçok üstü kapalı uluslararası çaptaki oyunlar ortaya dökülmese. Mesela İsrailliler neden Atatürkü çok sevip minnet duyarlar. İsrailin kurulmasında Atatürkün rolü ne olmuştur. Bunu İsrailliler çok iyi bilirler. Ama Türkiyede saklanır bu mesele her nedense. Neden acaba?

  91. ismail yorum tarihi 16 Şubat, 2013 19:46

    Bu işlerin haini olmaz. Atatürk hain olmaz. Neden Türkiyeyi kurmuştur. Vahdettin hain olmaz. Neden hiç kimse düşmanlarına güç yetiremedi diye hain ilan edilemez. Kurtuluş savaşı için oda kendi üzerine düşen görevleri yerine getirmiştir. Bu durum görmezden gelinemez. Bu konuda anlaşırsak zaten sorun kalmayacak. Öyle şu hain bu hain diyerek kendi tarihimize bu gözle bakacak olursak gerçeklere imkanı yok ulaşamayız. Olayları şartlar belirler. Öylede olmuştur. Hala Osmanlı hain diyorsanız daha yazılacak gizli kapaklı bırakılmış o kadar çok olay varki. Biz yazıları burada kesersek iyi olur. Saygılar.

  92. muharrem sütütemiz yorum tarihi 16 Şubat, 2013 23:57

    İsmail Bey,kim kimin ne olduğunu biliyor zaten. Size fena halde yutturmuşlar,ketenpereye gelmişsiniz,hala tezatlarla dolu açıklamalar yapıyorsunuz,İsrael’in kuruluşu 14 mayıs 1948′dir. Atatürk öldükten 10 sene sonrasına denk gelir,sabetayist diye suçladığınız kişiler bu memleketin kurucularıdır,kendi düşüncelerinizi tarih diye nitelendirmeyiniz lütfen,kendinize saklayın düşüncelerinizi,Fevzi Mısıroğlu ile birlikte münazara yapabilirsiniz,hayal ürünü olarak yaratmaya çalıştığınız tarihi ancak kendiniz yazar kendiniz inanırsınız. Aklı selimden uzak,yalanlarla dolu, tarihinizi kendinize saklayın,milletide zehirlemeyin.
    ————- S O N ———————

  93. ismail yorum tarihi 17 Şubat, 2013 07:30

    Sizin sorduğunuz her sorunun cevabını veriyorum. Ağır geldiği için yayınlanamayanlar oluyor. Saygılar.

  94. Yılmaz Karahan yorum tarihi 17 Şubat, 2013 12:35

    Arkadaşlar, bu hususta yapmış olduğunuz yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederiz.
    Ancak, mevzu hukuki sorun yaratmaya müsait bir zemine doğru gitme eğilimi göstermektedir. Bundan dolayı lütfen tartışmayı seviyeli bir şekilde bırakmış olalım…
    Esenlikler dilerim.
    İsmail bey, Sultan Vahdettin’in Amerika Başkanına yazdığı mektubu okumak isterseniz; http://www.yenidenergenekon.com/442-vahdettinin-amerikan-baskanina-mektubu/ sayfasına müracaat ediniz.

  95. ismail yorum tarihi 17 Şubat, 2013 13:23

    Yılmaz bey ben o mektubu okuyalı çok oldu. Adamcağız saltanatından olup ülkeden kovulmuş. Ailesiyle sürgünde. Sefalet içinde. Geri dönüş ümidi var. Ancak halifelikte kaldırılarak Osmanlı soyu ülkeden kovulmuş. Adamın ülkesine dönüş ümidi kalmamış. Bu şaşkınlıkla denize düşen yılana sarılır hesabı eski düşmanından ümit arıyor. Yanlıştır ama ABD zaten Osmanlıyı kaldıran ülkelerden biri Vahdettininki nafile çaba. Padişahlı halifelik kaldırılıyor adamlara ufacık bir adada oturmalık yer ayarlanır gönülleri alınırdı. Ejnebi memleketlerde bulaşıkcılık, temizlikçilik yapmaları hoş birşeymi.

  96. ismail yorum tarihi 17 Şubat, 2013 13:40

    Vahdettin gerçekten böyle birşey istedi ise yani belge gerçekse bunu onun şaşkınlığına vermekle birlikte bu isteğinin kabul edilir bir tarafı olmadığınıda belirtmek isterim. Kabulgörmemiş bir istektir. Kabul görmüş olsa tam bir felakettir ülkemiz için. Biz Vahdettinin mağdur olduğunu görsek bile yanlışınıda destekleyecek değiliz. Büyük hata.

  97. ismail yorum tarihi 11 Temmuz, 2014 09:18

    Yahya Kaptanın doğum tarihi 1890. Sadece öldüğünde 30 yaşını doldurmadığından 29 olarak gösterilmiş. Aslında 30dan birkaç ay eksik. Bu sebep ile 1891 de doğduğu yanılgısına düşülmüş. Bilginize.

  98. cünbet yorum tarihi 12 Ekim, 2014 16:09

    sadece isimler olsa daha iyi olcakmıs

  99. ismail yorum tarihi 15 Ekim, 2014 15:27

    Yahya Kaptan Kemalizmin ülkedeki ilk şehidi sayılır. Kocaeli ve havalisi Kuvayi Milliye Kumandanı olarak bilinir. Ben 1980lerin sonlarından itibaren 1990 lı yıllar boyunca Yahya Kaptan hakkında araştırmalar yapıyordum. Şöyle birşeyler anlattılar o zamanın yaşlıları bana. Yahya Şile Yeniköyüne baskın vermek için adam toplamaya uğraşıyordu. Yakacaktı yıkacaktı orasını. Bunu yakın arkadaşlarından birinin Celal çavuşun Çerkeşli köyünden olan torunu söylemişti. Yeniköy neden yakılacaktı bakalım. Rum köyü idi Yaklaşık 3000 hanelik olduğu söyleniyordu. Gebze köylerine baskınlar veren buranın eşkiya çeteleri soygunlar yapıyorlar bazende cinayetler işliyordu. Yahya Kaptan Tavşancılda yörede cinayetler işlediği adamlarınında soygunlar yaptığı gerekçesiyle birde aslında silah ve yardımları İstanbul hükümetinden almasına rağmen Mustafa Kemalin sözünü dinlemesi istanbul hükümetini saymaması sebebiyle Ocak 1920de Tavşancıl köyüne yapılan askeri bir baskın ile öldürüldü. Kimine göre öldürülmese o aylarda Yeniköye baskın verecekti. Yeniköy belki tarihe karışacaktı ama ekim 1920 den itibaren Gebze yöresi Yunan birliklerinin işgaline uğradı. Yunanlılar bunun acısını bizim yanımıza bırakmayacak Yeniköye karşılık olarak Gebze ve köylerini ateşe vereceklerdi. Ne diyelim Gebze yöresini Allah korumuş. Onun öldürülmesinin baş sebebi zamanından 8 ay kadar evvelinde Mustafa Kemalin emrine girmesi gösterilir. istanbul mart 1920 de ingiliz işgaline uğradı no zaman paşanın emrine girse öldürülmeyecekmiş. Demekki Yahya neyin ne zaman yapılacağını hesap edemeyen bir macera perest idi.

  100. ismail yorum tarihi 15 Ekim, 2014 15:29

    Gerekirse yeni bilgide gönderirim siteyi desteklemek olsun

  101. ismail yorum tarihi 18 Ekim, 2014 11:17

    Kemalizm Gebzeyede çok oyun etmiştir. Malumya Mustafa Kemalin adamı Yahya Kaptan 8 ocak 1920de Gebzenin tavşancıl köyünde ittihat ve Terakkici Gebze jandarması tarafından soyguncu eşkiya olduğu gerekçesiyle öldürüldü. Mustafa Kemal Gebzeden soğudu İstanbuldan anadoluya silahlar gebze yolu üzerinden gitmesine rağmen. Cumhuriyet ilan edildikten sonra 1926da Gebze İstanbuldan alınıp Kocaeline bağlandi. 1928 de şimdi Derincede kalan birkısım topraklar İzmite verildi. Gebze 1160 km2 den 1095 km2 ye düştü. Hemen Körfezin karşısındaki Yalovaya orman çiftliğini kuran Mustafa Kemal ocak 1929 da 25 km karelik arazisi olan Yalovayı Karamürselden ayırıp ilçe yapti Yalovanuın arazisi 492 km2ye çıktı. Küçücük köy 66 yıllık ilçe olan Gebzeyle aynı statüye kavuştu.1931 de İstanbulla arada deniz olduğu halde Kocaeliden alınan Yalova İstanbula bağlandı. 1934 te Gebzenin Yarımca ve Tütünçiftlik bölgesi İzmite verilerek arazisi 1036 km2ye düştü. Yetmedi 1936 da Taşköprünahiyesi dağıtılıp kimi köyleride İzmite verilerek Gebzenin arazisi düştü 836 km2 ye. Bu yetmedi 1952 de Tuzla ve civarındaki köyler Gebzeden alınarak İstanbulun Kartal kazasına bağlandı. Gebzenin arazisi 736.11 km2ye düştü. Hala Yalovadan daha büyüktü. 410 km2lik ormanları bile Yalovanın yüzde 80 i kadardı. 1987-88 döneminde Hereke ve Kuzeyindeki köylerde Gebzeden ayrılıp yeni oluşturulan Körfez ilçeye verildi. Gebze 568 km 2ye düştü. Ama nüfusu il olacak kadar büyüktü. Toplam nüfusu 250000i buluyordu. 1985 ten beri siyasiler il sözü veriyorlardıda. 1989 da daha önce ayrılan 2köyü geri kurtaran Gebze 604 km2 oldu. Eylül 1991 de Süleyman Demirel ki oda Ata gibi arnavut asıllı ve mason teşkilatlarına üye idi. Gebzede yaptığı konuşmada Gebzeye il sözü verip 77 plakasınıda verdi. 1994 tede Yalovaya il sözü verildi. 1991de Gebzeye verilen il sözü tutuılmazken 1995te Yalova il yapılarak Gebzeye vadedilen 77 plaka numarası oraya verildi. Yalovaya Kocaeli ve Bursadan topraklar verilerek arazisi 839 km2ye çıktı. 66 yıl evvelinin köyü Gebzeyi geçti. Yalovanın il nüfusu 181000iken Gebzenin ilçe nüfusu 360000i çok aşıyordu yinede ilçe olarak kaldı. İl olma vaadleri kesilen Gebze 2004 te Kocaeli Büyükşehir belediyesi kapsamına alınarak Kocaelinin mahallesi durumuna sokuldu il olma hayalleride suya düştü. Buda yetmedi 2008de Darıca, Çayırova ve Dilovası aynı anda ilçe yapılarak Gebzeden ayrıldı. Arazimiz 438 km2ye yani Yalovanın yaklaşık yarisına nüfusuda 525000 den 300000e düştü.
    Yalova ödüllendirilirken Gebze sürekli cezalandırıldı. Hakları Yalovaya verildi. Halbuki zaten eskiden Gebzenin olan Tuzla Körfez, Derince gibi yöreler tekrar Gebzeye verilerek kuzeyde Şilede buna ilave edilerek Gebze 2000 km2lik milyon nüfuslu bir il yapılabilirdi. Yapılmadı aksine sürekli olarak parçalanıp cezalandırıld

Yorum yap




6 − 3 =