4) ŞU DESTANI
Yayin Tarihi 23 Şubat, 2009
Kategori TÜRK DESTANLARI
ŞU DESTANI
Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı “ŞU” idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır.
Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır. Kaşgarlı Mahmud Divan ü Lügat-it Türk’de İskender’den Zülkarneyn olarak bahsetmektedir. Destanın tesbit edilebilen kısa metni şöyle özetlenebilir:
İskender, Türk memleketlerini almak üzere harekete geçtiğinde Türkistan’da hükümdar Şu isminde bir gençti. İskender’in gelip geçici bir akın düzenlediğine inanıyordu. Bu sebeble de İskender’le savaşmak yerine doğuya çekilmeği uygun bulmuştu. İskender’in yaklaştığı haberi gelince kendisi önde halkı da onu izleyerek doğuya doğru yol aldılar. Yirmi iki aile yurtlarını bırakmak istemedikleri için doğuya gidenlere katılmadılar. Giden gurubun izlerini takip ederek onlara katılmaya çalışan iki kişi bu 22 kişiye rastladı. Bunlar birbirleriyle görüşüp tartıştılar. 22 kişi bu iki kişiye: “Erler iskender gelip geçici bir kişidir. Nasıl olsa gelip geçer , o sürekli bir yerde kalamaz. Kal aç” dediler. Bekle , eğlen, dur anlamına gelen “Kalaç” bu iki kişinin soyundan gelen Türk boyunun adı oldu. İskender Türk yurtlarına geldiğin de bu 22 kişiyi gördü ve Türk’e benziyor anlamında “Türk maned ” dedi.Türkmenlerin ataları bu 22 kişidir ve isimleri de İskender’in yukarıdaki sözünden kaynaklanmıştır. Aslında Türkmenler, Kalaçlarla birlikte 24 boydur ama Kalaçlar kendilerini ayrı kabul ederler. Hükümdar Şu Uygurların yanına gitti. Uygurlar gece baskını yaparak İskender’in öncülerini bozguna uğrattılar. Sonra İskender ile Şu barıştılar. İskender Uygur şehirlerini yaptırdı ve geri döndü. Hükümdar Şu da Balasagun’a dönerek bugün Şu adıyla anılan şehri yaptırdı ve buraya bir tılsım koydurttu. Bugün de leylekler bu şehrin karşısına kadar gelir, fakat şehri geçip gidemezler. Bu tılsımın etkisi hâlâ sürmektedir.
Bu destana göre iskender Türkistan’a geldiğinde Türkmenlerin dışındaki Türkler doğuya çekilmişlerdi. İskender Türkistan’da mukavemetle karşılaşmamış bu sebeble de ilerlememiştir. Büyük ölçüde çadırlarda yaşayan Türkler İskender’in seferinden sonra şehirler kurmuş ve yerleşik hayatı geliştirmişlerdir.
Yorumlar
“4) ŞU DESTANI” yazisina 2 Yorum yapilmis
Yorum yap

Şu çadırlarda yaşayan Türkler laflarını bir kenara bıraksak artık diyorum. Bazı göçebe Türkler (şu anda elle sayılacak kadar az oldukarı gibi) i bütün Türklere mal etmek çok yanlış. Sırf Türklerin yerleşik hayata iskender eliyle mö 300 lerde geçtiğini kanıtlamak ve avrupalı tarihçileri haklı çıkarmak için yapılan bu yazılara bir son verilse çok iyi olacak. Bundan evvel Türklerin göçebe, barbar, medeniyetten uzak ancak medeniyet yıkan olarak avrupalı tarihçi kafası ile adlandırılmasının temel nedenide bu gibi asılsız yazılardır. Türklerin onbinlerce yazıtları orta asyadan anadoluya hatta avrupaya kadar yayılmısken ve bu yazıtların her biri o bolgedeki medenileşmiş ve şehir kurmus Türkler tarafından yazılmısken nasıl olurda göçebelikten söz edilir anlayamıyorum. Türkler göçebe değil göçmen dirler. Bu göçte, küresel ısınma ve küresel soğuma nedenleriyle binlerce yıllık zamanlar diliminde gerçekleşmiştir. Orhun kitabeleri at üstünde ve çadırda göçerken yazılmamıstır sanırım. Yada çin seddi göçen bir Türk kavmi için yüzlerce senede oraya çekilmemiştir. Bugün sümer ve hititlerin anadoluda, etrüsklerin ise avrupada ÖnTürk ler tarafından kurulan medeniyetler olduğu kesin olarak kanıtlanmıstır. (Her ne kadar yalancı ve inkarcı avrupa tarihçileri görmemezlikten gelsede)
Kısaca Türkler hiç bir zaman göçebe değilllerdir, hep at üstünde yaşayan insanlar değillerdir, bu avrupalıların bizi medeniyetten uzak olarak tanımlamaları için gereken içiboş, yalan tarihi çarpıtmalardır. Bu ilk medeniyetleri kuranların Türk atalarımız olduğu gerçeklerinin önüne perde çekme çalışmalarının ürünleridir. Bu bize tarihimizi Atatürkten sonra yanlıs anlatma ve okullarımıza bile sokarak genç yaşta beyin yıkama, aşağılık hissi yaratma çalışmalarının üsürnleridir. Bu Anadolunun asıl ve ilk sahibi olan bizleri buradan defetme çalışmalarının ürünleridir. Bu kendi köklerinin bile atalarımıza dayandığını ölümüne inkar etme çalışmalarının ürünleridir. Ama nereye kadar…
Tarih önemlidir.
Tarih, kendini önemsemeyenlere önemsetir.
Tarih, bir millete kendini öğretir.
Bu mümkünse, kitaplardan ve hakkıyla olmalıdır.
Tarihi, kitaplardan öğrenmeyenler, savaş meydanlarında öğrenir ki, hem yazık olur, hem de ayıp.
Nesillere yazık olur, çok kan akar.
Tarihimizi öğrenmeliyiz, çünkü savaş kötü bir şeydir.
Tarih, biraz da ibret demektir.
Yaşanmışlardan ders almak demektir.
İskendir.
Makedonyalı İskender.
İskenderiye şehrini kuranın bu İskender olduğunu kaç kişi biliyor.
İskenderle Türklerin ilişkisini kaç kişi biliyor.
Bu bir ayıp.
Ama vatandaşın ayıbı değil.
…
Bundan sonra vatandaşın da ayıpıbı.
Çünkü bilgiye ulaşmak o kadar zor değil.