24) ABD İLE YAPILAN İKİLİ ANTLAŞMALAR…
Yayin Tarihi 4 Mart, 2008
Kategori SİYASİ
ABD İLE YAPILAN İKİLİ
ANTLAŞMALAR
ABD ile yapılan ilk ikili anlaşma, 23 Şubat 1945 tarihinde imzalandı. Borç alma ve kiralamalarla ilgili olan bu anlaşma TBMM’de 4780 sayıyla yasalaştı. Anlaşmanın temel özelliği, adının Karşılıklı Yardım Anlaşması olmasına karşın, ABD isteklerinin Türkiye tarafından kabul edilmesi ve Türkiye’yi ağır yükümlülükler altına sokmasıydı. Anlaşmada, ‘Koruyucu Hükümler’ olarak yer alan maddelerle, Türkiye’nin değil ABD’nin ‘haklan’ korunuyordu.
Anlaşmanın 2. maddesi şöyleydi: TC hükümeti, sağlamakla görevli olduğu hizmetleri, kolaylıkları ya da bilgileri ABD’ye teslim edecektir.’
Böyle bir maddenin bağımsız iki ülke arasında yapılan bir anlaşmada yer alması, örneği olan bir uygulama değildir. TC hükümeti, ABD’ye hizmet sunmakla görevli olacak ve bu görevin sınırı da belli olmayacaktı.
ABD ile yapılan ikinci anlaşma, 27 Şubat 1946 gün ve 4882 sayılı yasayla kabul edilen kredi anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın özü dünyanın değişik yerlerinde ABD’nin elinde kalan ve ülkesine geri götürmesi pahalı olan eskimiş savaş artığı malzemeleri satın alması koşuluyla Türkiye’ye borç verilmesiydi.
Türkiye 1950′ye dek ABD ile 7 Mayıs 1946 tarihli Borçların Tasfiyesi ile İlgili Anlaşma,
6 Aralık 1946 tarihli Kahire Anlaşmasına Ek Anlaşma,
12 Temmuz 1947 tarihli Askeri Yardım Anlaşması ve 27 Aralık 1949 tarihli bir başka Askeri Yardım Anlaşmasını imzaladı.
Demokrat Parti döneminde, 1954 yılında uluslararası petrol şirketlerinin adamı Max Bell’in hazırladığı ve Atatürk’ün çok önem verdiği petroldeki devlet tekelini kaldıran Petrol Yasası çıkarıldı. Bu yasanın 136. maddesi şöyleydi:
Bu yasa yabancı şirketlerin izni olmadan değiştirilemez.
23 Haziran 1954 yılında, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Vergi Muafiyetleri Anlaşması imzalandı. Yalnızca Amerikalıların yararlandığı bu anlaşma, Türkiye’deki ABD varlığını adeta devlet içinde devlet haline getiriyor ve ABD şirketlerine vergisiz, gümrüksüz, denetimsiz ve yargı organlarından uzak, yasa üstü bir statü tanıyordu.
1959 yılında millileştirme işlemlerinde muhatabın ABD hükümeti olmasını kabul eden, İstimlâk ve Müsadere Garantisi Anlaşması yasalaştırılıyor ve bu yasaya Erzurum Milletvekili Sabri Dilek, ‘Bu anlaşmanın kabulüyle kapitülasyonlar geri getirilmektedir. Bu anlaşma ile Amerikalılara açıkça imtiyaz verilmektedir diye tepki gösteriyordu.
ABD ile Türkiye arasında 12 Kasım 1956 tarihinde Tarım Ürünleri Anlaşması imzalandı. 24 Eylül 1963 gün ve 11513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu anlaşmaya göre, ABD Türkiye’ye 46,3 milyon dolarlık
(o zaman 1 dolar 10 liraydı) buğday, arpa, mısır, dondurulmuş et, konserve, sığır eti, don yağı ve soya yağı satacaktı. Bu ürünler azgelişmiş bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin temel ürünleriydi ve bunlar ABD gibi bir ülkenin eşit olmayan rekabetine terk ediliyordu. Ama daha vahim olanı anlaşmanın 2. ve 3. maddeleriydi. 2. madde şöyleydi: Türkiye’nin yetiştirdiği ve bu anlaşmada adı geçen ya da benzer ürünlerin Türkiye’den yapılacak ihracatı Birleşik Devletler tarafından denetlenecektir.’ 3, maddenin b bendi ise, Türk ve Amerikan hükümetleri Türkiye’de Amerikan mallarına karşı talebi artırmak için birlikte hareket edeceklerdir’ diyordu.
31 Mayıs 1968 tarihinde yapılan ve 12978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Kredi Anlaşması; Türkiye’yi ekonomik, mali ve siyasi bağımlılığa sürükleyen koşullu kredi anlaşmalarına çarpıcı bir örnektir. Anlaşma 30,5 milyon dolarlık bir anlaşmaydı ve Türkiye’nin bu borcu koşullara bağlanmıştı. Etibank’ın Ergani hariç tüm bakır işletmelerini ABD’nin denetimi altındaki Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş.’ye devretmesini şarta bağlayan anlaşmanın 3. maddesi şöyleydi: ‘Şirketin kuruluş sözleşmesi, tescil belgesi, organizasyon şeması, Türk hükümetinin krediyi şirkete borç vereceğine ilişkin hükümetle şirket arasında yapılmış olan sözleşmenin tasdikli bir örneği, yönetim kurulu üyelerinin isimleri Türkiye’deki Amerikan Yardım Teşkilatına (AID) bildirilecektir. ABD’nin bütün bunları uygun görmesi halinde kredi ödemesi yapılacaktır.’
ABD ile yapılan ikili anlaşmalar burada konu edilenlerden çok daha fazladır ve büyük bir karışıklık içindedir. İlgili ve sorumlu Türk makamları, Amerikalılarla yapılan anlaşmaların anlam ve kapsamının ne olduğunu, ne zaman imzalandığını ve hangi koşulları taşıdıklarını bilmiyorlardı. Bu karışıklıktan Amerikalılar geniş ölçüde yararlanarak Türkiye’de diledikleri gibi hareket etmişler ve anlaşması olmayan konularda bile anlaşma varmış gibi uygulama yapmışlardı, Orgeneral Refik Tulga bu konuda 1969 yılında şu açıklamayı yapmıştı; “Genelkurmay, bir anlaşmaya dayanmadan kullanılan Sinop ve Yalova havaalanları için, Amerikalılara ‘buradan çıkın’ diyordu. Amerikalıların yanıtı ‘bize müsaadeyi hükümet verdi’ oluyordu. ‘Anlaşmayı gösterin’ dendiğinde Amerikalılar ‘anlaşma yok’ demekten başka yanıt bulamıyorlardı.”
Türkiye ile Batılılar arasında uzun süre içinde oluşturulan anlaşmalar setinin temel özelliği, Türkiye pazarını adım adım yabancı rekabete açması ve büyüme ihtiyacı içindeki ulusal tarım ve sanayinin gelişimine engel olmasıydı Bu engelleme ABD ve AB kaynaklı programlar ve bu programların dayanağı olan yabancı uzman raporlarıyla gerçekleştiriliyordu.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, ABD yardımlarına yön vermek üzere Amerikalı ekonomist Thornburg Türk ekonomisini inceledi ve Türkiye’nin “Bugünkü Ekonomik Durumunun Eleştirisi” adlı bir rapor düzenledi. Atatürk dönemi ekonomik uygulamalarını eleştirmekle başlayan rapor, Türkiye’nin ağır sanayii kurma girişimlerine karşı çıkıyor, Karabük demir-çelik tesislerinin tasfiyesini istiyor ve 125 lokomotif imal edecek kapasitede bir fabrika kurma projesini reddediyordu. Thornburg, Türkiye’nin lokomotif fabrikası kurmak için istediği krediyi kastederek, Türkler böyle düşündükleri sürece dolarlarımızın ABD’de kalması daha iyi olacaktır’ diyor ve Türkiye’nin makine, uçak ve dizel motoru yapımı projelerine kesin bir biçimde karşı çıkarak, Türkiye’yi bu tür düşüncelerden vazgeçmesi yönünde adeta tehdit ediyordu: ‘Amerikalılar böyle düşünenleri iyi çalışma arkadaşı saymazlar.’ Thornburg Raporu, bugün Türkiye’ye kurtarıcı gibi getirilen Kemal Derviş’in, Dünya Bankası yetkilisi olarak 1978 yılında Türkiye için hazırladığı raporun hemen aynısıydı.
Atatürk döneminde gerçekleştirilen ekonomik atılımlar ve bu atılımları planlayan, uygulayan ve geliştiren ulusçu Kadroların tasfiyesini öngören Thornburg anlayışı, Türkiye’de sürekli bir biçimde iktidar oldu. Bu iktidarın somut ifadesi olan hükümetlerin hemen tümü, anti-Kemalist politikalar yürüttüler. Atatürk’ün Türkiye için sakıncalı gördüğü hemen her girişimi uygulamaya soktular. Thornburg Raporu’yla aynı anlayışa sahip olan ve Atatürk döneminde rafa kaldırılan 1800 sayfalık Dorr Raporu yeniden gündeme getirildi ve uygulandı. 1945′ten sonra yeniden Türkiye’ye gelen Dorr’a olağanüstü ilgi gösterildi ve kimi hükümet üyeleri Dorr’a, “Raporun kendileri için kutsal kitap olduğunu” söylediler.
1945′ten sonra motor ve ağır sanayi yatırımlarından vazgeçildi ve bu yöndeki eğilimler resmi politikadan çıkarıldı. Türkiye, yabancı sermayeye denetimsiz olarak açıldı; gübre ve tarım ürünleri dahil ithalata yönelindi; yoğun olarak dış borç alındı; NATO’ya girildi; Petrol Kanunu çıkarılarak petrol işletmeciliği devlet tekelinden çıkarıldı; KİT’lerin satılacağı açıklandı. Yasadışı ilişkiler ve karaborsayla palazlanan zenginler türedi, arazi spekülatörleri ve büyük toprak sahipleri, uluslararası şirketlerin temsilciliklerini almaya başladılar. CHP, 1947 yılında programını değiştirdi ve Demir-Çelik Kombinaları, Genel Makine Fabrikası, Elektrolitik Bakır Kombinası gibi ağır sanayi projelerinden vazgeçildiğini açıkladı. MKE’nin (Makine Kimya Endüstrisi) gerçekleştirdiği ve Danimarka dahil birçok ülkeye ihraç edilen 8 kişilik yolcu uçağı üretimine son verildi.
Türkiye, Batıya bağlanmanın yeni bir aşaması olan Avrupa Birliği (o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu-AET) sürecine 20 yıllık anti-Kemalist uygulamalar döneminden sonra böyle geldi. 1959′da üyelik için AET’ye başvurduğunda, Türkiye Atatürk’ün 1938′de bıraktığı Türkiye’den çok farklı bir yerdeydi. Tam bağımsızlıktan ödün vermeyen, emperyalist bloklarla ittifak yapmayan, kendi gücüne dayanarak kalkınan ve dünyanın hiçbir ülkesine en küçük bir bağımlılığı olmayan, borçsuz ve bağlantısız Türkiye’nin yerinde; iç ve dış siyasette özgürce karar üretemeyen, açık bütçeli, sanayileşemeyen ve sürekli borçlanan bir Türkiye vardı. Ülkeyi yönetenler Batıya bağlanmaktan başka bir yolun olmadığını söylüyor, söylemleri yönünde uygulamalar yapıyor, üstelik bu uygulamaları Atatürkçülük adına yaptıklarını ileri sürüyorlardı.
Atatürk’ün ölümüyle başlayan ve 1963 yılında AB ile imzalanan Ankara Anlaşması’na dek geçen 25 yıllık geri dönüş süreci içinde, yapılan uygulamalar ve bu uygulamaların Türkiye’yi getirdiği durum şuydu:
1- Türkiye, imzaladığı çok sayıda uluslararası ve ikili anlaşmayla yönetim inisiyatiflerini önemli oranda yitirdi ve egemenlik haklarını dışarıyla paylaşır duruma geldi, Atatürk’ün yaşamsal düzeyde önem verdiği tam bağımsızlık işleyişinden vazgeçildi ve Tanzimat Batıcılığı yeniden yerleşik devlet politikası haline geldi.
2- Ulusal sanayi yatırımları durduruldu, dış yönlendirmelere bağlı olarak ’savaş zenginleri ve dış borca dayanılarak tüketime yönelik montaj yatırımlarına yönelindi. Dışardan alınan borçlar, teşvik kredisi adıyla, yerli ortak bularak yatırım yapan uluslararası şirketlere devredildi ve geleceğini Batıya bağlamış olan yeni bir işbirlikçi zümre yaratıldı.
3- Yabancılara hemen her alanda imtiyaz hakları tanındı. Petrol başta olmak üzere tüm stratejik madenler yabancı sermaye yatırımına açıldı. Yatırımcı kuruluşların yönetimlerine, dışarıda eğitim gören ve Batı değerlerini temsil eden kadrolar getirildi. Ulusçu ve Atatürkçü kadrolar devlet yönetiminden uzaklaştırıldı.
4- Dış ticaret ve bütçe dengeleri bozuldu. İhracatın ithalatı karşılaması oranı sürekli küçüldü ve bütçe açıkları hızla arttı. Bu olumsuz gelişmenin doğal sonucu olarak ve giderek artan bir yoğunlukta dış borçlanmaya gidildi. Milli kambiyo işleyişi zedelendi, Türk parası sürekli değer yitirdi.
5- ‘Eğitim Birliği’ ilkesi uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye her çeşit insan yetiştiren bir ülke haline getirildi. Misyoner okulları, tarikat mektepleri, paralı kolejler, imam hatip kurs ve okulları, yabancı dilde eğitim yaygınlaştırıldı. Köy enstitüleri ve köy öğretmen okulları kapatıldı, eğitimin ulusal niteliği bozuldu.
6- Bağımsız ve bağlantısız niteliğiyle tüm dünyada saygı uyandıran Atatürkçü dış siyasetten vazgeçildi. Batı politikalarının dümen suyuna gidildi. Türk ordusunun büyük bölümü NATO emrine verildi. Kore’ye asker gönderildi. Kurtuluş Savaşı ile örnek olunan ve anti-emperyalist bir mücadele içine giren ‘mazlum’ uluslar değil, büyük devletler desteklendi. Kemalist Cumhuriyetin saygınlığı yitirildi.
7- Gelişmiş ülkeler öncülüğünde kurulup geliştirilen hemen tüm uluslararası örgütlere üye olundu. Truman Doktrini, Marshall Planı, IMF, Dünya Bankası, Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü politikalarıyla emperyalizm Türkiye’de içsel bir olgu haline getirildi; Türkiye’nin geleceğine bu örgütler karar verir hale geldi.
8- Atatürk döneminde sıkı bir biçimde denetlenen ve ulus karşıtı hiçbir faaliyetine izin verilmeyen Fener Rum Patrikhanesi’ne ayrıcalıklı bir hoşgörü gösterildi. CIA görevlisi Athenagoros Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığına geçirilerek patrik yapıldı; Milli Eğitim Bakanlığı, Heybeliada Ruhban Okulu’nun Teoloji Yüksek Okulu adıyla, İlahiyat Fakültesi haline getirilmesine izin verdi.
9- Sınır komşularıyla, Atatürk döneminde geliştirilen dostluk ilişkileri kalıcı düşmanlıklara dönüştürüldü. Sovyetler Birliği ve Yunanistan birinci tehdit unsuru düşmanlar haline geldi. Menderes hükümeti Irak’a askeri müdahale yapmaya kalkıştı. Türkiye ‘düşmanlarla’ çevrili bir ülke haline geldi.
10- Yaygın ve etkili bir kültürel yozlaşma yaşandı. Atatürk’ün bizzat katıldığı Türk dili ve tarihi konusundaki çalışmalar geliştirilmediği gibi yapılanlar, sistemli bir karşı çıkışla ortadan kaldırıldı. Özellikle Amerikan kaynaklı ‘kültür’ ürünleri bilinçli programlarla yaygınlaştırıldı. Toplumsal değerler ve ulusal kimlik kalıcı bozulmalara uğradı. Atatürk’ün özellikle emperyalizme karşı söylemleri bile ’suç’ olarak değerlendirildi.
KAYNAK :
Yorumlar
“24) ABD İLE YAPILAN İKİLİ ANTLAŞMALAR…” yazisina 7 Yorum yapilmis
Yorum yap



EY DUNYA TURKLERI !!!! EY NE MUTLU TURKUM DIYEN TURK!!! EY HAKKA TAPAN YALNIZCA ALLAH’A IMAN EDENLER !!!!
BU IKILI ANLASMA ICINDE SOZ VERIP IMZALAR ATIP GEREGINI AYNEN YAPIP BIZI ICDEN VE DISTAN SIMDI ABD YADA AB’YE GORE GORULEN ASLINDA DUNYA ASIL GERCEK EMPERYALISTLERI OLAN SIYONIST MASON ISRAIL’E TAM BAGIMLI EN ZENGIN ELITLER ‘E SATILDIGINIZI BILIYORMUSUNUZ? HER SEYTANI OYUNUN ARDINDA “ISRAIL’E TAM BAGIMLI VE “JEWISH MAGIC” KULLANIP BILZERI FITNE VE FESATLARI ILE BOLUP, BIZI BIRBIRMIZE DUSURUP YOK ETMEYE CALISANLARA KARSI ARTIK DAHA NE KADAR SESIZ KALACAKSINIZ? GORMEDEN GECECEKSINIZ? BANA NEY YAH… DIYECEKSINIZ??? BU HIC TURK’E HEMDE NE MUTLU TURKUM DIYEN TURK’E HIC YAKISIRMI? NE OLDU BIZE?
DILIMIZI YITIRIP YUTTUK, ELIMIZI KOLUMUZU AYAGIMIZI KENDIMIZI BAGLADIK, GOZLERIMIZ ARDINA KADAR AMA UYUTULDUK SIMDIDE IMANINIZI YOBAZLASTIRANLARIN DAHA NICE SEYTANLIKLARINA GELIP YOK EDILECEKSINIZ BUNU GORMEZMISINIZ , HIC BILMEZMISINIZ?
ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN. ICINIZDEKI SEYTANI YENEMEZSENIZ EGER DAHA NICE SEYTANLIKLARA MAGRUZ KALACAKSINIZ. DAHA NICE SEYTANLIKLAR GELECEK SIZE SIYONIST DUNYA MASONLARINDAN ICDEN VE DISTAN ENJEKTE EDILEREK KALBINIZE, RUHUNUZA !!!!
BENDEN SOYLEMESI.
HAKKIDIR HAKKA TAPAN TURK MILLETIMIN ISTIKLAL.
YOKSA !!!!!
DAHA NICE SEYTANLIKLAR, FITNE VE FESATLARLA BOLUNMELER, KUTUP KUTUP PARAMPARCA OLUP ZULMEDILIP, YOK EDILMELER OLUMLER!!!! UYANIN ARTIK EY IMANLI TURK MILLETI !!!!
ALLAH ASKI VE YINE ALLAH RIZASI ICIN ATALARIMIZIN IZINDE YINE KAYITSIZ VE SARTSIZ TEK FIKIR, TEK YUREK VE TEK BILEK OLARAK YINE BULUSALIM. BIZIM ICIN BU EN DOGRUSUDUR, EN HAYIRLISIDIR. YINE BIZ DUNYA TURKLERINE EN YAKISACAK OLANIDIR.
ALLAH SAHIDIMDIR KI BU EN DOGRUSUDUR.
ARZ VE RICA EDERIM.
Yurdakul CEKER(Izmir-1956)
“YURDATURK”
“ISTE O TURK.”
“NE MUTLU TURKUM. SADECE VE YALNIZCA ALLAH’A IMAN EDENIM.” YA SIZLER?
CEKER@MSN.COM
YURDATURK@YAHOO.COM
YURDATURK@GMAL.COM
BEN BURADAYIM. YA SIZLER???
HAYDI TURK KOVUS KALK ! HAZIR OL !
YENIDEN ERGENEKON ZAMANIDIR.
ZAMAN SEYTANI YENMEK YENIDEN ERHGENEKONDAN SIYONIST MASONLARIN OYUNLARINA, SEYTANI SIHIRLERINE GELMEDEN 96 YILDA ATALARIMIZ GIBI HIC AMA HIC BEKLEMEDEN ARTIK BOZKURT ‘U BILE BEKLEMEDENHAK YOLUNDA BIR OLMAK ICIN UYANALIM. MERHUM ATAMIZIN, SANLI SEREF DOLU YIGIT ATALARIMIZIN BIZE VERDIGI YOL HRITLARINI HIC AMA HIC TARTISMASIZ KABUL EDEREK. TEK FIKIR, TEK BILEK VE TEK YUREK OLALIM. YINE BIZ DUNYA TURKLERINE EN DOGRUSU, ENHAYIRLISI VE YINE BIZ DUNYA TURK EVLATLARINA EN YAKISACAK OLAN “BUYUK TURK BIRLIGINI” KURUP YILDIRIMLAR HIZIYLA ICIMIZDEKI SEYTANLARI YENIP BIZE SEYTANLIK YPAN TUM EMPERYALIST SIYONIST MASON DUNYA ZENGINLERI OLAN VE RUHLARINI SEYTAN’A (S)ERVET, (S)OHRET VE (S)EHVET UGRUNA SATMIS RUHSUZ VE ALLAHSIZ SEYTANA TAPAN MASON PICLERININ SEYTANI OYUNLARINA ARTIK ASLA AMA ASLA GELMEYELIM. HATTA ONLARA TERBIYE VERIP VE ISLAH EDIP HAK YOLUNDA ZORLADA OLSA IMANA GETIRLELIM. YOKSA BIZ BUNU YAPMAZSAN TUM DUNYAYA ORNEK OLMAZSAK BIZDEN ONCEKI GELMIS GECMIS KAVIMLERIN BU SIYONIST MASONLARIN SEYTANI PLANLARINA NASIL KANIP DUSTUKLERINI VE CENAB’I ALLAHIN TAKDIRI ILE DE NASIL PEK COK YONTEMLE TEK TEK YOK EDILDIKLERINI BILMEZMISINIZ? ANLAMAZ MISINIZ? GORMEZMISNIZ? BANA INANMIYORSAN, KALBININ SESINE KULAK VER SANA SOYLENENLERI IYI DINLE!!! YOKSA BANADA SOYLEMEDI DEME!!!!
“ALLAH TURKLERI KORUSUN. ALLAH BIRDIR. ONDAN BASKA ILAH YOKTUR. PEYGAMBER EFENDIMIZ HZ. MUHAMMED DE PEK COK DIGER PEYGAMBERLER GIBI BIR ELCIDIR. BIZE INEN SON KITAP KUR’AN-I KERIMDE TUM DINLERI VE PEYGAMBERLERI GELMIS GECMIS TUM INSANLIK TARIHINI SIZLERE IBRET OLSUN DIYE YOL GOSTERMEK VE ARTIK SEYTAN INANMAMAK ONUN OYUNLARINA KANMAMAK VE ONUN VARLIGINI ENSENIZDE HISSETMEMEK ICIN HER GEREKEN YOL VE YONTEM BIR BIR BILDIRILMISTIR. BUNU ARAPCA BILMEZSEN TURKCE OGRENMEMEN VE AYNEN YAPMAMAN ICIN HICDE MAAZERET OLACAGINI ZANNETMEYIN ALLAH C.C. YA TEKRAR DONDUGUNUZDE. RUH OLARAK BU DUNYAYA DONDUGUNUZDE YA YEYIP, ICIP SICTIGI YERDE YATAN HATTA SIZTIGI BILE YIYEN BIR HAYVAN OLARAK YINE DOGACAK BU DUNYAYA DONECEKSINIZ. YADA BIR BASKA RUH YA GUZEL KAREKTERLI ALLAH IMAN EDEN BIR INSAN. YADA IMANINI BULABILMESI ICIN YERYUZUNE INSAN DEGIL BU SEFER HAYVAN OLARAK DONDURULECEK OLAN KAYBOLMUS ZAVALLI RUHLARDAN OLACAKSINIZ. OKUYUN KUTSAL KITABLARIN HEPSINI. DINLEYIN TUM PEYGAMBERLERIN SOZLERINI ORTAK TEK SEY. ALLAH BIRDIR. ONDAN BASKA TANRI YOKTUR. OZ AMAN NEDEN SEYTAN’A IS YAPIYOR ONA UYUYORSUNUZ? SONUNUZ HIC HAYIRLI OLMAZ, HAKKINIZ DA HIC OLMAZ INSAN OLMAYA !!!!
ONCE INSAN OL. SONRA HAKKA TAP KI ISTIKLAL SANA BU KAINATTA YERYUZU BILE CENNET OLARAK HAK OLSUN. YOKSA MUSTEHAKDIR SANA CEHENNEM ATESI VE SEYTAN VE ONUN YOLDASLARININ AKIBETLERI.
ARZ VE RICA EDERIM.
ALLAH SAHIDIMDIR KI BU DOGRUDUR. EGER BUNA ITIRAZINIZ VARSA LUTFEN BANA ACILEN YAZIN KARDESLERIM, SOYDASLARIM, NE MUTLU TURKUM DIYEN IMANLI OLARAK HAKKA TAPAN ALLAH’A SADECE VE YALNIZCA IMAN EDEN VE ICINDEKI SEYTANINI YENEBILEN TUM DUNYA TURK VATANDASLARIM.MUMIN DIN KADESLERIM.
TUM DISA BAGIMLI GERCEK VE ASIL VATAN HAINLERIMIZ OLAN MASON LOJALARI ACILEN VE DERHAL KAPATILMASI ICIN EL ELE.
” NE MUTLU TURKUM DIYENE.”
“YA SEV. YADA TERKET.”
ZAMAN COK YAKINDIR, SONRA UYARMADIM VE SOYLEMEDIM DE DEMEYIN !!!
“ISTE O GUN” HAK YERINI BULACAGI GUN. TUM DUNYA TURKLERININ KAYIT VE SARTSIZ BIRLESIP ICINDEKI VE DISTN GELEN SEYTANLIKLARI YENECEGI GUNDIR ISTE ” 12/12/2012 ”
BUNU ASLA UNUTMAYIN !!!!
“ISTE O GUN”
“HER KOYUN KENDI BACAGINDAN ASILACK VE TUM SEYTANLIKLAR DE-SIFRE EDILEKTIR.TUM DUNYA TURKLERI KAYITSIZ VE SARTSIZ IMANA GELEREK HAK YOLUNDA YINE BIRLESECEKTIR. EMPERYALIST SIYONIST ISRAIL’E TAM BAGIMLI MASON “JEWISH MAGIC ILE ” SEYTAN’A TAPAN PICLERINI IMANLARIYLA YENECEKTIR.”
BIZDEN ONCEKI YOK EDILEN KAVIMLERIN YAPTIKLARI YANLISLARI ARTIK BIZLER YAPMAYACAGIZ. SEYTANI ARAMIZDAN ALIP CEHENNEME ARTIK KENDI ISTEGIMIZLE, KENDI IMANIMIZLA ALLAHIN IZNIYLE VE RIZASIYLA HEPBERABER ATACAGIZ. ZULME HAYIR, SAVASLARA HAYIR, SILAHLANMALARA HAYIR, SEYTANLIKLARA HAYIR, SIHIR, BUYU, TILSIM, GOKYUZUNDEKI YILDIZLARDAN MEDET UMMALARA VE ONLARA INANMALARA HAYIR. SAPIKLIKLARIN TUMUNE, AHLAKSIZLIGIN TUMUNE HAYIR.
IMANSIZ LARA IMAN SEYTANLIK YOLUNU SECENLERE CANLARINI ARTIK CEHENNEME GONDERMEK BIZLERE HAKDIR. YOKSA ONLARIN ELINDE DNA’LARIMIZA KADAR GIRILIP BEYNIMIZI KONTROL EDIP ISTEDIKLERI ANDADA ISTEDIKLERI SEKILDEDE TEK TEK YADA TOPLU OLARAK YOK EDILMEK DE BIZE MUSTEHAK OLACAKTIR. YINE !!!!
AYNI TAS AYNI HAMAM… DAG BASINI DUMAN ALMIS AMA KIME NE!!!!
GUVENDIGIMIZ DAGLARA KARLAR YAGMIS NE CARE????
KENDINI TANIMAYAN, BILEMIYEN DOSTUNU VE DUSMANINI ARTIK AYIT EDEMIYEN TURK NASIL OLURDA ALLAH’A IMANLI OLUR VE ICINDEKI SEYTANINI YENEBILIR??? BENCE ASLA….ALLAH HAKKIMIZDA EN HAYIRLISI NEYSE ONU VERSIN. HEMDE TEZ OLARAK. DAYANAMIYOR BENIM YUREGIM CANLARIM. DAYANAMIYOR ARTIK.AMIN.
ACILEN UYAN !
ACILEN UYANDIR !
ACILEN PAYLASIN !
ACILEN KAYITSIZ VE SARTSIZ HAK YOLUNDA VE ATALARIMIZIN IZINDE BIRLESELIM ARTIK.
CEKER@MSN.COM
YURDATURK@YAHOO.COM
YURDATURK@GMAIL.COM
BEN BURADAYIM. YA SIZLER??? ALLAHIN SELAMINI VE HAYIR DUALARINIZI ESIRGEMEYIN BENDEN.
“VARLIGIM TUM DUNYA TURK LERI VE TUM ALLAH’A IMAN EDEN INSANOGLU UGRUNA ARMAGANDIR.”
Sayın kardeşim, güzel yorumlamışsın, yalnız biryerde takıldım neden MUSTAFA KEMAL ATATÜK ü yazmamışsın, birde daha öz yazarsan (MASONLUK) nedir, benim gibi saf ve temiz insanlar daha iyi anlar SAYGILARIMLA
EGER II.DUNYA SAVASI SIRASINDA, 13UNCU VE 14UNCU HUKUMETI KURAN DONEMIN BASBAKANI SUKRU SARACOGLU, GAZI MUSTAFA KEMAL HAZRETLERININ; “CIKACAK SAVASI ALMANLAR KAYBEDECEK VE SAVASIN GALIBI SOVYET RUSYA OLACAKTIR” SOZUNE INANMIS (BILMIS) OLSAYDI; NAZI ALMANYASI ILE SOVYET RUSYA’YA KARSI GIZLI ANTLASMALAR YAPMAZ, BERLIN’E ILK GIREN SOVYET RUSYA ISE, BULDUGU BU GIZLI ANTLASMALAR ARDINDAN 19 MART 1945′ DE DONEMIN SOVYET DISISLERI BAKANI MOLOTOV’UN TURKIYE BUYUKELCISI SELIM SARPER’E, SOVYET HUKUMETININ, 17 ARALIK 1925 TARIHLI TURK-SOVYET DOSTLUK VE SALDIRMAZLIK ANTLASMASI’NI FESHETTIGINI BILDIRMEZDI.
HEPSINDEN ONEMLISI; 1938 YILINDA HASTA YATAGINDA AFET INAN’A NOT ETTIRDIGI “DEVLETLER IKINCI DUNYA SAVASINA HAZIRLANIYOR. BIZ BU DURUMDA IKI KONUYA ONEM VERMELIYIZ: BIRINCISI, DOGU VE BATI KOMSULARIMIZ OLDUGU GIBI OTEKI DEVLETLERLE KURDUGUMUZ ANTLASMALARI GUCLENDIRMEK,IKINCISI ISE YURDUMUZUN EKONOMIK DURUMUNU GELISTIRMEK VE BU BAKIMDAN EKONOMIK PLANLARIMIZI UYGULAMAKTIR.’’ AYRICA; “BIR DUNYA SAVASI OLACAKTIR. BU SAVAS SONUCUNDA DUNYANIN DURUMU VE DENGESI BASTAN BASA DEGISECEKTIR. ISTE BU DEVRE HALINDE BASIMIZA BUYUK FELAKETLERIN GELMESI MUMKUNDUR” DEDIGINI…
SIZCE HANGISI BUYUK FELAKET OLDU?
AMERIKA ILE BU ANTLASMALARI YAPMAK MI?
TURKIYE CUMHURIYETI’ NIN KURULUS ILKELERINI VE BU ILKELERI OLUSTURAN DEVLET POLITIKALARINI BIR KENARA BIRAKAN SUKRU SARACOGLU MU?
5 EYLUL 1795 TARİHİNDE abd devlet baskani ile Osmanli Devleti adina Cezayir Beylerbeyi Dayi Hasan Pasa arasinda imzalanan anlasma hakkinda elinde bilgi belge olan adresime gönderebilir mi?
Saygilarimla Kagan KURTBOKE
EFENDİM,BİRDEN GARİP GELDİ!ANTLASMA;ASLA İHLAL EDİLMEMESİ KAYDIYLA ALINAN KARARLARDIR DEGİLMİ?TABİİ;SAVASDA NE OLUR BİLEMİYORUM.
*YUKARIDA YAZILAN *ANTLASMA*FARKLI KONULARDA!YANİ SINIRLAR YERİNE DİGER KONULAR DEMEK İSTEDİM.BURADA KULLANILMASI DOGRUMU?BU BENİM SORUM.
**VE GERCEKTEN HAFSALAM ALMIYOR!NİCİN BİR ATATÜRK DAHA BULAMADIK?YADA OLANLARI KORUMADIK?MUTLAKA ENGELLENECEKLERDİ..BUGÜN BİLE:( AMA BUNUN BİR YOLU OLMALIYDI!KRALLIKLARA/İNGİLTEREYE,DANİMARKA,İSVECE BAKALIM!
—BİZİM ÜLKEMİZİN YÖNETİMİNE NİCİN BASKALARINI SOKUYORUZ?
*NEFRET EDİYORUM POLİTİKACILARDAN::((
BIRAKSINLAR BİZ KENDİMİZİ DAHA İYİ YÖNETİRİZ.
*İNANIN!