169) İKİ TÜRK BOYU: ZAZA VE KURMANÇLAR
Yayin Tarihi 29 Mart, 2008
Kategori TÜRK DÜNYASI
İKİ TÜRK BOYU :
ZAZA VE KURMANÇLAR
Yaklaşık olarak bir buçuk asırdan beri, gerek Türkiye’de ve gerekse Türkiye dışında, özellikle Avrupa’da, Kürttürkleri hakkında çok şey söylendi, çok şey yazıldı ve çizildi. Bunlar, ilmi düşüncenin ötesinde çoğu kere bir amaca yönelik yaklaşımların mahsulü olmuştur.
Stratejik ve jeopolitik bakımından dünyanın ehemmiyetli bölgelerinden birini ve belki de en mühimini teşkil eden, yer altı ve yer üstü kaynaklarının zenginliği ile bilinen ve bilhassa dünya petrol üretiminin de üçte ikisine sahip olan Ortadoğu’nun ; Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi memleketlerinde dağınık bir şekilde yaşayan , çoğunluğu göçebe ve aşiretlerden müteşekkil bulunan Kürttürkleri üzerinde, kendilerine sözde “bilim adamı” sıfatını yakıştıran ilim tahripkarlarının niçin bu kadar kafa yorup, “bilim” (!) yaptıkları, ayrı bir konudur. Bu “bilim adamları”(!)nın ; Rus, İngiliz, Ermeni, Fransız v.b. gibi milliyetlere mensup olmaları da, dikkati çeken başka bir husustur.
Öyle ki, günümüzde ayrılıkçı Kürtçü-Ermenici-Komünist ittifakın, “Türkiye Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü”ne yönelik yıkıcı, zararlı faaliyet ve çalışmalarının mahsulü olarak çıkarılan ve sayısı hayli kabarık kitapların yazarları da –hemen hemen tamamı- hep yabancıdır. “Kürttürkleri” konusunda eser vermiş Avrupalı sözde bilgin ve seyyahların bazılarının ve özellikle “Sovyetler”in kendi çıkarları doğrultusunda, Türk Milletini bölmek ve parçalamak amacını güderek konuya yaklaşım gösterdikleri herkesin malumudur. Yine bu güçlerin Kürttürkleri’ni diğer Türk boylarından farklı bir şekilde, yani ayrı bir “milliyet”miş gibi tanıtmaya ve onları “Hind-u Avrupai” (Ari) bir köke dayamaya, -olanca güçleriyle- gayret sarf ettikleri gözden kaçmamaktadır.
Bu siyasi amaçları güdenlerin dışında bazı sözde bilginler de, tarih boyunca Türk saldırılarına uğramaktan doğan şuuraltı bir düşmanlık duygusundan kendilerini kurtaramadıkları veya önceleri bu tesir altında yazılmış eserlere kapıldıkları sık sık görülmektedir. Bir kısmı da Kürttürkleri’nin sosyal yapısına, folkloruna, konuştukları lehçeye, dini inançlarına v.s. gibi hususiyetlerine vakıf olmadıklarından, konuyu değerlendirmede hataya düşmüşler ve böylece meseleyi karmaşık bir hale sokmuşlardır.
Bu bilimsel araştırma yazısı, Milli Birliğimizin açık bir ifadesidir.
Yorumlar
Yorum yap

