15) TARİHİN EN BÜYÜK CASUSU VE GERİLLASI: EŞREF SENCER KUŞÇUBAŞI

Yayin Tarihi 1 Ocak, 2008 
Kategori KAHRAMANLAR VE BİLGİNLER

 

Tarihin en Büyük Casusu ve Gerillası:

EŞREF SENCER KUŞÇUBAŞI

image00148.jpg

“Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin; dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten!” (NAMIK KEMAL)

Nam-ı diğer Kuşçubaşı Eşref. Kafkas kökenli Türk istihbaratçı, gerilla savaşçısı. Sultan Abdüllaziz’in kuşçubaşısı Çerkes Mustafa Nuri Bey’in oğludur. Harb okulunun son sınıfında iken Jön Türkler’le ilişkisi yüzünden 2. Abdülhamit tarafından Hicaz’a sürgün gönderilmiştir. Sürgünde bulunduğu zindandan kaçıp, 2. Abdülhamit’in baş yaverinin oğlunu üç tabur korumanın arasından kaçırmayı başarmıştır. Arabistan’da 2. Abdülhamit’e karşı giriştiği isyan hareketi sırasında tüm Arabistan’ı dolaşmış, yerel şeyhlerle dostluk kurmuştur. Her an her yerde ortaya çıkabildiği için kendisine ‘şeyh-it tuyyur’ -uçan şeyh- denilmiştir.

image00217.jpgII. Abdülhamit meşrutiyeti ilan etmek zorunda bırakılıp, aralarında Kuşçubaşı’nın da bulunduğu pek çok kişiye af çıkarmasıyla birlikte isyanına son vermiştir. İsyan sırasında etrafına topladığı kendisine bağlı silah arkadaşlarıyla beraber, kurulan Teşkilat-ı Mahsusa adlı istihbarat örgütüne katılmışlardır.

1911 yılında Trablusgarb ‘ta Enver bey ile birlikte direniş hareketlerini örgütlemiş, 1912 yılında 2. Balkan Savaşı sırasında Enver Bey, kardeşi Sami Kuşçubaşı, Cihangiroğlu İbrahim ve Süleyman Askeri ile birlikte Çorlu, Tekirdağ, Malkara, Hayrabolu ve Edirne’nin kurtarılmasında yer almıştır. Aynı yıl Süleyman Askeri ve yörenin ileri gelenleri ile beraber Batı Trakya’da ilk Türk Cumhuriyetinin kurulmasına katkıda bulunmuştur.

1. Dünya savaşının çıkmasıyla birlikte 1914-1915 yılları arasında Teşkilat-ı Mahsusa’nın Arap Yarımadasından sorumlu başkanı olarak görev yapmış, Süleyman Askeri Bey’in ölümünü takiben Teşkilat-ı Mahsusa başkanı olmuştur (1915-1918).

1. Dünya Savaşı sırasında İngilizler’e karşı girişilen Süveyş Kanal Harekatı’nda (1916) öncü birliklere komutanlık etmiş, Hayber’de Faysal’ın (sonradan Irak Kralı olacaktır) 20 bin kişilik birliğine karşı 40 kişilik Teşkilat-ı Mahsusa birliği ile beş saatten fazla savaştıktan sonra yaralı olarak ele geçirilmiştir (1918).

Yakalandıktan sonra Lawrence’a şöyle dediği iddia edilmektedir: – “Lawrence, kazandığını sanıyorsun. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi. Hükümetinin başına öyle musibetler salacağım ki, 2 asır uğraşsanız bitiremeyeceksiniz.” Kuşçubaşı’nın bu sözünün arkasında Teşkilat-ı Mahsusa’nın IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) yapılanmasını örgütlemiş ve desteklemiştir.

image00311.jpg 

Bir savaş gemisi ve bir denizaltı eşliğinde Malta‘ya sürgüne gönderilmiş, sürgünlüğü sırasında Arabistan’daki macerasını, yakalanışının ve sürgün hayatının ayrıntılarını anlatan bir eser yazmıştır.

İngilizlerle imzalanan esir değiş-tokuş anlaşması gereği serbest bırakılmış, deniz yoluyla Anadolu’ya dönmüştür. Malta dönüşü hemen milli mücadeleye katılmış, kendi yetiştirdiği Çerkes Ethem’in kuvvetlerinde yer almıştır (1920). Çerkes Ethem‘in isyanı üzerine kendisi de 150′likler listesinde yer almış ve vatana girişi 1936 yılına kadar yasaklanmıştır.

image0045.jpg 

1955′te yurda dönene kadar birçok Arap ülkesinde ikamet etmiş olup bu zaman içerisinde herhangi bir istihbarat faaliyetine katılmamış olduğu tahmin edilmektedir. 1955-1964 yılları arasında Türkiye‘de bulunmuş ve beraber savaştığı silah arkadaşlarının mezarlarını dolaşmıştır.

image0053.jpg 

Salihli’de ki çiftliğinde sakin bir hayat süren Kuşçubaşı,”Tarihe Benden Haberler” adlı 40.000 sayfalık  hatıratını yazmıştır. Bu notlar sayın Cemal Kutay’da bulunmaktadır.

TÜRK GENÇLİĞİ, KUŞÇUBAŞI VE SİLAH ARKADAŞLARINI UNUTMAYACAKTIR…

TÜRKLÜK, SİZİNLE GURUR  DUYUYOR…

Kaynaklar:

1.  Cemal Kutay; BELGELERİ

2.  Philp h. Stoddrard; Teşkilat-ı Mahsusa: İstanbul‘un doğusunda bitmeyen oyun

İBRETLİK BİR HATIRA:

Birinci Dünya Savaşı’nda cepheden cepheye koşarken yeni görevleri Yemen’deki Yedinci Ordu’ya altın götürmekti. 43 kişi değişik kılıklarla yolculuk yaparak Medine’ye vardılar. 300 bin altını Yedinci Ordu Komutanı Ahmet Tevfik Paşa’ya teslim etmeleri gerekiyordu. 43 kişi iki gruba ayrılarak yola çıktı. Fakat 1200 yıl önce Peygamber Efendimizin de harp ettiği Cembele mevkiinde 2.000 kişilik bir Bedevi-İngiliz kuvveti tarafından kıstırıldılar. Eşref Bey’in başında bulunduğu grup ellerinden gelen her şeyi yaparak bir savaş verdi. Sonunda Eşref Bey yaralanarak esir düştü. Fakat Zenci Musa bu hengâmede grubuyla birlikte altınları kaçırmayı başardı. 12 Ocak 1917′de gerçekleşen bu savaş London Times gazetesinde sekiz sütun üzerine manşetten verilmişti. İngilizler altınları ele geçiremeyişin üzüntüsünü yaşıyor ve Türklere hayranlık duyuyorlardı…

EŞREF SANCAR KUŞÇUBAŞI, Hayber cenginde agır yarali esir edildiği zaman, bütün Arabistan yerinden oynamıştı: Şerif Hüseyin Paşa’nın El-Kible gazetesi, büyük başlıklarla şu haberi veriyordu:  

 

“Uçan Şeyh’in kanadı koptu…”

Şerif Hüseyin haberin doğruluğunu öğrenmek için ikinci büyük oğlu

Emir Abdullahı yaralı Eşref Beye ziyarete göndermişti.

( Bu Emir Abdullah, daha sonra Ürdün Kralı olacaktır.)

Eşref Bey, Emir Abdullah’a :

‘ – Hayber’de Peygamberimiz İslamiyet için düşmanlarıyla mücadele etmişti. O’ndan bin iki yüz seksen beş sene sonra biz Türkler de, İslamiyet ve haysiyet için Sizlerle muharebe ettik. Bizi haince arkadan vurdunuz.

HARAM OLSUN YEDIGINIZ EKMEKLERIMIZ… SIZLER ŞERİF DEĞİL, SENIG ( YANI ALÇAK ) ADAMLARSINIZ …’dedi.

Emir Abdullah, Eşref Bey’in bu ağır hakaretine sükunetle su cevabı vermişti:

‘ – Vela telvasu lisaneküm ya Hazret-i Bek

(Lisanınızı kirletmeyiniz Bey Hazretleri…)

Emir Abdullah’ın Hicaz isyanı başladığı zaman unvanı MEKKE PRENSI idi. Eşref Bey, Lawrens’in koyduğu ve Allenbi’nin tasvip ettiği bu unvana fena halde içerlemişti. Yaralı olarak yattığı yerde, kendisini güya teselli eden Şerif’in oğluna söyle hitap etmişti:

‘ Ünvanınız, Mekke Mebusu… Üzerinizde ne varsa İngiliz malı. Simdi de yeni bir mevkiiniz ve makam adınız var: İngiliz resmi vesikaları size MEKKE PRENSİ diyorlar. Arapçada PRENS karşılığı olabilecek bir çok tabirler var. Fakat Size, Efendiniz İngilizlerin Arapça bir ünvan vermemeleri de gösteriyor ki onlar da sizi hakiki Araplıkla hiçbir alakanız olmadığını anlamışlar…’

İngiliz casusu Lawrens, Kuşçubaşı’nı çok merak ettiğinden dolayı, hastanede ziyaret etmiş ve şunu söylemiştir.

Lavrens: Kuşçubaşı Eşref, çöllerin eşine rastlamadığı müthiş bir haydut

Kuşçubaşı’da Lawrens’e, İngiltere’nin başına çok büyük belalar açacağını söylemiştir…

HAZIRLAYAN: YILMAZ KARAHAN

Yorumlar

“15) TARİHİN EN BÜYÜK CASUSU VE GERİLLASI: EŞREF SENCER KUŞÇUBAŞI” yazisina 31 Yorum yapilmis

  1. harbiyeli33 yorum tarihi 26 Şubat, 2008 14:13

    arkadaşlar, KUŞÇUBAŞI’nın hatıratı yayınlandı mı acaba? bilen varsa yardımcı olabilir mi?

  2. tarık pamuk yorum tarihi 10 Mart, 2008 12:19

    Böyle kahramanlarımız her zaman olmuştur elbet türk tarihini yücelten bu asil yoldaşlarımıza elbet öbür dünyada layıkı verilecektir.. Türk milleti sizinle gurur duyuyor . Bu sitenin kurcularına çok teşekkür ederim bu bilinmez tarihimizi aydınlattıkları için….

  3. Enes Şengönül yorum tarihi 26 Temmuz, 2008 14:47

    İttihat dönemi kahramanlarımız genelde bilinmez.Bir Süleyman Askeri çok az insanca bilinir.Bir Kuşçubaşı’nı az kişi bilir.Bir Enver Paşa’nın yaptıkları çok az kişice bilinir..Herkesce bunlar Osmanlıyı yıkan kişilerdir ve isimleri anılmak itenmez.Ama meşrutiyeti getirerek Cumhuriyet’in temel taşlarını koyanlar yine bu cengaverlerdir.

  4. Alemdar Battal Açıkgöz yorum tarihi 12 Ağustos, 2008 00:22

    Eşref Sencer Kuşçubaşı’nın yazmış olduğu Kitap’ları okumak isterim. Bu yazdıklarımı okuyan kişi/kişiler’de Rahmet’linin yazmış olduğu Hatıra’ların dan var ise bana fotokopi olarak ulaştırabilir mi? (masrafları karşılamam kaydı ile), lütfen olumlu bilgi verebilirseniz sevinirim.
    alemdar_battal@yahoo.com

  5. Enes Şengönül yorum tarihi 31 Ağustos, 2008 00:45

    Cemal Kutayda ki hatıratların çok büyük bir kısmı bir yansın sonrası kül oldu diye biliyorum..

  6. yavuz karaman yorum tarihi 12 Kasım, 2008 12:23

    BÜYÜK MİLLETLER BÜYÜK EVLATLAR YETİŞTİRİRLER.NE YAZIKKİ EŞREF SENCER BEY GİBİSİ BİR DAHA OLMAYACAK.BEN OKUDUĞUM BİR KİTAPTA RAHMETLİ EŞREF BEYİN ÜÇ ÇUVAL DOLUSU ANILARINI 1963 YILINDA SALİHLİDEKİ ÇİFTLİĞİNDE KIZININ YARDIMI İLE YAKTIĞINI HATIRILIYORUM.

  7. yavuz karaman yorum tarihi 20 Kasım, 2008 21:23

    TÜRK GENÇLİGİ MİLLİ KAHRAMANLARINI TANIMAK ZORUNDA YOKSA HALİMİZ YAMANDIR.TRT 1 TELEVİZYONU HER PAZAR GÜNLERİ ELİ KANLI ABD HAYDUTLARININ HAYAT HİKAYESİNİ ANLATACAGINA ÖZÜMÜZE DÖNSE KIYAMETMİ KOPAR !!! BUNUN İÇİNDE BEN TÜRKÜM ARKADAŞ DİYE HAYKIRACAK YÖNETİCİLERİ SEÇMELİYİZ,!!!! YANİ TÜRK OLMALI TÜRKE GÖRE OLMALI GERİSİ BOŞ LAF.

  8. kaan kasım tüylüoğlu yorum tarihi 5 Şubat, 2009 00:57

    evet eşref bey tarihimizin adını bildiğimiz kahramanı ve daha nice bilmediklerimiz de onun sır kitabında yani aklında yanlız mezara götürenlerin bildiği (kitap ismi veriim okuyun (imparatorluğun son akşamı) eşref beyin kurgulanmış tahmini hikayesi bu kitapta 300 sayfayı aşıyor kitabı okuyunca yorum için neler yazcanız merak ediyom ama önce ben yazıyim….(yorumum eşref bey süleyman beymustafa kemal atatürk enver paşa ve abdulhamit bütün dünyaya esaslı bir oyun oynamış her şeyi o günü değil bu günü kurtarmak için yapmışlar sonuç olarak bir gün dünyanın türkiyeye ihtiyacı olcağı kaçınılmaz bir sonuç olucaktı dört taraftaki yangın sönmüş ve zamanımızı beklemeye koyulmuşuz abdülhamitin dediği gibi sukuta ve sesiz sedasız zamanı geçirmeye ihtiyacımız vardı ….evet okuyun kitabı siz ne düşüneceksiniz

  9. VAHDET ORUC yorum tarihi 25 Mart, 2009 21:06

    bir turk dunyaya bedeldir. yeterki turk adi gibi olsun…

  10. onur uygun yorum tarihi 20 Ağustos, 2009 02:03

    eşref beyle ilgili bir iki kitap okudum sizlerle paylaşmak isterim.1-)Yazar mehmet niyazi yazılamamış destanlar-Eşref beyin kurduğu Batı Trakya Özerk Cumhuriyetini anlatıyor.2-)İsmail bilgin-elveda balkanlar-balkanlarda eşref beyin yaptıklarından biraz bahsetmekte3-)hakan kağan imparatorluğun son akşamı-eşref beyin hayatını bir nebze de olsun anlatan güzel bir roman..hepsini okumanızı tavsiye ederim. bu arada eşref beyin yazdığı hatıralar Cemal Kutay’ın Modadaki evinde yanması bu hatıraları okumamızı sağlamayacak derecede vahim bir yangındır.sevgilerimle

  11. Cankat Aytek (şhapley) yorum tarihi 23 Ağustos, 2009 04:33

    Ben Rahmetlinin torunlarından biriyim, Şunu belirtmeliyim ki; sizlerin ve tarihçilerin bilmediği ve tahmin dahi edemeyeceğiniz kahramanlıkları var kendilerinin, Tarihimiz biraz gizleniyor ancak onunda sebepleri var. Sadece IRA değil batının daha henüz farkedemediği nice tohumları attı o kahramanlar. Kim ne hesap yaptıysa birde bizim hesabımız var, nihayi olanda Allah’ın hesabı. İzleyin göreceksiniz. Allah cümlesinden razı olsun bu ismi unutulmuş kahramanların. Vatan varolsun, Millet Sağolsun.

  12. İsmet ERARPAT yorum tarihi 21 Eylül, 2009 11:27

    Öncelikle tüm islam aleminin Ramazan Bayramını kutluyor ve tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Kimileri yaşayarak öğrenir… Kimileri de okuyarak….. Hain ile Kahraman arasındaki farkı bence yazanlar değil tarih belirler… Peki bir okuyucu olarak bizler yaşanan bu tarihimize nereden bakacağız…? Mesela 1907′den bakalım ; ENVER PAŞA……………………… 1908′de Hürriyet kahramanı, 1914′de Başkomutan vekili, 1918′de Mağlup,Sürgün bir komutan, 1923′de Vatan haini……… Doğrusuyla,yanlışıyla yazılıp bizlere ulaştırılan bu mücadele benim şahsımda TÜRK MİLLETİNE aittir. TÜRK MİLLETİ; kendisine bir kat ve kat hizmet edeni Şeref ile yad etmiş,yine edecektir. Cankat AYTEK kardeşim bende KUŞÇUBAŞI EŞREF beyin torunuyum.Geçmişteki şanlı tarihimiz bence Milletimin vicdanıdır.İsnaat edilen tüm bu hareket insanlarının muhatabı elbette bizler olmadık.Milletim ender durumlarda tarihi yargılamak yerine bence kendi vicdanını yargılıyor.Sen takdiri yüce TÜRK MİLLETİ’NE bırak bence.Çünkü tarih ve toplum Milletimin vicdanını yargılayacaktır.

  13. kurt pars yorum tarihi 30 Eylül, 2009 18:36

    eşref sencer kuşçubaşı sır dolu destansı tarihimizin en büyük fedailerindendir.arkadaşlar eşref sencer kuşçubaşının kendi eseri olan hayberde bir türk cengini okumanızı tavsiye ederim.eşref sencer kuşçubaşı lider,idealist,korkusuz,zeki ve istihbataçılığın dehası olan bir kahramandır

  14. MERVE yorum tarihi 13 Ocak, 2010 21:17

    ARKADAŞLAR BENDE KUŞÇUBAŞININ İMPARATORLUĞUN SON AKŞAMI(HAKAN KAĞAN) ADLI KİTABINI OKUDUM GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR KİTAP HERKESE ŞİDDETLE OKUMASINI TAVSİYE EDERİM

  15. hüseyin hatal yorum tarihi 19 Ocak, 2010 16:19

    EŞREF beyin ismini il olarak Tuncay Özkanın mitin gizli tarihi isimli kitapta raslamıştım.cok etkilenmiştim daha sonra yemen ah yemen adlı kıtapta.O nun aziz KAHRAMAN,lıgından sö ediliyordu.anlamıyorum neden bazı isimler kafamıza azimle kazınmaya çalışılırken.gerçek kahramanlar tarihin arka sayfalarına bırakılıyor unutulmaya terk edliyor.ama blinçli yeni nesil uydurma tarihin gizlediği o OSMANLI yiğitlerini bir bir tanıyor.ALLAH RAHMET EYLESİN EŞREF BEYLERE ETHEM BEYLERE ve asil ENVER paşaya.ismini zikret mediğim OSMANLI yiğitlerine. o uydurma cumhurıyet kahramanlarıda avuna dursun…

  16. decenqua yorum tarihi 26 Ocak, 2010 18:34

    Arkadaşlar biz Çerkesler sizlerle yoldaşız ölümüne.Ama soydaş değiliz.Ne yapalım Cenab-ı Hakta bizi Çerkes kavminden yarattı.Rahmetli Eşref Bey Çerkes kökenlidir,tıpkı yetiştirip bu gün bir çok tarihcinin Ethem Bey olmasaydı (Kuvvai Seyyare)Kurtuluş Savaşı başlamadan biterdi (kaybedilirdi) dediği Çerkes Ethem gibi.Ben mesela Kuvvayi Seyyarede şehit olmuş bir dedenin torunuyum.Babam basını tanımazdı.Altı aylık kalmış.Kuvvayi Seyyarenin, yani Ethem Beyin birliklerinin %80-85′i Çerkes kökenliydi.Cumhuriyeti hepimiz omuz omuza kurduk.Hepimiz Dumlupınarda,Sakaryada,Çanakkalede,Sarıkamışta bir bedendik.Evimizi bu destanları hep beraber yazarak inşa ettik.Hepimiz bu evin çocuklarıyız.İsimlerimiz var.Yörük,Türkmen,Kürt,Zaza,Laz,Çerkes,Gürcü,Boşnak,Pomak,Roman v.s….Biz bu toprakların,Türkiye Cumhuriyetinin evlatlarıyız ve geniş bir aileyiz.Ama yorumlarda görüyorum ki devamlı Türk İsmi ve o ismin dünyaya bedelliği vurgulanıyor.Diğer isimlerdeki kardeşlerimize sataşma var gibime geliyor.Evlat ayrımı yapılıyor gibi geliyor ban.Tek bir ismin üzerine takdiri hitabetler niye?????

  17. ali kaya yorum tarihi 3 Mayıs, 2010 21:10

    bir enerjidir eşref bey, osmanlının gözü kara evladı, o herşeyden önce bir osmanlı yiğidiydi, o kendini osmanlılı olarak görmüştür hep ne türk, ne çerkez oluşu onun bu değerler üstü kişiliğini, vatana hizmetini gölgeleyemez… o yıldırım gibi eserken çöllerde, bizler markete bile gitmeyi zor gören talihsiz nesiliz, köklerinden koparılmış, tarih dışınıa atılmış sahte kimlikli, sahte toplumuz… ecdadını tanımadan, eleştirilen kişiliksiz mahluklarız.., bütün kuranları yaksak, bütün camileri yıksak, avrupanın gözünde osmanlının yalın kılıç neferiyiz.., bir zamanlar kıtaları ipek kumaş gibi keser biçerdik, kelleler damlardı kılıçlarımızdan, bir biz vardık cihanda birde küffar… ne zaman dönersek ecdadımıza tarih yaptıran değerler üstü değerlere sahip kuranımıza o zaman bizimdir bu cihan…

  18. decenqua yorum tarihi 14 Mayıs, 2010 02:31

    Evet hepimiz Osmanlıyız.Osmanlı bir çok Kavmin bir arada yaşadığı zamanın ABD’si kadar güçlü bir ülkeydi.(İmparatorluk).Fakat Arnavut Arnavut bilinirdi,Kürt Kürt,Arap Arap,Türk Türk bilinirdi v.s.
    Madem Eşref Sencer Bahis Konusu,onun Çerkes Olduğu daha bir ön Planda Tutulmalıdır.Tutulmasıda önemli değil,Osmanlı Subayı olduğu vurgulandığı zaman amma Türklük çok sık vurgulanıp Türkçülük malzemesi yapılırsa bir Çerkes olarak Hatırlatmak istedim.Türk olduğu da söylene bilir,amma gerçekçi olmak çok önemli,değilki.

    Bakın bu vesileyle Eşref Beyin İstihbaratı neden Kuvvatliydi bir ip ucu vereyim o zaman.Eşref bey bütün kadrolarının çoğunu Çerkezlerden seçmiştir.Çünkü o yıllar dünyada Çerkezlerden başka Çerkezceyi konuşanlar yoktu.Türkçe,Arapca v.s diğer bütün faal ajanları olan devletler Çerkezce dışındaki bu dilleri bilen elemanlarını yetiştirebiliyorlardı.Lawrence Eşref beyin Teşkilatı Mahsusası Karşısında bu yüzden hep falsolamıştır.Lawrence 7-8 dil bilen biriydi.Arapca ve Osmanlıca (Türkçe) uzmanlık alanında dillerdi.Onun içinde Arapları Etkilemiştir.

  19. İsmetErarpat yorum tarihi 6 Temmuz, 2010 11:22

    Malta’ya sürgün edildiğim zaman,yakın dost bulamamıştım.Lavrens’in ve Didis’in beni ziyaretlerinden sonra hürriyetime daha çok sahip olmuştum ve ifa ettiğim hizmetlerle mütenasip serbesti içinde olduğumu samimiyetle itiraf etmeliyim.Eskiden beri boş vakitlerimi yağlı ve sulu boya resim etüdleri ile geçirmek itiyadım vardı.İkici Meşrutiyet için Avrupada geçirdiğimiz gurbet seneleri içinde fırçam,aç kalmamı önliyecek kadar tecrübe ve maharet sahibi idi.Tarihi Malta Adasında’da mevzu bulmakta güçlük çekmiyordum.Paşa,benim bu meşguliyetimi biliyordu.Ertesi günü bana bir cihan atlası verdi:Üzerleri işaretli sahalardan dört nüsha kopya çıkaracaktım, ve bunları Osmanlı Sancağı ile işliyecektim.Öyleki,hudutlarımızın en geniş olduğu Üçüncü Sultan Murat devrindeki o muhteşem imparatorluk dünya haritası üzerinde bir anda belirmiş olacaktı.Şevkle oturdu ve bu vazifeyi tamamladım.Paşa buraların adlarını İngilizce harfleri ve telaffuzu ile yazdırdı.Neden Fransızcayı tercih etmemişti..? Bunu sorduğum zaman şu cevabı vermişti…;Eğer bu izahlarım müsbet bir netice verebilecekse bu ancak,Amerikan Devlet Reisi Mr.Vilson’un alakası ve mevzua gerçeği ehemmiyet ile mümkün olabilecektir.Gere Loyt Core,gerek Klemanso,aslında bu mevzuları bilirler.Fakat memleketlerinin menfaatinin bunları inkar,hatta aksini yapmakta olduğunu vehmetmenin ve zannetmenin gafleti içindedirler bugün…Yakın istikbalde pişman olacaklardır amma iş işten geçmiş bulunacaktır.Amerika ise,üzerine aldığı Cihan Devleti vazifesinin tarihi mesnetlerine maalesef sahip değildir.Bilhassa İngilizler Amerika’yı iğfal ediyorlar ve çıkmaza sürükliyorlar.Hiç bir neticeden çekinmeden,hayatım bahasına dahi olsa ,bu hakikatleri teker teker anlatacağım ve ikaz edeceğim.Onun için İngilizceyi tercih ediyorum…EŞREF BEY;Haritalar tamam olmuştu.Bunlar,kendilerine gönderilenlerin ellerine geçebilmiş ise ve vakit bulup tetkik edebilmiş iseler,hazırlayanın bir esir askerolması önünde heyacan duyduklarını ve hatta hayret ettiklerini ümit etmek isterim…İnsanlar,temiz düşüncelerle emek verdikleri mevzuların takdir edilmesini istemek beşeri zaafından kurtulamıyorlar.Haritalar böylesine güzel ve itinalı olmuştu.Bilhassa,bu gün üzerinde kimbilir elliye yakın müstakil devletin bulunduğu o üç kıt’a üzerindeki bi payan ülkelere Ay-Yıldızla bayrağımı öyle gönülden duygularla işledimki,kaç defa göz yaşlarımla boyalar bozuldu,düzelttim.FEDA VE HELAL OLSUN…

  20. İsmetErarpat yorum tarihi 1 Ağustos, 2010 09:32

    1930 senesinin kış aylarını Mehmet Akif’le beraber geçiren Eşref bey,Mısır’ın havası iyi gelmediği ve ömrünün sonuna kadar yenemediği hastalığı olan seyahat illeti depreştiği için diyar diyar dolaşmaya başlamış,dostunun vefası da kendisini her gittiği yerde takip ederek ,karşılıklı mektupları dosyalar doldurmuştur..!Ben rahmetli Eşref Beyefendi’nin son senesininde,bu mektuplardan bazılarını hatıralarını tasnif ederken görmüş ve rica etmiştim..!İstiklal Marşı şairinin,eski tabiriyle pek mükemmel bir hüsnü hat’ta (kaligrafisi) vardı.Sahifeler süren mektuplarının satırlarında hiç bir silinti,karalama,cümle düşüklüğü yoktu..!Eşref Beyefendi’ye,rahmetli üstadın müsvedde yapıp yapmadığını sorduğum zaman,adeta isyan etmişti;”Ne münasebet..? Bu ne biçim sual..? Değil bu gönülden dost mektupları,biz İbni Reşid’den dönerken,Hicaz hattının son tren istasyonu olan El-Muazzam’da,Enver Paşa’nın,istasyon şefinin odasında makine başında bize müjdelediği Çanakkale zaferinin heyacanı ile yarattığı ve misilsiz zafer destanını bile,çöl’ün güneşi pek aratmayan mehtabında hıçkıra hıçkıra,fakat müsveddesiz,karalamasız ibdağ etmişti..!”Mehmet Akif Bey’in Eşref bey’e bütün mektuplarında kullandığı gönülden tabir şudur;”Kardeşim,iki gözüm Eşrefciğim” Bu mektuplardan çoğu,iki eski dostun şahsi ve ailevi mevzularını tam bir açık gönüllükle dertleşmeleri,eski günleri yad etmeleri,vatan haberlerini birbirlerine iletmelerinin sohbetleridir..!Yirmiden fazla ve çoğu sahifeler tutan bu mektuplarda,politikaya ait hemen hemen hiç bir satır bulamadım..!Bazen memleket meselelerini karşılıklı görüşen iki gönül ve fikir dolusu samimiyetle,kimseye ve hiç bir harekete karşı en ufak kin,kırgınlık,düşmanlık ve kötüleme duygusu olmadan tahlil ediyorlardı..!Ve Mehmet Akif,çoğu zaman,Eşref Beyin hislerine,kendisininkini ekleyerek mevzu buluyordu..!Şimdi bunlardan birisinin metnini,aslından bir parçasının kılişesini de vererek sizlere sunacağım..! MEKTUP;1Muharrem 1350 (18 Mayıs 1931) tarihini taşıyor..!Mehmet Akif,bütün mektuplarında,daima iki tarih ,Hicri ve Miladi tarihleri kullanırdı..!İstanbul’a dönüşünden ölümünden beş yıl,beş ay önce yazdığı bu mektup denilebilir ki gurbet yıllarında İstiklal Marşı şairinin en hicranlı ve hüzünlü satırlarıdır..!Çok az hadiselerde metanetini kaybeden ve ümitsizliğe düşen üstadı böylesine eleme sevkeden şekli sebep,Eşref Bey’in kendisine yazdığı mektupda bahsettiği ,bir Kıbrıslı Türk’ün sözüdür..!Hadise şu;Eşref Bey Kıbrıs’ta yerleşmiş Vardarlı bir Türk’le konuşmuş,Adamcağız demişki ;”Biz bir Rum’un çiftliğinde çalışırız.Bizim çiftlik sahibi Aydın’lı imiş..!Seferberlikte ayrılmışlar,buraya gelip yerleşmişler..!Geçenlerde İstanbul’a gitti,bir ay kadar kaldı,döndü..!Bana dediki;”-Türkler bize benzemek istemişler,benzeyememişler..!Bir acaip olmuşlar..! O halde neden bu kadar kan döktüler..? Bize benzemek istediklerini söyleselerdi biz bu işi hem kansız hem de kolay yapardık..!-”dedi.Ne demek istedi..? Anlayamadım..! Eşref Bey’in kendisine ilettiği ve cevap vermediğini kaydettiği bu sual Mehmet Akif’i kalbinden yaralamış..!18 Mayıs 1931 tarihinde ,iki gözü Eşrefçiğine yazdığı mektubun konusu hemen hemen bu..! MEKTUP; Kardeşim iki gözüm Eşrefim..!Mektupların muntazam suretle geliyor..!Bundan dolayı sana ne kadar teşekkür etsem azdır..!Cenabı hak Seni de,çoluğunu çocuğunu da afiyetten,saadetten ayırmasın..!Hakikat o hikaye ettiğin dangul dongul adamcağız pek doğru söylüyor..!Çok maskaralarımız varmış..!Utanmaz yüzlerini örten incecik bir riya perdesiimiş..! O sıyrılır sıyrılmaz öyle sefil bir çehre ile ortaya çıktık ki, bütün dünya iğrendi..! Tecceddüd namına,inkılab namına ebediyen af edemeyeceğim bir şey varsa o da şudur;Biz bu yüzler karası mahiyetimizi meydana çıkarmayacaktık..!İnsanlıktan bu kadar bi nasip olanlarımız bulunduğunu dünyaya faş ermeyecektik..! Ne yapalım..? Kader böyle imiş demekten başka çaresi yok..! Garbiler, o namütenahi kuvayı maddiyelerine rağmen, ahlak sukutunda çare bulamazsak mahvımız mukadderdir diye feryad ediyorlar..!Biz Şarkılar,bu zaafımızla beraber onların kaçmak , kurtulmak istedikleri uçuruma doğru dolu dizgin koşuyoruz..! Lahavle vela kuvvete illa billah..!Nedir o matbuatın hali..? Öyle resimler basılıyor,öyle hikayeler yazılıyor ki, bunları seyredebilmek,okuyabilmek için insanda edep denilen,haya denilen devletliden zerre kadar nasip olmamak icab eder..!Mesela bundan otuz sene evvel, kırk sene evvel efradı ümmetin birinden pek şeni bir rezalet sadir olursa ,insan bu kadar alçak olabilirmiş..!İnsanlık bu derekelere inermiş dedirtmemek için o şenaaati gazetelere yazmak şöyle dursun,ağza almaktan çekinirlerdi..!Şimdiki hikayelerin,romanların bir çoğuna mevzu teşkil eden vak’alar hep o mahiyette şeyler..!Evvelleri seneler koşuyor,ben henüz ne dünya için ,ne ukba için bir hayırlı iş göremedim diye müteesir oluyordum..!Halbuki artık yaşımın elli sekiz,elli dokuza vardığını gördükçe, ne ala, yakında tası tarağı toplayacağım diyorum, hem de seviniyorum..! Evet..! İnsan halin her türlü şedaidine katlanır amma istikbalden bir ışık görmek şartıyla..! Yoksa yarının daha karanlık,öbürgünün de ondan berbat olacağı gün gibi görünürken yaşamak pek de arzu olunur bir şey değil..! Sebilürreşad’ı çıkarırken,şuraya buraya koşarken oldukça müteselli idim..!Hisseme düşen vazifeyi ifa ediyordum..!İnsan çalışmak ile mükellef ,muvaffak olmakla değil diyordum..!Lakin şimdi elim ayağım bağlı oturdukça büsbütün sinirleniyorum..!”-Senin Sebilürreşadın çıksa , her hafta şiirler yazsan ,mekaleler yazsan bağırsan çağırsan bu cerayanların istikametini mi değiştireceksin..? Şiddetinimi azaltacaksın..?Suali pek haklı olmamakla beraber,ben bu adaleti hiç sevmiyorum..! Hiç hoş göremiyorum..! Hikaye meşhurdur ya;karıncaya nereye gidiyorsun..? Demişler Hicaz’a diye cevap vermiş..!Hiç bu bacaklarla Mekke’yi bulabilirmisin..? Mülahazasını ileri sürmüşler..!O da hiç olmazsa yolunda ölürüm ya..! Cevabını vermiş..! MEKTUP;Mehmet Akif’in iki gözü Eşrefciğine yazdığı bu mektubun son satırları;İstiklal marşı şairinin manevi ve ahlaki bir düşüşü önlemek için,icab ederse hayatını verme bahasına nasıl bir mücadele ve hizmet ateşi ve aşkı içinde olduğunu ne güzel anlatıyor..!Mektubun son satırları şöyle biter;”-Gaye uğrunnda çalışmak,didinmek,nihayet ölmek..!Ah!Ne güzelmiş meşgale,o ne hoş eğlence,o ne mes’ut hatime imiş..!Ben onu şimdi adam akıllı hissediyorum..!Acaba o günlerimiz yine gelecekmi..!Yine gayemiz uğrunda canımızla,başımızla çalışabilecekmiyiz..! Çıkmadık canda ümit var derler,değil mi kardeşim..!Allah büyük..!Elbette bizim de atıl batıl oturmaktan kurtulacağımız günler gelecektir..!Refikam,gerek sana,gerek hanımefendiye arzı hürmet ediyor..!Emin ile Tahir ellerinizi öpüyorlar..!Ben de Hanımefendiye ihtiramlarımı takdim ederim..!Feridun ile Cuyap’ın gözlerini öperim..!İki gözlüm,kardeşim Eşrefim..! 1 Muharrem 1350,(18 Mayıs 1931 Pazartesi) Kardeşin:Mehmet Akif Mektubun sağ altında şu not var;”-Bu gün senei kameriyyenin iptidası..!İnşallah ümmeti Muhammed hakkında hayırlı olur-” dileği..!(Mektupda adları geçen Emin ile Tahir,Akif’in oğullarının adıdır..!Feriddun Eşref Beyin oğlu,Cuyap kızıdır..!)Kaynak; CEMAL KUTAY YAZILMAMIŞ TARİHİMİZ KÜLLİYATINDAN SEÇMELER

  21. Yılmaz Karahan yorum tarihi 1 Ağustos, 2010 14:00

    İSMET BEY,
    YORUMDAKİ BİLGİDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ.
    SAYGILAR

  22. süleyman serbest yorum tarihi 21 Ağustos, 2010 12:42

    Değerli arkadaşlar herşeyden önce tarihimiz şanlı bir tarihtir türkler olmasaydı dünyada tarih olmazdı diyen avrupa milletleri bugun hala çocuklarına bizleri nasıl halt edeceklerini öretiyorlar türkiye halkı mozayıktır bu kaçınılmaz ama şunu unutmayın TÜRKİYEDE yaşayan hiç kimse safkan değildir mutlaka kız alıp kız vermiştir ben bulgaristan doğumluyum ama karaman avşarıyım benim soyum avşar yörüklerinden ama aylemde gürcüde var belkide benim bilmediğim başkasıdavar ama biz TÜRK KİMLİĞİNİ TAŞIYORUZ BİZ TÜRKÜZ …

  23. yakup cemil yorum tarihi 28 Eylül, 2010 23:43

    kuşçubaşı uçan şey o bir adigedir ve hayatı bir adige olarak yaşamış kahraman vatansever ruhun şad olsun

  24. decenqua yorum tarihi 30 Eylül, 2010 23:21

    süleyman serbest Adigeler (Çerkezler) olmasaydı,(Çerkez Ethem) Kurtuluş Savaşı Başlamadan Biterdi diyor son yüz yılın Ülkemiz Tarihçileri.Yani Adigeler (Çerkezler) olmasaydı Cumhuriyetimizin Tarihide olmazdı.Atatürkle Yola Çıkanları,silah Arkadaşlarını,Meşhur Kongre Mensuplarını bir araştır tavsiye ederim Atatürkün yanında kimler varmış ve Orantılama yap bir…

  25. İsmetErarpat yorum tarihi 29 Ekim, 2010 17:54

    ATATÜRK ‘ ÜN SİYASİ VASİYETİ DE DENİLEBİLECEK ONUNCU YIL NUTKU ‘ NUN SON CÜMLELERİNİ ,BERABERCE YAŞYACAĞIMIZ NİCE CUMHURİYET BAYRAMLARI COŞKUSU İÇERİSİNDE SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM .”TÜRK MİLLETİ ;EBEDİYETE AKIP GİDEN HER ON SENEDE , BU BÜYÜK MİLLET BAYRAMINI DAHA BÜYÜK ŞEREFLER , SAADETLER , HUZUR VE REFAH İÇİNDE KUTLAMANI DİLERİM” . NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ..!

  26. hikmet yorum tarihi 26 Haziran, 2011 02:40

    soranlar için söyleyim.kuşçubaşı eşrefin hatıratı cemal kutayın kitaplarında parça parça yayınlanıyordu.Ama bütün kitap halinde yayınlanmadı.

  27. Hamit İbrahim KARA yorum tarihi 24 Temmuz, 2011 00:05

    İmparatorluğun Son Akşamı kitabını okudum..Her anında tüylerim diken diken oldu.Şöyle bir düşündüm bizler bu vatan için neler yaptık? Düşündükçe kendimden iğrendim. Bu vatana zarardan başka bir şey verememişim. Oysa dedelerimizin yaptıklarına bir bakın. Haftalarca aylarca çöllerde sürünmüşler. Aylarca yıllarca zindanlarda kalmışlar. Pes etmemişler. Sabretmişler. Direnmişler. Vazgeçmemişler. Zaman zaman hata yapmışlar, ancak hatalarının farkına vardıkları an doğru yolu bulup hareket etmişler. Onlara duyduğumuz hayranlıklar yazmakla söylemekle tükenmez. Uzar gider.

    Bu arada Kuşçubaşı Eşref’in o hatıraları yanmış bildiğim kadarıyla. Bizler bu imkanlarla ulaşamıyoruz bu bilgilere. Eğer elinde kaynak olan varsa sadece Kuşçubaşı değil Yakup Cemil olsun İsmail Canpolat olsun elinde kaynağı olan varsa e-mail yoluyla ulaştırabilirse sevinirim. Kitap olarak da kaynağı olan varsa maddi karşılığını vermeye hazırım. Her türlü masrafını karşılayabilirim. Yeter ki Teşkilat-ı Mahsusa olsun, Cumhuriyetin nasıl kurulduğuyla ilgiliolsun, Osmanlının nasıl devam ettiği olsun, kısacası bu vatanla ilgili ne olursa olsun elinde kaynak olanlar ulaşsın.

    hhaamiitt@hotmail.com (E-mail yollayabilirsiniz)
    hamit@kara.com (E-mail yollanmıyor bu adresime.Eklerseniz eğer konuşup anlaşabiliriz daha kolay)

  28. Mustafa Hacıömeroğlu yorum tarihi 23 Kasım, 2012 21:51

    Arkadaşlar,
    Eşref Bey’i rahmetle yâdedelim. Eşref Bey’i 2003 yılında KURTLAR VADİSİ sayesinde öğrendim. “Hayberde Türk Cengi” kitabını okuyarak Eşref bey’den kendini öğrendim. Kitap üzerinde derin analizler yapmak gerekir. Hicaz’a sürgün edilmesi ilginçtir. Şunu da unutmamak gerekir ki “Sürre alayları” konusu hiç hoş bir hadise değildir. Malta sürgünü… Dönüş ve 150′liklre dahil ediliş. Asıl 150′likler üzerinde çok düşünülmeli. Allah rahmet etsin. İlk fırsatta mezarına ziyarete gideceğim.

  29. ayhan uyanık yorum tarihi 7 Ocak, 2013 19:12

    yemen ah yemen adlı kitabı okumaktayım şu an..eşref beyin adını duymuştum daha öncelerden..Akifin arkadaşı oduğunu da biliyordum..fakat inanın bu muazzam insanı her yönüyle bu milletin evlatlarının tanıması lazım diye düşünüyorum..hatta bu insanın destansı hayatı biran önce filme çekilmeli..muhafazakar zenginlerimiz gerekirse milyonlar verip bu filme sponsor olmalılar…..ilk fırsatta mezarına gidip bir fatiha okumak istiyorum..

  30. aylin sencer yorum tarihi 11 Nisan, 2013 15:34

    aslımız balıkesir manyas kızıksadan gelmedir hatıraların çoğu duruyor bir kısmınıda anneannem le dedem yakmıştır doğrudur fakat bizim yazdığımız kitap tamamen gerçek belgelere dayanmakta dır ki yasak lanmıştır şuan yeni baskısını almanya da bastırıcaz orda dağıtılıcak bu kitap damat ferit vahdettin gibi hain ilan edilen lerin nasıl bu ülkeyi kurtarmak için neleri göğüslediklerini gün yüzüne çıkarıyor ethem bey in (çerkes ethem) anadoluyu asıl kutarıcısı olduğunu gösteren belgeler vardır bunu gün yüzüne çıkarıcaz inşallah

  31. TAN ENDER yorum tarihi 26 Mayıs, 2013 10:24

    Degerli decenqua kardeşim, ingilizlerin yalan tarih uydurup inandırtması yüzünden her yerde bölücülük oluyor, Türk kelimesine alınmışsın ama şuna içten inan ben bu konuları çok araştırdım halen araştırıyorum, bende çerkesim ve senin gibi düşünüyordum eskiden… Bu konuda çok seyahatlerimde oldu, işim geregi de çok kültür tanıyorum. Çerkesler % 90 türk ve prototürk kanı taşıyor ! merak edersen özelden sayfalar dolusu açıklama yazarım…
    KALPAK, ÇERKESKA , CIZME, KILIC USTALIGI VE YAPIMI, ADETLER, AT…?!?? NEREDEN GELIYOR :)
    BUNA EK OLARAK KAFKASYADAKI TURK NUFUS ORANI (KUMUK LEZGI KARAÇAY BALKAR NOGAY AVAR, ACARALAR KADERLER, OSETLER ise prototürk olan alan sarmat ve Iskitler , HAZAR VE ALTINORDU nun torunları KAFKAS yahudileri olarak yaşıyorlar …..BU HALKLARIN TAMAMIDA % 100 TURK DUR ! Ingilizler ya mogol ve çin tiplemesini yada Anadoluda asimile olmuş ermeni arap fizyonomisini Türk diye yutturuyor …. Sevgi ve saygılar !

Yorum yap




6 + 9 =