127) HOŞGÖRÜ MABEDİ

Yayin Tarihi 26 Şubat, 2008 
Kategori BASIN-YAYIN

 DÜNYANIN EN İLGİNÇ MABEDİ

KAZAN’DA

image00195.jpg

 Dünyada tek; eşi benzeri yok. Hem cami, hem kilise, hem sinagog, hem de Budist tapınağı aynı kubbe altında. Tataristan’ın başkenti Kazan’daki bu ilginç mabet dünyada Türk hoşgörüsünün sembolü gibi…

Süper mabette, Hıristiyanlar için mezheplerine göre ayrı kiliseler düşünülmüş.


Ortodokslar, katolikler, protestanlar, evangelistler ayrı ayrı mekanlarda ibadet edebiliyor. Her biri ayrı mekanlarda ama aynı kubbe altında.

Mabet, Tataristan’ın başkenti Kazan’da yapıldı. Bir Rus mimarının eseri. İşadamlarının ve Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin yardımıyla yapılan bu süper-mabede tüm dinlerden insanlar akın ediyor.

Mekana gidenler, inançlarına göre kendi ibadethanelerinde dini vecibelerini yerine getiriyor. Hoşgörüyü sembolize eden mekanda bugüne kadar hiçbir sorun yaşanmadı. Kazan kenti yetkilileri hoşgörünün en somut örneği olarak nitelendirdikleri bu yapıyla gurur duyuyor.

TÜRK GÜNDEM

Yorumlar

“127) HOŞGÖRÜ MABEDİ” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. ufuk ergen yorum tarihi 26 Şubat, 2008 15:58

    Hepimizin bildiği gibi atalarımızdan bizlere kalan bir çok değerler den biri olan HOŞGÖRÜ konusunda da üstümüze düşeni yapmaktayız.Haberde bahsedilen Tataristan başkenti Kazan da bulunan her biri ayrı mekan da aynı kubbe altın da hoşgörüyü sembolize eden mekanın bir benzeri ülkemiz de ANTALYA İli KADRİYE Beldesi BELEK TURİZM MERKEZİ sınırları içerisinde aynı avlu içerisinde HOŞGÖRÜ VE DİNLER BAHÇESİ adı altın da CAMİ,KİLİSE,SİNAGOG olarak bölgemize ve ülkemize gelen bütün dünya insanlarını kendi ibadethanelerin de dini vecibelerini yerine getirebiliyorlar.
    Hoşgörü ve dinler bahçesinin ülkemiz de bulunması benim olduğu kadar inanıyorum bundan bilgisi olan bütün TÜRK halkının da guruR kaynağı olacaktır.Her şey gönlünüzce olsun.Saygı ve sevgilerimle.
    Ufuk ERGEN

  2. sedat ergenç yorum tarihi 26 Şubat, 2008 16:25

    Allah’ın dini tektir ve onun adı İSLAM’dır. Biz müslümanlar dinimizin islam olduğunu ileri sürüyoruz, onlar ise kendilerininkini…

    Bu tarz dialog ve hoşgörü çağrıları bana nedense her an bir kalleşliğe uğrayacağımızı, her an içimizden birilerini çekip alacaklarını ve birbirimize düşman olacağımızı çağrıştırıyor…

    Sanki, gelişmelerin sonunda biz müslümanlar bu birliktelikten çok büyük darbe alacak gibiyiz!, bu işleri besleyenler, destekleyenler, sempati duyanlar çok iyi stratejik ve taktik düşünmüyorlar gibi geliyor bana! ne dersiniz?

Yorum yap