12) Divanu Lügati’t Türk’te Araç Gereçlere Ait Söz Varlığı (Savaş Aletleri)

Yayin Tarihi 21 Haziran, 2016 
Kategori KAŞGARLI MAHMUD VE DİVANÜ LÜGATİ'T TÜRK

DÎVÂNU LUGÂTİ’T TÜRK’TE ARAÇ GEREÇLERE AİT SÖZ VARLIĞI

image001

Dîvânu Lugâti’t-Türk indeksinden yapmış olduğumuz tarama neticesinde eserde toplam 424 adet araç gereç ismi tesbit ettik. Bunun 106’sı kap kacak ve mutfak, 58’i savaş aletleri, 53’ü dokuma, 62’si giyim kuşam, 38’i hayvancılık, 28’i tarım, 11’i müzik aletleri, 3’ü av-avcılık, 3’ü tıp, 9’u oyunoyuncak, 16’sı mobilya, 27’si el aletleri, 10’u ise ulaşım araçları ile ilgili söz varlığıdır

İnceleme neticesinde elde edilen verileri maddeleyecek olursak;

  1. İncelememiz sonucunda kılıç kamçı, açış bukaç gibi iki isimden oluşan araç gereç adlarına yer verildiği görülmüştür
  2. 13 madde başı altında incelenen araç gereçlerin en yoğun olarak görüldüğü başlık 106 kelime ile kap kacak ve mutfakta kullanılan araç gereçler olmuştur. Onu 62 kelime ile giyim kuşam kelimeleri izlemiştir. Dokuma 53 kelime, savaş aletleri 58, hayvancılık 38 kelime ile kullanım sıklıklarının yoğunluğu ile dikkat çekmektedir
  3. Kap kacak başlığı altında incelenen aletler içinde testi, tencere, kadeh, bıçak gibi malzemeler yoğun olarak kullanılmıştır. Örneğin “tencere” anlamında aşaç, aşıç, açıç bukaç ve eşiç gibi dört farklı madde başı kullanılmıştır.
  4. 11. yüzyılda savaş malzemesi olarak en çok ok, ok temreni, yay, kılıç, hançer, mızrak, demir başlık gibi malzemelerin kullanıldığı dikkat çekmektedir.
  5. Dokuma malzemesi olarak XI. yüzyılda en çok keçe, ip, iplik, renkli ipler, çadır örtüsü, heybe, halı, kilim gibi malzemeler ile bunların işlenmesinde kullanılan yigne “iğne” kelimesi sıklıkla kullanılmıştır.
  6. Giyim kuşam başlığı altında o dönem kadınların halka, toka, halkalı tokalı kayışlar, kuşak, kemer, başlık gibi elbise malzemeleri kullandıklarını görüyoruz. Kadınların süslenmek için taç, yüzük, gerdanlık gibi takılar ile makyaj yaparken yanaklarına sürdükleri enğlik adını verdikleri kırmızı boyaya varana kadar detaylara rastlanmaktadır. 
  7. Hayvancılık başlığı alında eğer, halka, tasma, yular, burunduruk, semer gibi malzemelerin sıklıkla tekrar ettiği dikkat çekmektedir. 
  8. Tarım madde başında korkuluk, yaba çatal, çatal değnek, saban, elek, kalbur, değirmen, orak, balta gibi malzemeler göçebe ve yarı göçebe bir topluluk olan Türklerin o yüzyıllarda yoğun bir şekilde ziraatle iştigal ettiğini göstermektedir.
  9. Türklerin o dönemdeki sanatsal faaliyetlerini kullandıkları ut, davul, kös, def, zil gibi müzik aletlerinden izlemek mümkündür. 
  10. Türklerin sadece kara hayvanlarını avlama konusunda değil sulak alanlarda da avcılık faaliyetlerini yürüttüklerini izdenğ adındaki “balık avlamada kullandıkları bir ağ”dan anlamaktayız.  Bunun yanı sıra iğne ve olta iğnesi de kullandıkları av malzemeleri arasında sayılabilir.
  11. Tıp ve tedavi alanında da son derece gelişmiş aletlere sahip olan Türkler o dönemde arkaçak adında ağza ilaç akıtmak için bir çeşit alet, mil adı verilen yarayı yoklamak için kullanılan bir cihaz ile kan almak için sorgu adını verdikleri bir araç da kullanmışlardır. 
  12. Çocukların dünyası olan oyun ve oyuncak kavramları için o dönemde hayli ilginç nesnelere rastlanmaktadır. Örneğin o dönemde çocuklar tepük adını verdikleri futbol oyununu çok severek oynadıklarını kaynaklardan anlamak mümkündür. Bunun yanı sıra salıncak ve topaç da o dönem ilgi gören oyuncaklar olarak karşımıza çıkmaktadır.
  13. Bugün koltuk adını verdiğimiz ve yaygın bir şekilde her evde kullanılan mobilya malzemesi o dönemde koltık şeklinde adlandırılmakta ve aynı işlevde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra çardak, şilte, minder, sedir, döşek, yüklük gibi eşyalar da evlerde insanların gündelik hayatta kullandıkları malzemelerdir. 
  14. Evlerde kullanılan el aletlerine bakıldığında süpürge, ustura, makas, anahtar, çekiç, mala, makas’ın yanı sıra XI. yüzyılda da Türklerin ütük adını verdikleri ütünün aynı işlevle o dönemde de kullanıldığını görüyoruz. 
  15. Ulaşım araçları bakımından sadece karada deve, at gibi hayvanların üzerinde seyahat eden Türkler o dönemde su üzerinde de kaygık, kemi adını verdikleri kayık, gemi, tekne, sal gibi araçları yoğun bir şekilde kullanmışlardır.
  16. Bu verilerden hareketle büyük Türk dilcisi Kâşgarlı Mahmud Dîvânu Lugâti’t-Türk’te sadece Türkçenin ilk sözlüğünü yazmakla yetinmemiş, XI. yüzyıldaki Türklerin kullandıkları alet ve araç gereçleri ayrıntılı bir şekilde gözlerimizin önüne sermiştir.

 Yard. Doç. Dr. Cihan ÇAKMAK

Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü,

El-mek: cihancakmak1818@gmail.com

Savaş Aletleri

aşuk: demir başlık, tulga. bk. yaşuk I, 67-6 (Atalay-IV 2006: 44)/aşuk: demir tolga. 46/32 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 561).

ay bitiği: askerin adıyla azığının yazıldığı defter. I, 40-10 (Atalay-IV 2006: 96).

basu: demir tokmak (bir dilde). III, 224-6 (Atalay-IV 2006: 72)/basu: demir çekiç. 544/444 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 576).

başak: okun ve mızrağın ucuna geçirilen demir temren; ok temreni, ok başağı. I, 378-14; III, 220-21 (Atalay-IV 2006: 73)/başak: okun ve mızrağın ucuna geçirilen demir, temren. 190/162, 542/443 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 577).

başaklık (süŋü): temreni olan, temrenli (mızrak veya ok). 249/218 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 577).

batrak: ucuna bir ipek parçası takılan mızrak. bk. bayrak krş. badruk (Atalay-IV 2006: 75) /batrak: savaşçının alameti olan, ucunda ipek parçası bulunan sırık, bayrak. 234/203, 363/292, 525/426 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 578). 

beçkem: alâmet, belge; ipekten veya yaban sığırı kuyruğundan yapılan alâmet olup savaş günlerinde yiğitler takınırlar. bk. perçem (Oğuzca) I, 483-11 (Atalay-IV 2006: 77)/beçkem: ipekten veya yaban öküzü kuyruğundan yapılan ve savaşta kahramanın kim olduğunu gösteren alamet. 242/211, 243/211 →berçem (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 579).

berge: kamçı. bk. berke III, 323-7 (Atalay-IV 2006: 84)/berge: hırsız dövmekte ve eşek dürtmekte kullanılan kamçı ve değnek. 215/185, 586/480 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 582).

berke: döğmek, sürmek için kullanılan deynek, kamçı. bk. berge krş. berge I, 427-20 (Atalay-IV 2006: 84)/berge: hırsız dövmekte ve eşek dürtmekte kullanılan kamçı ve değnek 215/185, 586/480 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 582-583).

borguy: üflenerek öttürülen boru. III, 241-12 (Atalay-IV 2006: 103) /borguy: üfürülen boru. 551/451 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 594).

borı: ok ucuna geçirilen temren oyuğu halkası; hokka ve taş gibi şeylerin yarılmaması için ağızlarına geçirilen halka. III, 220-20, 220-23 (Atalay-IV 2006: 103)/burı: temrenin girişindeki ok sırtı. 542/443 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 602).

bügde: hançer (Türklerce). bk. bükte (Oğuzca). I, 31-24, 418-8 (Atalay-IV 2006: 122)/bügde: Türklerde (ölçünlü Türkçede) hançer. 26/12, 210/181 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 606) → bükte bükte: hançer (Oğuzca). bk. bügde (Türklerce) I, 31-24 (Atalay-IV 2006: 124).

çagığ: kamçı, sırım. bk. çawığ II, 210-18 (Atalay-IV 2006: 129)/çawıg: kamçının püskülü, ucu.187/160, 382/300 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 617).

çawığ: kamçı, kamçı ucu. bk. çagığ I, 374-5; II, 231-1 (Atalay-IV 2006: 138)/çawıg: kamçının püskülü, ucu. 187/160 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 617).

çıgılwar okı: bir çeşit küçük ok. I, 493-21, 494-3 (Atalay-IV 2006: 145)/çıgılwar (okı): küçük, kısa ok. 247/217 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 621).

çuram: ötekilerden daha uzağa giden yeğni bir ok atılışı. I, 412-30(Atalay-IV 2006: 161)/çuram: hafif bir okla, “galve”den (300-400 kulaç mesafeli ok atışı) daha uzağa yapılan atış. 208/178 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 629).

çuram okı: bu türlü atılan ok. I, 413-4 (Atalay-IV 2006: 161)/çuram okı: çuram atışında kullanılan ok. 208/178 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 629).

çij: demir çivi; zırh çivileri ucu. III, 123-24, 124-1 (Atalay-IV 2006: 151)/çij: demirden çivi 496/398; zırh halkasının perçini. 496/318 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 625).

kaçut: kısa mızrak. I, 12-2 (Atalay-IV 2006: 245)/kaçut: kısa mızrak, harbe. 9/5, 179/153 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 674).

kılıç kamçı: içinde kılıç olan kamçı. I, 417-23 (Atalay-IV 2006: 257).

kalkan: kalkan. bk. kalkanğ I, 441-4, 441-9; II, 356-19; III, 82-25, 221-2, 386-6 (Atalay-IV 2006: 256)/kalkan: kalkan. 221/191, 441/344, 479/383 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 680).

kalkanğ: kalkan. bk. kalkan III, 386-6 (Atalay-IV 2006: 256)/kalkañ: kalkan. 612/506 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 680).

kalwa: öğrence oku, üzerinde temreni bulunmayan, yuvarlak bir tahta parçası bulunan ok. I, 426-21, 528-10 (Atalay-IV 2006: 257)/kalwa: temreni bulunmayan, temren yerine ucu sivriltilmiş olan ok. 214/185, 263/229 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 680).

kamçı: kamçı. I, 417-2 (Atalay-IV 2006: 257)/kamçı: kamçı. 210/181 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 680). 

kapa yüglüğ ok: yüksek yelekli ok. III, 217-16 (Atalay-IV 2006: 821).

kapgak: kapak, sadağın kapağı. I, 471-22/kapgak: sadak kapağı 237/206 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 683).

kerjü: tüfekte atılan yuvarlak taneler. III, 441-25 (Atalay-IV 2006: 304)/kerjü: çamurdan kurşun. 634/530 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 705).

kesme: enli ok temreni. I, 434-2 (Atalay-IV 2006: 306)/kesme: enli ok temreni. 218/187 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 706).

kılıç: kılıç. krş. kılınç I, 183-3, 321-6, 339-26, 359-3, 359-4, 359-18, 397-9, 417-23; II, 116-26, 12914, 147-15, 197-11, 246-17, 281-11, 308-16, 344-21, 356-18; III, 135-2, 169-8, 268-15, 2774, 296-12, 373-1,437-10 (Atalay-IV 2006: 314)/kılıç: kılıç. 8/5, 101/93, 161/140 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 711).

kın: kın, bıçak ve kılıç kını; kılıf. I, 339-25; III, 140-13 (Atalay-IV 2006: 316)/kın: kılıç ve bıçağın kını. 171/147, 504/404 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 712).

kiriş: kiriş, yay kirişi; yay. I, 198-10, 370-10; II, 83-22; III, 215-16 (Atalay-IV 2006: 332)/kiriş: yay kirişi. 108/98, 186/159, 310/255. (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 722).

kiş: sadak (Oğuz ve Kıpçaklardan başkalarınca). I, 393-8, 494-3; II, 275-19; III, 126-18(Atalay-IV 2006: 334)/kįş: sadak. 198/170, 223/193, 27/217 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 723).

kiş kurugluk: sadak, gedeleç. I, 504-2 (Atalay-IV 2006: 334) 

kiş kurman: ok yay konan kap. I, 444-19 (Atalay-IV 2006: 334)

koguş: okları perdah etmek için koğuş – huş – ağacından yapılan aygıt. I, 369-20 (Atalay-IV 2006: 339)/koguş: oku düzeltmek için kullanılan kamış parçası. 185/159 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 725).

kurman: gedeleç, yaylık, yay kabı (Oğuz ve Kıpçak dillerince). kurluk=sadak, ok kılıfı. I, 444-18; III, 16-23 (Atalay-IV 2006: 382)/kurman: yay kabı. 223/193, 451/354 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 748).

kurugluğ: sadak, okluk, gedeleç. bk. kurugluk I, 501-5 (Atalay-IV 2006: 384)/kurugluk: okluk. 250/219, 251/221 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 750).

kurugluğ ya: kurulu kurulmuş yay. I, 496-18, 500-16, 501-4 (Atalay-IV 2006: 384).

kurugluk: sadak, okluk, gedeleç. bk. kurugluğ I, 504-1 (Atalay-IV 2006: 384)/kurugluk: okluk. 250/219, 251/221 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 750).

kübe yarık: bütün vücuda giyilen zırh. III, 15-14, 217-18 (Atalay-IV 2006: 392).

ok: ok. I, 11-4, 21-15, 37-4, 157-5, 160-4, 160-5, 166-15, 170-6, 171-6, 180-8, 193-6, 199-11, 21716, 222-7, 237-26, 275-2, 326-28, 393-8, 457-3, 522-17; II, 82-6, 129-1, 196-15, 196-28, 199-1, 208-7, 221-16, 224-9, 226-5, 236-5, 252-27, 284-14, 328-16, 329-1, 338-1, 348-21, 356-3; III, 75-16, 107-4, 115-23, 217-16, 276-14, 281-5, 318-14, 343-10, 390-11, 392-4 (Atalay-IV 2006: 429)/ok: 8/5, 15/8, 31/17 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 772).

ok kezi: I, 326-28 (Atalay-IV 2006: 310).

say: vücuda giyilen zırh. III, 158-15 (Atalay-IV 2006: 501).

say yarık: demir göğüslük. III, 15-15, 158-15 (Atalay-IV 2006: 749)/sāy yarık: göğüslük (cevşen). 451/354, 514/413 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 812).

sünğü: süngü, mızrak, kargı. I, 349-3, 497-17; II, 264-25; III, 337-7, 368-16 (Atalay-IV 2006: 549)/süñü: mızrak, kargı. 176/150, 249/218, 399/310 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 840).

tili: ok temreni üzerine sarılan sırım. III, 233-3 (Atalay-IV 2006: 623)/tili: temren yuvasından okun yukarısına doğru sarılanm sırım. 548/448 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 881).

tolum: silah. I, 215-9, 397-2; II, 30-10 (Atalay-IV 2006: 637).

tugru: parazvana; kılıç, bıçak, hançer gibi şeylerin saplarının içlerine geçirilen ince demir. I, 421-1 (Atalay-IV 2006: 650)/togru: kılıç, hançer ve bıçağın kabzaya sokulan kuyruğu. 212/182 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 888).

tura: kalkan, siper; düşmandan gizlenmek için kullanılan şey. II, 356-19(Atalay-IV 2006: 655)/tura: kalkan. 441/344, 542/443 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 901).

ulun: temrensiz ok. I, 78-11 (Atalay-IV 2006: 692)/ulun: okun gövdesi. 52/37 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 921).

urgu: kendisiyle bir şeye vurulacak nesne veya aygıt. I, 13-12; II, 69-25 (Atalay-IV 2006: 695)/urgu: kendisiyla bir şeye vurulan (nesne vb). 10/6, 304/251 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 923).

ya: ok; yay. I, 280-14, 496-18, 500-16, 501-4; II, 7-29, 37-18, 50-1, 59-6, 59-7, 61-2, 61-4, 61-5, 565-13, 66-11, 67-6, 68-1, 68-7, 98-7, 114-9, 134-20, 138-22, 190-9, 198-7, 198-11, 205-13; III, 16-25, 50-6, 73-8, 78-17, 215-15, 239-10, 318-5, 407-17 (Atalay-IV 2006: 723)/yā: yay 143/124, 181/155, 248/218 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 939).

yarık: zırh; zırh ve kalkana verilen genel ad. III, 15-12, 158-15, 217-18 (Atalay-IV 2006: 749)/yarık: zırh ve göğüslüğe (cevşen) verilen genel isim. 451/354, 540/441, 514/413 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 953).

yasıç: yassı ve uzun temren. III, 8-16 (Atalay-IV 2006: 755)/yasıç: yassı temren. 448/351 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 956).

yasık: gedeleç (Türklerce). bk. kurman (Oğuz ve Kıpçaklarca), yasıglığ. III, 16-21(Atalay-IV 2006: 755)/yasık: yaylık, yay konan yer. 451/354 (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 956).

yaşuk: demir başlık, tulga. I, 67-6 (Atalay-IV 2006: 758)/aşuk: demir tolga. 46/32 (ErcilasunAkkoyunlu 2014: 561).

yeten: ok atılan tahta yay; atımcı yayı, hallaç yayı. bk. yetenğ III, 21-3, 21-4 (Atalay-IV 2006: 776).

Makalenin aslı dosya(pdf) halinde sunulmuştur:

cihan_cakmak_divanulugatitturk_aracgerec_sozvarligi

Düzenleyen: Yılmaz Karahan

Yorumlar

Yorum yap



Lütfen aşağıdaki basit işlemi yapınız: * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.