Sayın Karahan,bu türküleri ve marşları bilgisayarıma indirmek istiyorum.1) Buna izin var mı? 2) Denedim ama beceremedim.İndirmek için ne yapmak gerekiyor?
Cehaletimi mazur görün.Bu yaştan sonra teknolojiye alışmak zor oluyor.
Tuncay D.Kalemoğlu yorum tarihi
21 Şubat, 2008 10:32
Gec kalmis bir yorum ama,
sarikamis faciası gununde duygularimin satirlara dokuluşü,
POSTAL aaşağıdadır…
Bilir misiniz dostlar,
Askerin postalı su alır karda…
Dağda,
Bayırda,
Doğuda,
Batıda,
Gabar da…
Doksan üç yıl öncesi olduğu gibi,
Sarıkamış da…
Gerçi o zaman,
Yokmuş ya,
Yiyecek de, giyecek de, postal da…
Dikiş yerlerinden sızar karlar,
Sıcaklığıyla…
Daha bedendeyken canlar…
Buz keser postalın içi,
Hissetmez uyuşan ayaklar soğuğu…
Fark edemez bazen Mehmet’ im,
Taşırken onca kiloyu…
Yağmuru kesmek için sırtına
Taksada pançoyu,
Ya o mendebur kör olasıca ayaz…
Yoktur zaman,
Tilki oyuğunu bile açamaz,
Uyumak için zamansızlıktan…
Konserveye şükrederken,
İnsandır ya sonunda…
Özlemine girer bir tas sıcak çorba…
Hani o hepimizin kaşıkladığı,
Sıcak yuvamızda…
Onlarsız,
Bir ateşin düştüğü yerde içilemez,
Bir de hissedilen yerde,
Boğazdan geçemeyen o çorba…
Değil mi ki bizler,
Yas bile tutamayan,
Tutturulmayan millete döndük,
Döndürüldük…
Değil mi ki bizler,
Öğretilmeyen tarihimizi unuttuk,
Unutturulduk…
Değil mi ki bizler,
Onca kayıp ardından
Televizyon da eğlence izler olduk…
Onların derdi çoğumuzu üzer ama
Asıl ülkeyi öldüren budur işte…
Yaşam derdi
Mehmet’i oyalar dağ tepe…
Ama asıl şudur ki öldüren onları…
Sıcak odalarımızda bizler,
İçerken kahvelerimizi…
Sayın Karahan,bu türküleri ve marşları bilgisayarıma indirmek istiyorum.1) Buna izin var mı? 2) Denedim ama beceremedim.İndirmek için ne yapmak gerekiyor?
Cehaletimi mazur görün.Bu yaştan sonra teknolojiye alışmak zor oluyor.
Gec kalmis bir yorum ama,
sarikamis faciası gununde duygularimin satirlara dokuluşü,
POSTAL aaşağıdadır…
Saygilarimla,
Tuncay D.Kalemoglu,
http://www.ucnokta.com/modules.php?name=Encyclopedia&op=list_content&eid=80
POSTAL…
Bilir misiniz dostlar,
Askerin postalı su alır karda…
Dağda,
Bayırda,
Doğuda,
Batıda,
Gabar da…
Doksan üç yıl öncesi olduğu gibi,
Sarıkamış da…
Gerçi o zaman,
Yokmuş ya,
Yiyecek de, giyecek de, postal da…
Dikiş yerlerinden sızar karlar,
Sıcaklığıyla…
Daha bedendeyken canlar…
Buz keser postalın içi,
Hissetmez uyuşan ayaklar soğuğu…
Fark edemez bazen Mehmet’ im,
Taşırken onca kiloyu…
Yağmuru kesmek için sırtına
Taksada pançoyu,
Ya o mendebur kör olasıca ayaz…
Yoktur zaman,
Tilki oyuğunu bile açamaz,
Uyumak için zamansızlıktan…
Konserveye şükrederken,
İnsandır ya sonunda…
Özlemine girer bir tas sıcak çorba…
Hani o hepimizin kaşıkladığı,
Sıcak yuvamızda…
Onlarsız,
Bir ateşin düştüğü yerde içilemez,
Bir de hissedilen yerde,
Boğazdan geçemeyen o çorba…
Değil mi ki bizler,
Yas bile tutamayan,
Tutturulmayan millete döndük,
Döndürüldük…
Değil mi ki bizler,
Öğretilmeyen tarihimizi unuttuk,
Unutturulduk…
Değil mi ki bizler,
Onca kayıp ardından
Televizyon da eğlence izler olduk…
Onların derdi çoğumuzu üzer ama
Asıl ülkeyi öldüren budur işte…
Yaşam derdi
Mehmet’i oyalar dağ tepe…
Ama asıl şudur ki öldüren onları…
Sıcak odalarımızda bizler,
İçerken kahvelerimizi…
Kimsenin farkında olmamasıdır.
Kendilerinden,
Çektiklerinden,
Yaptıklarından…
Ölümlerinden…
Postalları ayaklarındayken…
Tuncay D.Kalemoglu
Aralık,2007 Antalya
ABICIM BU TUR SIIRLER ICIMI BIR HOS EDIYOR DEVEMINI BEKLIYORUM
KOLAY GELSIN
SN.TUNCAY D.KALEMOGLUNA TESEKKÜR EDERİZ.
VAROLSUN.
SİZEDE DEGERLİ Y.BEY.
‘cok duygulandım..’
yazacak hakkı bulamadım kendimde..YARABBİ SEN BİZİM GENC EVLATLARIMIZI GÖZET.TÜM KÖTÜLÜKLERE KARSI.